Bu hataları kim telafi edecek?

06 Nisan 2019, Cumartesi 08:30
AA

Teknoloji şirketlerinin güvenlik açıkları, yazılım sorunları ya da uyarıları dikkat almamaları nedeniyle ülkeler, şirketler ve bireysel kullanıcılar ciddi zararlara uğruyor. Boeing 737 Max kazaları sonucu ortaya çıkan durum en sıcak başlıklar arasında.

Geçtiğimiz günlerde Avrupa Birliği pazar hakimiyetini kötüye kullandığı gerekçesiyle ABD’li teknoloji şirketi Google’a 5 milyar dolar ceza kesti. Pazarda tekel oluşturmak kullanıcılar bakımından dolaylı ancak önemli etkileri olan bir konu.

Milyarlarca insanın her gün defalarca girip araştırma yaptığı arama motorlarına ne kadar güvenebiliriz? Arama sonucunda gelen sayfalar hatalı fotoğraflar, yanlış eşleşen bilgiler ve alakasız bağlantılarla dolu.

Bu nedenle internette önünüze çıkan her sayfaya inanmayın ve mutlaka birkaç farklı kaynaktan doğrusunu araştırın. Örneğin, Google Türkiye Genel Müdürü Bülent Hiçsönmez’i defalarca arayıp benimle ilgili hatalı bilgileri paylaşmamalarını rica ettim.

Yıllar geçti. Alakasız bilgiler hâlâ ortada duruyor. Bir teknoloji şirketi için yanlışları ortadan kaldırmak bu kadar mı zor?

Haber kaynağı olarak sık kullandığım ve yararlı bulduğum Twitter ise tartışma platformu özelliğini uzun süre önce kaybetti. Platform bugün yaygın şekilde trollerin ve manipülatif hesapların kontrolüne girmiş durumda.

Özellikle kritik gelişmelerin yaşandığı dönemlerde Twitter’dan akan bilgilere ihtiyatla yaklaşmakta büyük fayda var. Sosyal medya mecraları arasında hâlâ özgün yapısını büyük oranda koruyan Instagram’da ise çok büyük bir sahte hesap sorunu var.

Ben de bunlardan zarar gören bir kullanıcıyım. Dünyanın farklı yerlerinde benim adımı kullanarak açılmış olan hesaplar var. Bu hesapların bazıları insanları dolandırma amacı güdüyor.

Tespit edebildiklerimi Instagram’ın bağlı olduğu Facebook Türkiye Müdürü Derya Matras’a iletiyorum. En son görüşmemizde bu şikayetleri dikkatle takip ettiklerini söylemişti.

Hazır bu konular açılmışken, Bir de L’Occitane derdi var başımda! Yıllardır taciziyle başa çıkamadığım Fransa merkezli kozmetik şirketinden söz ediyorum.

Bu markanın ürünleriyle ilgili yaşadığım sorunlar ve müşteri ilişkilerinin umursamazlığı nedeniyle L’Occitane’ı bir süre önce hayatımdan çıkarmıştım. Türkiye temsilcisi Palmiye Kozmetik şirketine de defalarca başvurdum.

Ancak ilgisiz mail ve SMS bombardımanlarından hâlâ kurtulamıyorum. Konuyu gündeme getirme nedenim de bu zaten.

Müşterilerin bütün uyarı ve itirazlarına rağmen tüketicileri farklı kanallardan ablukaya alan şirketler hakkında Ticaret Bakanlığı’nı daha etkili önlemler almaya çağırıyorum.


Sıradaki haber yükleniyor...