Bir helikopter satın aldığınızda aslında yalnızca bir hava aracı satın almazsınız. Onunla birlikte bakım sistemini, yedek parçayı, mühimmatı, yazılımı, eğitimi ve onlarca yıl sürecek lojistik desteği de satın alırsınız. Üstelik dışarıdan alınan her kritik parçayla birlikte başka ülkelerin ihracat izinlerine, siyasi tercihlerine ve tedarik takvimlerine de bağımlı hâle gelirsiniz.
GÖKBEY’in kademeli şekilde envantere girmesini bu nedenle sıradan bir teslimat haberi olarak görmemek gerekiyor.

Türkiye’nin ilk özgün genel maksat helikopteri T625 GÖKBEY, ilk uçuşunu 6 Eylül 2018’de gerçekleştirdi. Altı ton sınıfındaki çift motorlu helikopter; personel ve yük taşıma, hava ambulans, arama kurtarma, kıyı ötesi ulaşım ve VIP nakli gibi farklı görevler için geliştirildi.
Yapısal parçaların ve aviyonik sistemlerin yanında transmisyon, rotor ve iniş takımları gibi kritik sistemlerde de Türkiye’de önemli tasarım ve üretim kabiliyetleri oluşturuldu. Millî imkânlarla geliştirilen TEI-TS1400 turboşaft motoruyla ilk test uçuşu ise 19 Nisan 2023’te yapıldı.
Sekizinci GÖKBEY’in, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün ise ilk GÖKBEY helikopterinin teslim edilmesi, bu uzun yolculuğun yeni aşaması anlamına geliyor. İkinci helikopterin de kısa süre içinde Emniyet envanterine katılması, filonun sonraki teslimatlarla kademeli biçimde büyütülmesi planlanıyor.
Savunma Sanayii Başkanlığı bünyesinde hazırlanan maliyet çalışmasında ATAK, Orman Genel Müdürlüğü için geliştirilen su atar helikopter, 10 ton sınıfı genel maksat helikopteri, T70 ve GÖKBEY programları, yurt dışındaki muadil platformlarla karşılaştırılıyor.
Çalışmadaki açık kaynak fiyatları ve tedarik varsayımları esas alındığında, yalnızca platformların yerli imkânlarla karşılanmasının doğrudan ekonomik katkısı yaklaşık 9 milyar 384 milyon dolara ulaşıyor.

Elbette bahsettiklerim gerçekleşmiş ticari işlemlerin bilançosu değil. Yabancı muadillerin açık kaynaklardan derlenen fiyatları ile öngörülen yerli tedarik maliyetlerinin karşılaştırılmasına dayanan tahmini değerler. Bu nedenle rakamları kuruşu kuruşuna kesinleşmiş bir tasarruf olarak değil, Türkiye’nin oluşturduğu ekonomik ölçeği gösteren bir projeksiyon olarak okumak daha doğru olur. Asıl büyük tablo ise helikopterlerin kullanım süresi hesaba katıldığında ortaya çıkıyor.
Bir helikopterin ekonomik ve operasyonel ömrü 35-40 yıla ulaşabiliyor. Bu süre boyunca motor ve transmisyon bakımları yapılıyor, parçalar değiştiriliyor, aviyonikler yenileniyor, yazılımlar güncelleniyor, görev sistemleri entegre ediliyor ve personel eğitimi sürdürülüyor.
SSB çalışması, 40 yıllık bakım, onarım ve idame döneminin dolaylı katkısını yaklaşık 28 milyar 152 milyon dolar olarak hesaplıyor. Doğrudan katkıyla birlikte ortaya çıkan toplam büyüklük 37 milyar 536 milyon dolara ulaşıyor. Daha ihtiyatlı ve kolay anlaşılır bir ifadeyle, Türkiye yalnızca helikopter programları sayesinde 35 milyar doların üzerinde bir ekonomik değerin ülke içinde oluşmasını ve çok büyük bir ithalat yükünün önlenmesini hedefliyor. GÖKBEY ve onu izleyecek millî helikopter projelerinde 200’ün üzerinde yerli firma görev alıyor.
TUSAŞ, ASELSAN ve TEI gibi ana aktörlerin etrafında KOBİ’lerden araştırma kuruluşlarına uzanan geniş bir ekosistem oluşuyor. Savunma sanayiinde yerlilik oranının 2000’li yılların başındaki yüzde 20 düzeyinden yüzde 80’in üzerine çıkması, bu dönüşümün daha geniş çerçevesini gösteriyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaklaşık 20 yıl önce ortaya koyduğu hedefler ve vizyon, günümüzde savunma sanayii aktörleri tarafından titizlikle takip ediliyor. İçinden geçtiğimiz süreçte bu başarının olgunlaşması ve takibinde Savunma Sanayii Başkanı (SSB) Prof. Dr. Haluk Görgün ve ekip arkadaşlarının rolü büyük.
