New York’ta, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu haftasında izlediğim toplantılardan biri, Türkiye’nin uzun zamandır yeterince değerlendiremediği bir imkânı yeniden düşündürdü: Dünyanın farklı ülkelerinde başarıya ulaşmış Türklerin birikimini ortak bir güce dönüştürmek.
22 Eylül’de Meta’nın New York merkezinde düzenlenen Global Turks Forum’da bilim insanları, yöneticiler, girişimciler ve kamu temsilcileri bir araya geldi. Vakfın kurucusu ve başkanı Ayşegül Dicle Aydın ise toplantıda Global Turks par Excellence araştırmasının ikinci aşamasını sundu.
MIT Media Lab’den Canan Dağdeviren ve The Jackson Laboratory’den Derya Unutmaz, bilim dünyasındaki Türklerin birikimini temsil ediyordu. Türk Hava Yolları’ndan Fatih Durmaz ve küresel iş dünyasındaki deneyimiyle Ahmet Bozer ve Özge Bulut Maraşlı da konuşmacılar arasındaydı. Boeing Türkiye Genel Müdürü ve aynı zamanda vakfın başkan yardımcısı Ayşem Sargın’ın katkısıyla şekillenen program, farklı alanlarda başarı kazanmış Türklerin birbirleriyle kurabileceği bağları somut biçimde gösterdi.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı M. Fatih Kacır sohbetimizde Türklerin küresel düzeyde etkin olma çabalarına tam destek verdiklerini söyledi.
Bu buluşmanın önemi, başarılı insanların aynı salonda bulunmasından ibaret değil. Jeopolitik gerilimlerin keskinleştiği bir dönemde ülkeler arasındaki rekabet yalnızca diplomasi masasında yürümüyor. Yatırım kararlarında, üniversitelerde, teknoloji şirketlerinde, medyada ve uluslararası kuruluşlarda da sürüyor.
Bir ülkenin imkânlarını, kapasitesini ve değerlerini doğru anlatabilen insanların kurduğu ilişkiler, bugün her zamankinden daha kıymetli. Türkiye’nin Amerika’da ve Avrupa’da çok güçlü bir insan kaynağı var. Bilimde, iş dünyasında, sanatta ve teknolojide öne çıkan sayısız Türk bulunuyor. Buna karşılık, bu bireysel başarıları uzun yıllar boyunca birbirini besleyen, Türkiye ile bağını sürdüren bir ağa yeterince dönüştüremedik.
İsrail, Yunanistan, İrlanda, İtalya, Hindistan ve Çin kökenli toplulukların kurduğu güçlü ilişkiler, böyle bir ağın ülkeler için ne kadar değerli olabileceğini gösteriyor. Elbette her topluluğun tarihi ve örgütlenme biçimi farklı. Türkiye’nin de kendi koşullarına uygun, kapsayıcı bir yol geliştirmesi gerekiyor. Global Turks Vakfı’nın çabası tam bu noktada dikkat çekiyor.

Ayşegül Dicle Aydın’ın başlattığı çalışma, önce küresel ölçekte başarılı Türk profesyonelleri araştırmaya, ardından onları bir araya getirecek kalıcı bir yapı oluşturmaya yöneldi. Vakfın liderlik gelişimi, kuşaklar arası mentorluk ve uluslararası iş birliği çalışmalarını önemsememin nedeni bu: Başarı hikâyelerini görünür kılarken yeni başarıların önünü açmayı da hedefliyor.
Dicle Aydın’ın emeğinde ayrıca altı çizilmesi gereken bir taraf var. Dünyanın farklı şehirlerinde çalışan, yoğun gündemleri olan insanları ortak bir amaç etrafında toplamak kolay değil. Bunun için bir fikir kadar sabır, güven ve süreklilik de gerekiyor.
New York forumuna Ticaret Bakanı Ömer Bolat ile Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın katılması da anlamlıydı. İki bakanın programda yer alması, dünyadaki Türk profesyonellerle kurulacak ilişkinin ticaret, yatırım, sanayi ve teknoloji açısından da önemsendiğini gösteriyor.
Türkiye’nin ihtiyacı, yurt dışındaki başarılı insanlarından yalnızca ülkeyi anlatmalarını beklemek değil; onların görüşlerini dinlemek, aralarındaki bağlantıları güçlendirmek ve genç kuşaklarla buluşmalarına imkân sağlamak. Türkiye’yi dünyaya iyi anlatmak da böyle bir karşılıklı ilişkinin sonucu olur.
