Laiklik Türkiye’nin temel yapı taşıdır

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Ortadoğu’da her yer yanıyor. Afganistan, Irak, Suriye, Lübnan, Filistin, Mısır’da kan dökülüyor. Tunus ve Libya’dan Bahreyn’e kadar çok geniş bir coğrafyada din ve mezhep kavgası var. Çatışma içinde olmayan İslam ülkesi yok neredeyse. Bugünkü tabloya baktığımızda dünyada bilime, sanata, teknolojiye katkı verebilen pek bir İslam ülkesi görmüyoruz. Maalesef, az gelişmişlik, despotizm ve insan hakları ihlalleriyle akla geliyorlar. Türkiye ise yaşadığı her türlü ağır soruna rağmen bölgesinde parlıyor, gelecek vadediyor.

İstikrarlı ekonomik büyüme ve kalkınma, demokratik reformlarla desteklendiği zaman çıtamızın yükseldiğini gördük. 2002’den sonra hızlanan Avrupa Birliği reformları çok yol almamızı sağladı. Reform irademiz zayıfladığında güç kaybettiğimizi ve ekonomimizin olumsuz etkilendiğini de deneyimledik. Bunlardan daha kötüsü ise Türkiye gibi koşar adımlarla ilerlemesi gereken bir ülkenin din eksenli bir tartışma ve kavganın içinde patinaj yapmaya başlamasıdır.

Laiklik, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel ilkesidir, yapı taşıdır. Modern bir demokrasinin de olmazsa olmaz özelliğidir. Din istismarına, dini kullanarak şarlatanlık yapanlara veya halkı bu yolla etkilemeye kalkanlara karşı da vatandaşların sigortasıdır. Türkiye, dini devlet işlerine karıştırmadığı, modern ve demokratik cumhuriyet olduğu için uzun yıllar model ülke olarak görüldü. Hem Batı’da hem de Doğu’da saygı uyandırdı. İlham kaynağı oldu. Türkiye, Müslümanların çoğunlukta olduğu bir ülke.

Bununla beraber birçok etnik yapı ve mezhepten kişilerin uyum içinde bir arada yaşaması Türkiye’yi farklılaştıran bir yönüdür. Ülkemizde herhangi bir inanca mensup olmayan ve bu konuda görüş bildirmeyen, konuşulmasını da istemeyen insanların sayısı da az değil. Dini bir kimlikle tarife gerek olmadan herkesi ortak çatı altında birleştiren temel, hukuk düzenidir

BİTMEYEN TARTIŞMA

Laiklik asla din düşmanlığı değildir, tam tersine inançların özgürce yaşanmasının garantisidir. Kimseye zorla “İnancın nedir?” diye soramazsınız ya da bir inancın pratiklerini yerine getirmesini isteyemezsiniz. Herkes dilediği gibi hareket etmekte özgürdür, öyle de olması gerekir. Bunları neden hatırlattım? Çünkü Türkiye’de bitmek bilmeyen bir laiklik tartışması yapılıyor.

Dinle ilişkili kişi ve kurumlar kendi alanlarının dışında konularda sürekli görüş beyan ediyor, sorumluluk üstlenme arayışına giriyor. Bunu doğru bulmuyorum. Bu tartışmaları sürekli açmak Türkiye’yi yoruyor, enerji ve zaman kaybettiriyor. Anayasa çerçevesinde herkesin yetki ve sorumluluk alanı bellidir. Türkiye FETÖ’den çok çekti, darbe kalkışmasının ve örgütün devletin içine sızmasının ağır bedeli bugün hâlâ ödeniyor.

Kimi tarikat ve cemaat görünümlü yapılar, dini en olmayacak şekilde kendi çıkarları için kullanma eğilimindeler. Türkiye, FETÖ ve türevlerinin istedikleri gibi dizayn edebilecekleri bir ülke değil. Laiklik prensibine sıkı sıkıya sarıldığı, özgürlükler, insan hakları ve demokrasi standartlarını yukarı taşıdığı sürece Türkiye’nin önünde kimse duramaz. Türkiye’nin bir din devleti olması mümkün değildir.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder