Gazeteciler hapse atılmamalı

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın basın özgürlükleri konusundaki değerlendirmeleri nedeniyle “acemi elçi” ifadesini kullandığı ABD’nin Ankara Büyükelçisi, Türkiye gibi bir demokraside gazetecilerin ve entelektüellerin demir parmaklıkların arkasında olmasını anlayamadığını söyledi

ABD Büyükelçisi Ricciardone, Uludere’deki hava saldırısı konusunda da ülkesinin genel anlamda teknik istihbarat desteği sağladığını, ancak kesinlikle hedef seçimi sürecine karışmadığnıı açıkladı. Büyükelçi, Ermeni meselesi konusunda da Türkiye’ye “geçmişin hayaletleriyle yüzleşme” çağrısı yaptı




Hakan Çelik (solda)- Ricciardone (sağda)


Amerika Birleşik Devletleri’nin Ankara Büyükelçisi Francis J. Ricciardone ile Ankara’daki rezidansında buluştuk. Büyükelçi Ricciardone, Türkiye’deki misyonlarını ABD Başkan Barack Obama’nın “Halklarımız arasındaki dostluğu ve ülkelerimiz arasındaki ittifakı yenilemek ve güçlendirmek” sözüyle özetledi. Büyükelçi Ricciardone’nin sorulara verdiği yanıtlar şöyle:

Irak Başbakanı Nuri El Maliki ile Başbakan Erdoğan arasında söz dalaşı başladı. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Önleme girişiminiz var mı?

Irak topraklarının terörist faaliyetlerle Türkiye’ye karşı kullanılmasına karşıyız. Ama içişlerine saygı duyuyor, doğrudan ne yapmaları gerektiğini söylemiyoruz. Onlara anayasal demokratik bir çerçevede destek sağlıyoruz.

  Irak hava sahasının Türk uçakları tarafından kullanılması konusu nasıl planlandı? Birlikleriniz çekildikten sonra Türkiye ile arazide nasıl işbirliği yapıyorsunuz? Uludere’de tam olarak ne oldu?

Uludere hakkında şunu kesinlikle söyleyebilirim: Amerika genel ve özel olarak bu konuya dahil olmamıştır. Hedef seçiminde Washington’ın rolü yoktur. Biz, PKK konusunda istihbarat desteği veriyoruz. Hedef seçimini Türkiye yapar. Irak konusuna gelince, egemen bir devlettir. ABD, Irak’ın kara ve havada egemenliğine saygı duymaktadır. Türkiye’nin sınır ötesi kara operasyonları konusunda hiçbir katkımız ve katılımımız yok.

ULUDERE’DE AMERİKA’NIN ROLÜ


Barack Obama

İstihbarat paylaşımı konusunda zafiyet var mı? Eğer varsa Amerika’daki merkezle ilgisi var mı? Hükümet ile kontağınız oldu mu? CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu “Uludere’de istihbarat verebilecek iki ülke var” demişti. Biri Amerika, diğeri İsrail. Bu görüşe nasıl bakıyorsunuz?

Çok sayıda insanın ölümüyle ilgili bu trajik olay hakkında bir kez daha taziyelerimizi sunuyoruz. Hükümetin de ifade ettiği gibi burada korkunç bir hata olduğu açık. Bu olay olmamalıydı. Tekrar ediyorum, kesinlikle hedef seçimine katılmadık. Böyle çatışmaların yaşandığı bir ortam ve zamanda, hiç bir ülke maalesef mükemmel istihbarata sahip olamıyor. Örneğin biz, Afganistan’da hatalar yaptık ve özür diledik.

Uludere’de bahsi geçen o 4 saatlik materyal arasında kaynağı Amerikan Predatörler olan görüntü var mı?

Bununla ilgili daha fazla bilgi veremiyorum. Bunlar askeri sırlar. Sizin askerlerinizin de güvenliği açısından daha fazla konuşamam.

Ermeni soykırımı meselesi yine nisanda Washington’da gündeme gelebilir mi? Fransa’nın bu kararı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Fransa’nın hukuki düzenlemeleri hakkında yorum yapmak istemem. Fransa ve Türkiye bizim eski ve değerli müttefiklerimizdir. Bu sorunu ve tartışmayı aşabilmenizi diliyoruz. Ermeniler ve Türkler, samimi ve açık şekilde 1915 olaylarının gerçeklerini konuşmalıdır. Başkan Obama’nın da söylediği gibi Ermeniler ve Türkler bunun üzerinde çalışmalı. Yapıcı ve samimi bir diyalog olmalı. Tarihçiler bir araya gelip tartışmalı. Bunlar Türkiye’de artık kapalı bir kutu değil. Türkler geçmişin acılı günlerini konuşma ve üzerine gitme konusunda daha cesur hareket ediyor.

Türkiye ile Ermenistan arasındaki diyalog Dağlık Karabağ’da takılmış gibi görünüyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Biz Amerika olarak ileriye bakan bir ülkeyiz. Türkiye de öyle. 2023 hedefiniz var. Türkiye ilk 10 ülke arasına girmek istiyor. Buna ulaşmak için geçmişin hayaletleriyle yüzleşmek yararlıdır. Bunun için geçmişte neler olduğuna dair tarihçilerin çalışması gerekir. Dağlık Karabağ sorununun çözümü için kurulan Minsk Grubu 20. yılına giriyor. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün girişimi beni çok umutlandırmıştı. Protokolleri de destekledik. Fakat biz, Dağlık Karabağ sorunu ile Türk-Ermeni ilişkilerinin normalleşmesi arasında bir bağlantı görmüyoruz. Bu iki süreci birbirinden bağımsız olarak algılıyoruz. Ermenistan ve Türkiye arasında ilişkilerin her anlamda normalleşmesini arzu ediyoruz.

“Geçmişin hayaletleri” derken neyi kastediyorsunuz?

Her büyük ülkenin muhteşem anları olduğu gibi acı dolu hatıraları da vardır. Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılması ve Kurtuluş Savaşı günlerinde Türkiye’nin de oldu. Çok sayıda insan büyük acılar çekti. Geçmişin acılarına takılıp kalmamak gerekir ama tarihten ders alınması gereken şeyler vardır.

  Örneğin Türkiye’nin özür dilemesi iyi bir başlangıç olabilir mi?

Bu Türkiye’nin karar vereceği bir şeydir. Hangi dili kullanacaklarına ve nasıl hareket edeceklerine Ermeniler ve Türkler karar vermelidir.

 ‘‘ANLAMAKTA ZORLANIYORUM’

Türkiye’ye ilk geldiğiniz günlerde basın özgürlükleri hakkındaki açıklamalarınız Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın tepkisini çekmiş ve size “Acemi elçi” demişti. Aradan geçen bir yılda basın özgürlükleri konusunda fikriniz, duruşunuz değişti mi?

Türkiye, yüksek değerleri ve hukuku olan büyük bir ülke. Çok önemli bir geçiş süreci yaşadı. Darbelerle kesintiye uğrasa da Türkiye her seferinde demokrasi çıtasını yükseltti. Basın ve ifade özgürlüğü konusunda sağlanması gereken ilerlemeler olduğuna inanıyorum. Türkiye birinci sınıf bir demokrasiyi hak eden bir ülkedir. Atatürk döneminde dünyanın en iyi standartları hedeflendi. Komşuları örnek almadınız mesela. Ben iyimserim, ayrıca Türkiye gibi bir ülkenin diktatörlüğü kabul edeceğini sanmıyorum. Türk halkı, demokrasiye çoktan geçmiş bu ülkenin geriye gitmesine izin vermez diye düşünüyorum. Diğer taraftan aydınların, gazetecilerin nasıl demir parmaklıkların arkasında olabildiğini anlayamıyorum. Daha önce görev yaptığım dönem ile şimdi arasında Türkiye’nin gelişmişliği bakımından önemli bir fark var. Bu nedenle böyle bir ülkenin aydınlara yönelik bu tutumunu, entelektüellerin cezaevine atılmasını anlamakta çok zorlanıyorum. Eğer biri, örneğin bomba attığı yada şiddete başvurduğu için cezaevine giriyorsa bunu anlayabilirim. Fakat bir kişi istenmeyen şeyler söylüyorsa, öfkeli şeyler bile olsa cezalandırılmasını anlayamıyorum. Ben ‘her şey karanlık ve kötü’ de demiyorum, hatta bardağın dolu tarafı daha fazla. Yeni anayasa sürecinin birçok alanda iyileşme sağlayacağına dair inancımı koruyorum.

Malatya’daki radar çalışmaya başladı mı? Türk halkı olası bir füze tehdidine karşı koruma altında mı?

Evet, bildiğim kadarıyla tam anlamıyla faaliyete geçti. Fakat bu bir füze üssü değil. Savunma amaçlı bir radar sistemi ve NATO çerçevesinde Türkiye’yi kendisine yönelecek düşman füzelerden de korumayı hedefliyor. n İkili ilişkiler konusunda yeni gelişmeler var mı ? Türkiye, Amerika’ya en çok yabancı öğrenci gönderen ülkeler arasında Çin ve Hindistan’ın ardından üçüncü sırada. Tek başına bu kriter bile Türkiye ile Amerika arasındaki ilişkilerin sahip olduğu muazzam potansiyeli gösteriyor. Ayrıca dış ticaretimizde yüzde 35’lik artış var.

Teksas Valisi için: Aptalca ve saçma

Büyükelçi Francis Ricciardone basın ve özgürlüklerin sınırlarından söz ederken “Bazen insanlar hiç hoşumuza gitmeyen aptalca ya da saçma şeyler dile getirebilirler” örneğini verince “Teksas Valisi ve cumhuriyetçi başkan aday adayı Rick Perry’nin Türkiye hakkındaki sözlerini de bu çerçevede değerlendirebilir miyiz?” diye sordum. Büyükelçi Ricciardone gülerek “İşte mükemmel bir örnek” diyerek Teksas Valisi’nin görüşlerine hiç katılmadığını göstermiş oldu. Vali, Türkiye için “İslamcı teröristler tarafından yönetilen ülke” ifadesini kullanmış ve NATO’dan çıkarılma zamanının geldiğini ileri sürmüştü.

Ricciardone kimdir?

Çok iyi derecede Türkçe konuşan Büyükelçi Francis Ricciardone uzun yıllar önce genç bir diplomatken Türkiye’de görev yaptı. Türkçe’nin dışında Arapça, İtalyanca ve Fransızca bilen Ricciardone Afganistan, İran, Irak ve Ürdün’de de bulundu. Moleküler biyoloji uzmanı Marie Ricciardone ile evli olan Büyükelçi’nin iki kızı bulunuyor. 61 yaşındaki Francis Ricciardone’nin kızı Francesca da Türkiye doğumlu.

Notlar

- Başkan Obama’nın Ankara’ya büyükelçi olarak atadığı Francis Ricciardone’nin resmen göreve başlaması, Kansas Senatörü Sam Brownback tarafından engellenmişti. Bu nedenle yaklaşık 6 ay boyunca ABD’nin Ankara Büyükelçiliği pozisyonu boş kaldı.
- Bundan tam bir yıl önce göreve başlayan Büyükelçi, basın özgürlüğü konusunda Türkiye’yi eleştirdiği için Başbakan Tayyip Erdoğan öfkelenmiş ve Ricciardone için “Acemi elçi” ifadesini kullanmıştı.
- Büyükelçi, ROJ TV konusunda Avrupa nezdinde girişimde bulunduklarını söyledi. İsrail ile Türkiye’nin ilişkilerini normalleştirmesini de arzuladıklarını anlattı.


 

Yazarlarımızdan

24 Şubat 2021, Çarşamba 09:49
24 Şubat 2021, Çarşamba 07:00
24 Şubat 2021, Çarşamba 07:00
Sıradaki haber yükleniyor...
holder