Cumhurbaşkanı'nın tutumu umut verici

12 Haziran 2015, Cuma 05:00
AA

Seçimden sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ne yapacağı, ne söyleyeceği çok merak ediliyordu. Cumhurbaşkanı’ndan önce yazılı açıklama geldi: “Milletimizin takdiri her şeyin üzerindedir. Sonuçların hiçbir partiye tek başına iktidar imkânı vermediği mevcut tablonun, yarışa katılmış olan tüm partiler tarafından sağlıklı ve gerçekçi bir değerlendirmeye tabi tutulacağına inanıyorum” dedi. Ardından, TBMM’nin en kıdemli üyesi sıfatıyla CHP milletvekili Deniz Baykal’ı davet etti.

Türkiye’nin krize girmeden siyasi çözüme ulaşmasının yolları konuşuldu. Nihayetinde kendi sesinden ilk açıklamasını dün duyduk: “Tüm partileri serinkanlı düşünmeye ve ülkenin geleceği için sorumluluk almaya davet ediyorum” ifadesini kullandı. Erdoğan’ın “Anayasanın şahsıma yüklediği görevleri bihakkın yerine getireceğimden hiç kimsenin şüphesi olmasın” yönündeki sözlerini çok önemsiyorum. Erdoğan’ın seçim sonrasında takındığı bu tutum bence olumlu ve yapıcı.

[[HAFTAYA]]

* * *

Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun TRT’de Nasuhi Güngör’e yaptığı açıklamalar da aynı şekilde serinkanlıydı. Davutoğlu yeni durumla ilgili “Millete küsülmez”, “Hiçbir ihtimali dışlamıyoruz”, “Herkes evinde rahat uyusun”, “Kırmızı çizgimiz yok”, “Her türlü müzakereyi açık yüreklilikle yapmaya hazırım” gibi devlet adamı sorumluluğuna yakışan ifadeler ortaya koydu. Davutoğlu’nun “Başkanlık sistemine geçmek istedik ama halk bu yetkiyi vermedi” değerlendirmesi de önümüzdeki günlerde Türkiye’nin bu tartışmayı geride bırakacağının bir işareti olarak okunabilir.

* * *

Türkiye’de olası hükümet senaryoları tartışılıyorken Avrupa Parlamentosu’nun merakla beklenen “2014 Türkiye İlerleme Raporu” geldi. Mesele, Avrupa’nın insan hakları, özgürlükler ve demokrasi alanında Türkiye’yi eleştirmesi değil. Çünkü yapıcı bir eleştiriyi her zaman faydalı bulurum, ayrıca buna ihtiyacımız olduğunu da düşünüyorum. Sorun, çifte standart ve tepeden bakıştan kaynaklanıyor.

Avrupa “Türkiye zaten bize muhtaç” gibi bir bakışla yaklaşıyor ki, bu zihniyetle yol almak çok zor. Türkiye aylardır Avrupa Parlamentosu’na “1915 olaylarını soykırım olarak önümüze getirip bize dayatmada bulunmayın” diyordu. Zira Ankara daha önce parlamentonun bu kararının “yok hükmünde” olduğunu ilan etmişti. Buna rağmen parlamentonun 751 üyesinden 550’si aynı doğrultuda oy kullandı.

Oysa Avrupa Parlamentosu’nun 1987’deki soykırım dayatması 2003 yılında Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’ndan “siyasi mülahazalarla hukuki karar verilemez” gerekçesiyle geri dönmüştü. Türkiye gibi önemli ve büyük ülkeyi sürekli aşağılayıp önünü kesmenin Avrupa’nın da çıkarına olmadığını anlayacak vizyon -maalesef- hâlâ oluşmamış görünüyor. AB Bakanı Volkan Bozkır haksızlıklarla dolu raporu iade edeceklerini açıkladı. Bozkır’ın tepkisini haklı buluyorum.

Sıradaki haber yükleniyor...

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.