Kaçırdığımız iki fırsat

30 Mayıs 2017, Salı 05:00
AA
Bundan yaklaşık 50 sene önce Türkiye ve Güney Kore ekonomik açıdan birbirine çok yakın iki ülkeydi. Zamanla G. Kore arayı açtı. Eğitim ve ARGE konusunda devrim yaptılar, bugün Güney Kore yaklaşık 1.5 trilyon dolar ile dünyanın en büyük 11. ekonomisi durumunda.

Koreli KIA ve Hyundai Amerika dahil birçok büyük pazarda ciddi başarılar elde ediyor.

Avrupa 18. Yüzyılda endüstri devrimini yaşarken biz treni kaçırımıştık, 1960 ve 70’li yıllardaki teknolojik dönüşüm hamlesinde de yer alamadık. Şimdilerde uçak, otomobil ve savunma sanayi ürünleri alanında ilerlemek için gayret gösteriyoruz.

Bütün bu çabaları saygıyla karşılıyorum. Elbette bir yerden başlamalıyız. Ancak zamanlama ve odaklanma açısından doğru pozisyonda mıyız, buna bakmalıyız.

Amerika’da Tesla isimli elektrikli otomobil üreticisi mali değer açısından 100 yıllık otomotiv devi Ford’u solladı! Biz bu kadar büyük savaşların yaşandığı bir sektörde sıfırdan kolları sıvıyoruz.

Doğru ve sağlam adım atmazsak zamanımız ve paramız boşa gider.

Ülkemizde uzun yıllardır üretim yapan Oyak Renault fabrikası dünyanın en iyi fabrikalarından biri durumunda. Burada üretilen Megane Sedan modeli benim de oyumla kısa süre önce “Yılın Otomobili” seçilmişti. Aynı şekilde Fiat-Tofaş ve Ford-Otosan köklü üreticilerimiz arasında. Türkiye’ye daha geç giren Honda, Hyundai ve Toyota toplamda yüzbinlerce araç üretiyor ve dünyaya ihraç ediyor.

Yani bu toprakların otomobil üretim bilgi ve becerisinde sorun yok. Ancak son tartışmalarla çıta yukarı taşındı.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu genel kurul toplantısında yapılan çağrılara kayıtsız kalmadı ve cesaret gösterip öne çıktı. Hisarcıklıoğlu, meselenin otomobil üretmek değil onu pazarlamak ve satmak olduğunu en iyi bilen isimlerden biridir. Türkiye otomobil üretme iradesini ortaya koyduğunda ben “Hazır markalardan birini satın alıp, onu daha da güçlendirelim” demiştim. O dönemde İsveç’in ünlü markası Saab ekonomik krize girmiş ve satışa çıkmıştı. Türkiye Saab fırsatını göremedi. Diğer İsveçli şirket Volvo bugün Çinli Geely’nin kontrolünde. Bu gelişme Volvo’yu daha da güçlendirdi, Almanlara ciddi rakip haline geldi. Geçtiğimiz günlerde Fransız Peugeot da Alman Opel’i satın aldı.

Şunu söylüyorum; teknoloji birikimi ve değeri oluşmuş bir markayı satın alarak ileri gitmek daha kolaydır. Türkiye bu yolla kendi modellerini geliştirebilir yada mevcut markaya özel bir ürün serisi ekleyebilir.

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.