Hakan Çelikİsviçre'nin güvenlik miti küller altında kaldı

HABERİ PAYLAŞ

İsviçre'nin güvenlik miti küller altında kaldı

İsviçre’ye başsağlığı diliyorum. Rüya gibi güzellikleri ve yüksek refah seviyesiyle insanların gıpta ettiği bu ülkede, Crans-Montana kasabasında “Le Constellation” isimli barda çıkan yangında 40’tan fazla insan hayatını kaybetti, 100’ün üzerinde kişi ağır yanıklarla hastanelere kaldırıldı. Bu korkunç yangın faciası, yalnızca bir eğlence mekânında yaşanan trajik bir kaza olarak görülemez. Olay, uzun yıllardır ‘güvenli, steril, sorunsuz’ ülke imajıyla anılan İsviçre için son derece sarsıcı bir uyarı niteliği taşıyor.

Haberin Devamı

İlk bulgular, bar içindeki yılbaşı eğlencesi sırasında yakılan mumların ya da benzeri yanıcı unsurların; piroteknik malzemeleri, ses yalıtımında kullanılan köpükleri ve ahşap yüzeyleri tutuşturduğunu düşündürüyor. Bu tablo, daha önce farklı ülkelerde yaşanan benzer faciaları ürkütücü biçimde çağrıştırıyor. “Bir şey olmaz” rahatlığı, birkaç saniye içinde cehenneme dönüşebiliyor.

İsviçrenin güvenlik miti küller altında kaldı

İsviçre’deki Le Constellation isimli barda yangının başladığı an.

Görüntüler gerçekten çok korkunç. Dar, kuytu ve karanlık bir mekân… İçeride kapasitenin üzerinde kalabalık… Çıkış kapılarına ulaşmanın güç olduğu bir mimari… Panik anında yönlendirme eksikliği… Sonuç: İzdiham. İnsanların adeta kapana kısılması. İsviçre gibi bir ülkede bile bu tabloyla karşılaşmak, ‘güvenli ülke’ kavramının ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. Çünkü güvenlik sadece yangın alarmı koymak, acil çıkış tabelası asmakla sınırlı değil. Güvenlik; işletme zihniyeti, denetim disiplini, personel eğitimi ve kriz anındaki reflekslerle ölçülür.

AHLAKİ SINAV

Bu facianın bir başka ürkütücü boyutu da çağımızın ahlaki sınavıyla ilgili. Kapıdaki bazı kişilerin, yardım etmeye çalışmak yerine sanki ilginç bir olayı izler gibi cep telefonlarıyla kayıt alması, üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir durum. İnsanlık, ekranın arkasında güvenli bir mesafeden “seyirci” olmayı mı tercih ediyor? Bir diğer yaralayıcı tablo ise sosyal medyada karşımıza çıktı. Hayatını kaybeden insanları; bulundukları mekân, yaşam tarzları, eğlence tercihleri ya da “dünyada daha büyük acılar var” gerekçeleriyle yargılayanların sayısı az değil. Bu da en az yangının kendisi kadar düşündürücü. Acıların hiyerarşisi olmaz. Bir insanın hayatı, başka bir trajediyle kıyaslanarak değersizleştirilemez.

Haberin Devamı

Asıl mesele, bu olaydan gerçekten ders çıkarılıp çıkarılmayacağıdır. Eğlence mekânlarının standartları, denetimleri, kapasite sınırları ve acil durum senaryoları yeniden ve daha sert biçimde sorgulanmalıdır. “Bize bir şey olmaz” duygusu, en pahalı ve en tehlikeli yanılgıdır.

Öncelikle, eğlence mekânlarında kullanılan yanıcı ve kolay tutuşan malzemeler başlı başına büyük bir tehlike kaynağıdır. Küçük bir kıvılcım bile saniyeler içinde kontrol edilemeyen bir yangına dönüşebilir.

Bir diğer hayati konu kapasite meselesidir. Bu tip kapalı mekânlarda, izin verilen kapasitenin üzerinde insan alınması sadece bir idari ihlal değil, doğrudan hayati bir risktir. Denetim ve sürekli kontrol ise işin belkemiğidir. Bir mekânın açılışta gerekli izinleri almış olması yeterli değildir. Düzenli ve habersiz denetimler, yangın alarm sistemlerinin, acil aydınlatmaların, sprinkler ve duman tahliye sistemlerinin gerçekten çalışıp çalışmadığını test etmelidir.

Haberin Devamı

Bu tür eğlence mekânlarında sigara, kıvılcım çıkaran fişekler, pasta mumları, piroteknik ürünler ve benzeri uygulamalar da ciddi riskler doğurur. Dünyada yaşanmış pek çok büyük yangın faciasının ortak noktası, ‘zararsız sanılan’ bu küçük ateş kaynaklarıdır. İsviçre gibi güvenlik ve düzen kavramlarıyla özdeşleşmiş bir ülkede bile bu hataların yapılabilmiş olması, herkes için güçlü bir uyarıdır.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder