Küresel gündemin en kritik başlıklarından biri olan Tayvan’ı uzun zamandır yerinde görmek istiyordum. Bu nedenle kendime kısa ama yoğun bir program yaptım. THY’den biletimi satın aldım, Taipei’nin merkezi bir noktasında otel rezervasyonumu yaptım ve Tayvan’a uçtum. Tayvan’da iki gecelik bir inceleme ziyareti gerçekleştirdim. Şu anda Taipei’deyim… Haritada küçük görünen bu ada, aslında 21. yüzyılın en büyük güç mücadelesinin tam ortasında duruyor.
KÜÇÜK COĞRAFYA, BÜYÜK EKONOMİ
Tayvan yaklaşık 23-24 milyon nüfuslu, yüzölçümü olarak Türkiye’de Konya’ya yakın büyüklükte bir ada. Ancak rakamlar burada yanıltıcı olabilir. Çünkü bu küçük coğrafya, kişi başına düşen 42 bin dolarlık milli geliriyle dünyanın en gelişmiş ekonomileri arasında yer alıyor. Eğitim seviyesi yüksek, şehirler düzenli, altyapı güçlü. Taipei’de ilk dikkat çeken unsur ise şu: Asya’nın birçok büyük kentinde görülen karmaşa burada yok. Çok sayıda motosiklet var… Ama kaos yok. Sokak satıcıları var… ama hijyen sorunu yok. Düzen, disiplin ve modern yaşam kültürü dengeli bir şekilde iç içe geçmiş.

DÜNYANIN ÇİP BAŞKENTİ
Tayvan’ın asıl gücü burada başlıyor. Dünyanın en büyük yarı iletken üreticisi olan TSMC’nin kalbi burada atıyor. Bugün kullandığımız akıllı telefonlardan yapay zekâ sistemlerine kadar birçok teknolojinin temelini oluşturan çipler büyük ölçüde Tayvan’da üretiliyor. Ayrıca ASUS ve Acer gibi küresel teknoloji markalarının da üretim merkezi yine bu ada. Bu nedenle Tayvan artık sadece bir ülke değil, küresel teknolojinin sinir sistemi haline gelmiş durumda.
NEDEN BU KADAR KRİTİK?
Tayvan üç nedenle dünya sisteminin merkezinde: Birincisi teknoloji. Çip üretimi Tayvan’ı vazgeçilmez kılıyor. İkincisi jeostrateji. Japonya’dan Filipinler’e uzanan ‘birinci ada zinciri’ üzerinde yer alıyor. Bu hat, ABD-Çin rekabetinin en hassas noktası. Üçüncüsü siyasi model. Tayvan, Çin kültür havzasında demokratik ve çoğulcu bir sistemin mümkün olduğunu gösteren bir örnek.
SAVAŞ İHTİMALİ VAR MI?
Çin, Tayvan’ı kendi toprağı olarak görüyor ve ‘yeniden birleşme’ hedefinden vazgeçmiş değil. Son dönemde askeri hareketlilik arttı. Çin savaş gemileri ve uçakları Tayvan çevresinde daha sık görülüyor. Nisan 2026’da Çin uçak gemisi Liaoning’in Tayvan Boğazı’ndan geçmesi bu gerilimin sembollerinden biri oldu. Ancak burada kritik bir gerçek var: Tayvan’ı işgal etmek… Modern tarihin en zor askeri operasyonlarından biri olur. Ada coğrafyası, savunma sistemleri ve olası ABD desteği, bu süreci son derece karmaşık hale getiriyor.
TAYVAN DİRENEBİLİR Mİ?
Kısa cevap: Evet, ama sınırlı süreyle. Tayvan’ın stratejisi Çin’i yenmek değil. Amaç şu: “Bu savaşı senin için kabul edilemez derecede pahalı hale getirmek.” Kıyı savunması, füze sistemleri ve asimetrik savaş doktrini bu stratejinin temelini oluşturuyor. Ancak uzun süreli bir abluka veya savaş durumunda Tayvan’ın dış desteğe ihtiyacı kaçınılmaz.
ABD FAKTÖRÜ
ABD’nin Tayvan politikası ‘stratejik belirsizlik’ üzerine kurulu. Yani Washington ne tamamen garanti veriyor ne de Tayvan’ı yalnız bırakıyor. Bu belirsizlik aslında bir denge politikası: Hem Çin’i caydırmak hem de gerilimi tırmandırmamak. Türkiye ‘Tek Çin’ politikasını benimsediği için Tayvan ile diplomatik ilişki kurmuyor. Ancak ekonomik ilişkiler oldukça güçlü. İki ülke arasındaki ticaret hacmi yaklaşık 3 milyar dolar seviyesinde. Tayvan sadece bir ada değil. Çiplerin… Demokrasinin… Çin-Amerika rekabetinin… Ve yeni dünya düzeninin kesiştiği bir jeopolitik fay hattı. Burada yaşanacak bir gelişme tüm dünyayı çok kötü etkiler. Benim temennim ise net: Tayvan ile Çin arasındaki görüş ayrılıklarının çatışmaya dönüşmeden, diyalog ve iş birliği içinde çözülmesi
