Deli saçması!

08 Ağustos 2015, Cumartesi 05:00
AA

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için “Savaş kabinesi kurdu, çatışmaları seçime gitmek için körüklüyor” gibi ifadeler kullanmak deli saçmasından başka bir şey değil.

Cumhuriyet tarihinde Kürt meselesinin çözümü için en köklü adımlar bu son 10 yılda atıldı.

Bu cesur adımların çoğu Erdoğan’ın aldığı siyasi riskle hayata geçirildi. Kürt realitesi tanındı. Haklar ve özgürlükler alanında Türkiye önemli yol katetti.

Çatışmasızlık ortamında en zor konular bile tabu olmaktan çıktı. Demokratikleşme adımlarını hızlandırması için sivil toplum hükümete baskı yapmaya başladı.

[[HAFTAYA]]

Selahattin Demirtaş cumhurbaşkanlığı adaylığında yüzde 10’a yakın oy aldı. HDP yüzde 13 ile güçlü şekilde TBMM’ye girdi.

Bakın, bugün hangi noktadayız? Türkiye’de atılan bütün adımlara rağmen PKK silah bırakmadı. Şiddet kartını Demokles’in kılıcı gibi hep Türkiye’nin üzerinde sallayıp durdu.

PKK askerleri öldürüyor, polisleri şehit ediyor, TIR’ları yakıyor, altyapıya saldırıyor, halkı tehdit ve baskıyla sindiriyor. Sivillerin ölümüne neden olan eylemler gerçekleştiriyor, yol kesiyor. Kendi mahkemelerini kuruyor...

Efendim neymiş, TSK’nın operasyonları durmalıymış. Dünyanın hangi ülkesi, sınırları içinde yaşanan bu tip şiddet eylemlerine seyirci kalabilir? PKK kuzey yarımkürenin en kanlı terör örgütü olmaya devam ediyor. PKK’nın yaptığı bir hak arama mücadelesi değildir. Türkiye’de seçmen, kendi hakkını araması için milletvekillerini görevlendirdi, bunlar arasında önemli sayıda HDP’li de var.

Eğer silah kullanmak bir hak arama yöntemi olarak meşruiyet kazanacaksa o zaman çok başka bir yere gideriz. PKK her şeyden önce HDP’yi sabote ediyor, gücünü eritiyor. Bu nedenle bazı HDP’lilerin PKK saldırları hakkında yaptığı açıklamalar benim için hayalkırıklığı yaratıyor. HDP’ye oy veren vatandaşların önemli bölümü “Akan kan dursun, silahlar yerine siyaset konuşsun” diye bu tercihi yaptı.

Açıkçası benim HDP ve PKK’ya tavsiyem şu olacak, Batı’nın Irak ve Suriye’de IŞİD ile savaşta yerel Kürt unsurlarla taktik işbirliğine gitmesi yanıltıcı mesaj vermesin. Büyük bir dış güce güvenerek Türkiye’yi hançerlemenin pek iyi bir fikir olmadığını, tarihteki örneklere bakarak anlayabilirler. Zira benim Washington’dan aldığım sinyaller PKK’nın hayal ve beklentileriyle uyuşmuyor.

***

Bir çift sözüm de Arap Birliği ve Rusya’ya. Arap Birliği, Türkiye’nin Irak operasyonlarını şiddetle kınadı. Varlığı bile tartışmalı olan böyle bir örgütün aldığı karar yok hükmündedir. Türkiye’yi kınarken kullandıkları “Irak’ın toprak bütünlüğü lafı” da ancak komedi filmi repliği olur. Yıllarca Amerikan işgali altında kalan, kuzeyin Kürt devleti, güneyinde Şii bölgesi yer alan bir ülkede hangi toprak bütünlüğünden söz ediyorsunuz?

Rusya Başbakanı Dimitri Medvedev’in açıklaması da benzer nitelikte. Türkiye’yi başka bir ülkenin toprak bütünlüğüne müdahale etmekle suçlayan Medvedev önce, Rusya tarafından işgal edilen Kırım ve Ukrayna’nın hesabını versin.

Sıradaki haber yükleniyor...

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.