effrey Epstein dosyasına hâlâ ‘skandal’ demek, gerçeği perdelemektir. Bu bir skandal değil, örgütlü bir sistemin çöküşüdür. Bir kişinin suçu değil, bir düzenin sessiz mutabakatıdır. Epstein, yalnızca suçu işleyen değil, suçun üzerini örten mekanizmanın içinden geçen bir figürdür. Bugün bu dosya hâlâ kapanmıyorsa, bunun nedeni merak değil, korkudur. Çünkü dosya açıldıkça sadece bireyler değil, kurumlar da yıpranıyor. Epstein dosyalarında geçen isimler tesadüfi değil. Bu kadar çok siyasetçi, iş insanı ve elit figürün aynı ağda görünmesi, bireysel hatalarla açıklanamaz. Burada karşımızda, gücün kendi kendini koruduğu kapalı bir ekosistem var.
Dosyalarda en sık adı geçenler şunlar:
• Bill Clinton
• Donald Trump
• Prens Andrew
• Ehud Barak
• Bill Gates
• Leon Black
• Alan Dershowitz Bir kez daha altını çizmekte fayda var. Bu isimlerin tamamı hakkında mahkûmiyet kararı yok ama şu soru ortada duruyor: Bu kadar güç, bu kadar temas, bu kadar sessizlik neden? Amerika’nın ve dünyanın en güçlü teknoloji şirketlerinin patronları ve iş dünyasından ünlülerin de çok sık adı geçiyor. Bill Gates ve Elon Musk bunlar arasında. İngiltere Kraliyeti Ailesi’nden Prens Andrew’ın, Sarah Ferguson ve başka bazı tanınmış profillerin de yazışmaların odağında yer alması olayların küresel düzeydeki yayılma şeklini ortaya koyuyor. Epstein’in 2008’de Florida’da aldığı ceza, hukuki bir karar değil, sistemin kendini kurtarma refleksidir. Reşit olmayan çocuklara yönelik ağır suçlamalar, birkaç ayla geçiştirildi. Üstelik Epstein, cezasını neredeyse ev hapsi konforunda çekti. Bu noktada mesele artık Epstein değildir. Mesele, savcılıktır. Mesele, siyasettir. Mesele, paranın hukuku nasıl bükebildiğidir. Amerikan adalet sistemi burada gecikmedi; bilinçli şekilde sustu. Jeffrey Epstein, 10 Ağustos 2019’da cezaevinde ölü bulundu. Resmî açıklama: İntihar.
Ama gerçek hayatta bu kadar kritik bir tanığın ölümü, bu kadar ‘aksaklıkla’ açıklanamaz:
• Kamera yok
• Hücre arkadaşı yok
• Gözetim yok
• Sorumluluk yok Bu ölüm; ister ihmal, ister kasıt, ister zincirleme beceriksizlik olsun, devletin mutlak başarısızlığıdır. Epstein hayattayken konuşabilirdi; ölünce herkes rahatladı. Bu da dosyanın neden kapanmadığını anlatıyor. Epstein’in İsrail istihbaratı Mossad ile bağlantılı olduğu iddiaları, bugüne kadar kanıtlanmış değil. Ancak tamamen ‘saçma’ diyerek geçiştirilebilecek iddialar da değil. İstihbarat dünyasında şantaj, arşiv ve zaaf dosyaları yeni değil.
Epstein’in: • Sınırsız erişimi • Belirsiz finansmanı • Dokunulmazlığı bu iddiaları besliyor.
Belki de Mossad iddiaları üzerinden Epstein’in neden bu kadar korunduğunu düşünmek gerekir. Epstein dosyası, ABD’de zaten zayıflamış olan kurumsal güveni daha da sarstı. Bugün Amerikan kamuoyunda şu algı hâkim: “Sıradan vatandaş için hukuk var, elitler için ise anlaşma.” Bu algı son derece tehlikeli. Çünkü demokrasi, sadece sandıkla değil, adalet duygusuyla ayakta kalır. Epstein dosyasının en ürkütücü yanlarından biri Türkiye ile ilgili bağlantılar. Son olarak başka bazı tanınmış şahısların yazışmalarda adı geçti. Çocuk istismarı, insan ticareti ve kayıp çocuklar meselesi, küresel bir suç alanı. Türkiye’nin bu konuda: Daha sert cezalar, daha güçlü uluslararası iş birliği, daha şeffaf veri paylaşımı yapması bir tercih değil, zorunluluktur. ABD Başkanı Donald Trump’ın suçlamalarla hiçbir ilgisi olmadığı yönündeki açıklamalarına karşın bu olay Trump’ın görev süresi içinde kendisini gölge gibi takip edecektir. Belki Trump’ın istifası veya azline kadar gitmeyebilir ama Trump içeride hep bu dosyaların baskısı altında kalacak.
