Dini ve etnik çatışma riski

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Ortadoğu yıllardır din ve mezhep savaşlarının içinde... Türkiye ise bölge ülkelerine benzer nitelikte bir nüfus yapısına sahip olmasına karşın hep bu gerilimin dışında kalmayı başardı. Bana göre Türkiye’yi koruyan iki önemli unsur, laik yapısı ve demokrasisiydi. Zaten elde edilen ekonomik başarılarda da bunların rolü büyük. Demokratik değerlerden uzak ve siyaseti dini esaslara göre inşa eden bir yönetim işbaşında olsaydı Türkiye şimdiki başarıları elde edemezdi.

Batı’nın ekonomik, siyasi ve askeri sisteminin tamamen dışına itilirdi. Bunun da bir bedeli olurdu. Türkiye bugün dünyada Çin’den sonra en hızlı büyüyen ülke olduysa bunda siyasi istikrarın yanı sıra çizilen istikametin de etkisi var. Avrupa Birliği’ne tam üyelik hedefi her türlü tartışmaya rağmen Türkiye’nin hâlâ önemli bir değeridir. Ekonomisi ağır darbeler alsa bile Avrupa en büyük ortağımız olmaya devam ediyor.
[[HAFTAYA]]

* * *

İngiltere’de yayınlanan ‘The Economist’ dergisinin son sayısında Sünniliğin yükselişine dair bir yazı var. Okuyanı gaza getirecek cinsten. Türkiye, mezhep tartışmalarının nerelere varacağını en iyi bilen ülkelerden biri. Şöyle son 80 yıllık geçmişe bakınca hangi felaketlerin eşiğinden döndüğümüz de ortada. Türkiye, bazı çevrelerden pompalanan mezhepçiliğin etkisine girerse kendi iç barışını tehlikeye attığı gibi komşularla ‘sıfır sorun’ hedefine de asla yaklaşamaz.

Üstelik iş bununla da sınırlı kalmaz, kendimizi bataklığın içinde buluruz. Kimi başkentlerde ‘İslam dünyasında denge sağlanabilmesi için mutlaka büyük çaplı mezhep savaşı çıkması gerektiği’ tezi işleniyor. Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Sünni Tarık El Haşimi’nin tutuklanması konusunda Ankara’nın gösterdiği sert tepki, Irak’ın Şii Başbakanı Nuri El Maliki’nin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkındaki tehditkâr açıklamaları, Türkiye’nin tartışmaların içine kolayca çekilebileceğini gösteriyor.

* * *

NATO, teknik belgelerinde İslam’ı düşman konseptinde değerlendiriyor. Avrupa’daki bakış da benzer özellikte. Türkiye’nin bu tehlikeli gidişe “dur” diyebilmesi ve Ortadoğu’ya yönelik büyük oyunları engelleyebilmesi için nerede durduğu çok önemli. Bizim de içinde bulunduğumuz bölgeyi manipüle etmenin bugün için en etkili yolu, din ve mezhep ayrılıklarını kullanmaktan geçiyor. Sünni, Nusayri, Alevi, Şii, Türk, Kürt, Hıristiyan ayrımıyla ortaya çıkacak ateş çemberinden Türkiye’yi kurtaracak tek şey, laiklik ve demokrasiye sarılmaktır.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın geçen sene Mısır’ın başkenti Kahire’de yaptığı konuşma bu bakımdan tarihi önemdeydi. Erdoğan, Ortadoğu coğrafyasının karşı karşıya olduğu riskleri sıralarken bundan korunmak için laikliğe sahip çıkmak gerektiğinin altını çizmişti. Erdoğan “Laiklik, din karşıtlığı ya da dinsizlik değildir” demişti. İsrail’den Amerika’ya, İngiltere’den İran’a kadar nereden bakarsanız bakın, Türkiye’yi farklı kılan, Erdoğan’ın güvencesini verdiği bu laik duruştur. Ben, Türkiye’de, bu çerçevede geriye gidiş ya da eksen kayması yaşanacağını düşünmüyorum.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder