Kılıçdaroğlu’nun tercihleri kazandı

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylığı için Ekrem İmamoğlu adını ortaya attığında parti içinden ve dışından çok tepki gelmişti. Beylikdüzü Belediye Başkanlığı dışında bilinirliği olmayan İmamoğlu’nun adaylığının büyük risk olduğu, hele AK Parti’nin adayı Binali Yıldırım karşısında şansının yüksek olmadığı konuşuluyordu. Kılıçdaroğlu “Temiz bir isim ve taze kan” olarak gördüğü İmamoğlu’ndan umutluydu. Nitekim kararının arkasında durdu, adı çok daha fazla geçen ve siyasi arenada popüler olan isimlere yönelmedi.

Benzer durum Ankara için de geçerli. Mansur Yavaş ismi üzerinde karar kıldı ve İYİ Parti ile uzun bir müzakere yürüttü. Yavaş’ın tam olarak CHP tabanını temsil etmediği, AK Parti’nin başkente bütün ağırlığını koyacağı ve CHP adayının zorlanacağı iddiaları da boşa çıktı.

CHP Ankara’yı da kazandı. İzmir’de farklı isimler öne çıkarılırken Kılıçdaroğlu’nun aklında en başından itibaren Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer vardı.

Ankara’da parti merkezinde dillendirilen adaylara rağmen CHP Genel Başkanı, Soyer ile yola devam kararı aldı. CHP İzmir’i de açık farkla kazandı. Antalya’daki durum da ortada. Antalya’da çok güçlü bir isim olan AK Partili Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel seçimi kaybetti.

Kılıçdaroğlu’nun istediği CHP’li Muhittin Böcek yarışı önde bitirdi. İstanbul ve Türkiye’deki çeşitli ilçelerde de böyle bir durum var.

Aday gösterilen isimlerin neredeyse tamamının seçimi kazanması Kılıçdaroğlu’nun son siyasi gelişmeleri doğru analiz ettiğini gösteriyor. Unutulmaması gereken önemli bir nokta da CHP liderinin uzun adalet yürüyüşünün muhalefet blokunda yarattığı heyecan. Özetlemek gerekirse; İstanbul’da İmamoğlu’nun açık ve net seçim zaferinde kendi yetenek ve kapasitesinin büyük rolü kadar, Kılıçdaroğlu’nun öngörülerinin de katkısı var.

Muhalefet partilerinin ve özellikle CHP’nin yerel seçimde estirdiği güçlü rüzgâr, Türk demokrasisinin itibarını artıran bir görüntü yarattı. CHP de uzun süre sonra gerçek anlamda siyasi yarışa katıldı. Oy kullanılan yerlerde seçimi gölgeleyen hiçbir olumsuzluk yaşanmadı. Açık farkla kazanan İmamoğlu ve CHP’liler herhangi bir taşkınlığa izin vermedi.

İktidar partisi ve Cumhur ittifakı üyeleri olgunlukla kararı kabul etti ve kazanan tarafı kutladı. Demokrasi yoksunluğu kriteriyle Türkiye’yi küçümseyen ve dışlayan bir tutum alan Avrupa Birliği’nin, vatandaşların sandıkta ortaya koydukları değişim iradesini iyi okuması gerekir. Türkiye bugün Avrupa’nın yerleşik demokrasileri kadar iyi bir sınav vermiştir. Dolayısıyla Türkiye’nin Avrupa’nın bugününde ve geleceğinde yeri vardır.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder