Kraliçe’nin farkı

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Avrupa yüzyılın en büyük yönetim krizlerinden biriyle karşı karşıya. Sorunun özeti şu; Avrupa’da lider yok, kurumlar hantal, milliyetçi ve yabancı düşmanı dalga patlamış durumda. Yaşlı kıta; Çin, ABD ve Asya Pasifik’le rekabet edemiyor. İngiltere’ye Margaret Thatcher’dan bu yana karizmatik bir başbakan gelmedi. Fransa’da Jacques Chirac, büyük liderler kuşağının son temsilcisiydi. Yönetme becerisi ve kapasitesi çok sınırlı çıkan Emmanual Macron güven de vermiyor.

Almanya’nın son güçlü başbakanı Angela Merkel’in süresi doluyor, yerine kimin geçebileceğine dair en ufak fikir yok. İtalya ve İspanya’da son 30 yılda onlarca hükümet başkanı değişti, pek iz bırakan olmadı. Batı Avrupa’nın vizyonsuz ve lidersiz ortamında Birleşik Krallık Kraliçesi Elizabeth, konuşmasıyla bir kez daha yıldız varlığını ortaya koydu. Kraliçe, tahta çıktığı günden bu yana sadece dördüncü televizyon konuşmasını gerçekleştirmiş oldu.

Batı Avrupa’da karamsarlık bulutlarının hakim olduğu şu dönemde sembolik bir pozisyonda olmasına karşın liderlik karizmasını gösterdi. Seçtiği yeşil rengin duygusal iletişim gücüyle güven verdi. Turkuvaz broşuyla insanlığın büyük sağlık mücadelesine dair iyileştirici ve sakinleştirici özellikleri öne çıkardı. 94 yaşında olmasına rağmen “Yine görüşeceğiz” diyerek krize yakın zamanda çözüm bulunacağına dair umut aşıladı.


Türkiye nasıl etkilenecek?



Avrupa Birliği’nde daha önce görülmemiş bir kavga var. İtalya ve İspanya’da koronavirüs tablosu korkunç. Dünyada en fazla ölümlerin yaşandığı yerler arasında başı çekiyorlar. İki ülke başbakanı Avrupa Birliği’ne acil yardım çağrısı yaptı, Brüksel’den ses yok. “Acil Euro bond çıkarmazsanız batarız” diye isyan ettiler, yine bir tepki gelmedi.

“Avrupa’nın zengin ve cimri dörtlüsü” olarak kabul edilen Almanya, Avusturya, Finlandiya ve Hollanda güneyden gelen yardım çığlıklarına kapıyı kapatmış durumda. Bu krizin sıcak günlerinde Avrupa Birliği’nin bu bencilliği, liderlerin çapsızlığı ve bürokratların işleri yokuşa sürmesi kesin olarak ameliyat masasına yatırılacaktır.

Avrupa Birliği kesinlikle virüsten önceki birlik olmayacak. Ciddi çözülmeler ve yeni ittifak arayışları yaşanacak. Bu süreç Türkiye açısından da kritik önemde. Avrupa Birliği her şeye rağmen bizim birinci ortağımız ve ihracat pazarımız durumunda.

Ankara, koronavirüs salgınının hemen öncesinde sığınmacılar konusunda AB’nin kesenin ağzını bir miktar açmasını bekliyordu. Brüksel bu ortamda “acil durum fonlarımızı kriz nedeniyle tükettik” diyerek Ankara’nın beklentilerine yanıt veremeyecek.

Avrupa’daki istihdam kaybı, ekonominin daralması ve tüketim iştahının düşmesinden de olumsuz etkilenebiliriz ancak yeni ortamda çatlakların giderilmesi noktasında Türkiye gibi dinamik ve kriz çözme tecrübesi olan bir ülke çok ciddi roller üstlenebilir kanısındayım.

Yazarlarımızdan

05 Haziran 2020, Cuma 08:03
05 Haziran 2020, Cuma 07:58
05 Haziran 2020, Cuma 07:53
Sıradaki haber yükleniyor...
holder