Hiçbir türbülans kalıcı olamaz

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News
Avrupa Birliği Bakanı Ömer Çelik, AB ile Türkiye arasında hayli soğuk rüzgarların estiği şu günlerde trenin raydan çıkmasını önlemek ve süreci makul bir yere getirebilmek için yoğun gayret sarfediyor. Bakan Çelik’le önceki gün Avrupa kurumlarının merkezi niteliğindeki Belçika’nın başkenti Brüksel’deydik. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasetteki en uzun süreli yol arkadaşlarından olan Ömer Çelik aynı zamanda AK Parti içinde dünyayı en yakından izleyen isimlerden. Erdoğan devrim niteliğinde AB reformlarını gerçekleştirirken yakın siyasi danışmanları arasında Ömer Çelik de bulunuyordu. Bu süreci başından beri bilen bir ismin bugün AB Bakanlığı koltuğunda oturması Türkiye için avantaj. Avrupa Birliği Bakanlığı “AB ile Sivil Toplum Buluşmaları” adında dört Avrupa şehrini kapsayan bir tur düzenliyor. Bunun ilk ayağı Brüksel’de gerçekleşti. İkinci toplantı 15 Aralık’ta Berlin’de... Daha sonra Londra ve Paris’e gidilecek. AB Bakanı Ömer Çelik bu kapsamda Brüksel’deki Hilton Oteli’nde Türk ve yabancı medya mensuplarıyla bir araya geldi. Toplantının moderatörlüğünü ben yaptım. Bakan Çelik, Avrupalı gazetecilere, özetle “Bizi her konuda eleştirin, ancak Türkiye’nin özellikle terör eylemleriyle ilgili yaşadığı olağanüstü zorlukları görün ve lütfen önyargıyla yaklaşmayın” mesajını verdi. Çelik’in anlattıklarından edindiğim izlenim şu; ülkeler ve siyasetçiler arasında farklı nedenlerle sert tartışmalar olabilir. Ancak esas olan halklar arasındaki anlayış birliğini güçlendirmek. Bunun için de sivil toplum, medya ve iş dünyası sürekli görüşmeli, irtibat halinde olmalı...



Ömer Çelik’in konuşmasından satır başlarıyla bölümler aktarıyorum:
■ 3 milyon mülteciyi misafir ediyoruz ama bunlar hiçbir şekilde Türkiye’de iç politika malzemesi yapılmamıştır.
■ Avrupa ülkeleri 200-300 kişilik bir mülteci grubunun yerleştirilmesi için referanduma gidiyor.
■ Türkiye tarih boyunca güçlü bir Avrupa devleti olmuştur.100 yıldır da pek çok reformla birlikte güçlü bir Avrupa demokrasisidir.
■ Devlet, millet ve sivil toplum örgütleri olarak şu ana kadar mültecilere 25 milyar dolar harcadık.
■ AB ile Türkiye arasında bir türbülans var. Bir iletişim sorunu var. Bu iletişim sorununun aşılması gerekiyor. Öteden beri söylediğimiz şey şuydu Avrupalı liderlere; birbirimiz hakkında konuşmayalım, birbirimizle konuşalım.
■ Bir ülkenin parlamentosu, ordusundaki generallerin 3’te 1’inin katıldığı bir darbe girişimi sonucunda bombalanmıştır. Cumhurbaşkanı öldürülmek istenmiştir. Bakanlar, Başbakanımız öldürülmek istenmiştir. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin etrafında 50’ye yakın vatandaşımız şehit olmuştur. Keşke hepinizin TBMM’yi görme imkanı olsaydı. Sizi, buradaki gazeteci arkadaşlarımızı TBMM’yi görmeye davet ediyoruz.
■ Bir Avrupa demokrasisi Avrupa topraklarında saldırıya uğramıştı. Dolayısıyla bu ülkenin parlamentosuyla dayanışma içinde olmak, ilk haftalarda, ilk günlerde söz konusu olmalıydı. Ama bunlar olmadı. Bunun yerine darbe girişiminden 24 saat sonra maalesef Türkiye’nin darbeye karşı alacağı tedbirlerin demokratik olup olmayacağı sorgulandı. Yapılan bir açıklamada, ‘Taraflara itidal çağrısı yapıyoruz’ denildi. Bizimle darbeciler eşit taraflar olarak algılandı ve itidal çağrısı yapıldı.
■ Yapıcı eleştiriyi bir kazanım sayarız. Ancak negatif ve evrensel değerleri araçsallaştıran vizyonsuz eleştirileri tabii ki dikkate almamız mümkün değildir
■ Avrupa Parlamentosu’nun kararı, Avrupa değerleri etrafında dayanışmak yerine, Avrupa değerlerini bir başka ülkeyi köşeye sıkıştırmak için araç gibi kullanma şeklinde bir yaklaşımdır.
■ Özellikle ifade hürriyeti ve basın hürriyeti gibi konularda biz bunları tartışabilecek özgüvene sahibiz. Örneğin 23. ve 24. fasılları açalım, buyurun konuşalım...

Yazarlarımızdan

20 Eylül 2021, Pazartesi 11:11
20 Eylül 2021, Pazartesi 07:27
20 Eylül 2021, Pazartesi 07:23
Sıradaki haber yükleniyor...
holder