Mesut Özil olayına farklı bakıyorum

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Ben spor yazarı veya futbol yorumcusu değilim. Futbol ekosisteminin, iktisadi, sosyoloji ve psikoloji tarafıyla daha çok ilgiliyim. Son bir haftadır spor gündeminin en çok konuşulan konusu, Mesut Özil’in Türkiye’ye gelişi. Türk asıllı Alman futbolcu Özil, Fenerbahçe’ye transfer oldu. Fenerbahçe büyük camia, Mesut Özil de futbolda çeşitli başarılar elde etmiş, dikkat çeken bir isim.

Taraftarların sevinmesi, umutlanması doğal. Umarım Fenerbahçe’de başarılı olur, tribünlere biraz olsun canlılık getirir. Transfer hayırlı uğurlu olsun. Mesut Özil Türkiye’deki futbol yaşamında, Euro cinsinden çok yüksek bir gelir elde edecek. Başarı ve ilginin mutlaka karşılığı olacaktır. Emek veren, ter döken insanlar gayretlerinin karşılığını almalı. Benim söyleyeceklerim özünde Mesut Özil’in şahsına dair değil.

Bu transferle tekrarlanan genel yaklaşımla ilgili. Ülkemizdeki abartılı rüzgarlardan bahsediyorum. Medyada son birkaç gündür, “Mesut Özil’i taşıyan uçak motorlarını çalıştırdı, pistte kalkış için hazır bekliyor” gibi haberler çıktı. Uçuş takip programı Flight Radar’da 312 bin kişi Mesut’un uçağının hangi yükseklikte, hangi hızla ilerlemekte olduğunu takip etti! Ne oluyor? Türkiye’de pandemiyi bitirecek aşı veya ilaç mı yola çıktı?

Refah düzeyimizi tavana çıkaracak muazzam buluşa mı imza atıyoruz? Hayatın bir alanında paradigmayı değiştirecek bir girişim mi oldu?

Türkiye genelinde basketbol şubeleri ödeneksizlikten zorlanıyor, birçok amatör branşta faaliyet gösterilemiyor. Atletizm, yüzme ve diğer olimpik branşlardaki sporcuların yüzüne bakılmıyor. Kulüplerimiz borç içinde. Pandemi şartları bütün dünyayı sarsıyor. Ekonomiler şekil değiştiriyor, bazı meslekler ortadan kalkıyor. Uluslararası havayollarında Boeing 777 pilotları, Airbus A380 mühendisleri işsiz. Hayat kurtaran hekimlerin geliri, aylık masraflarını karşılamaya yetmiyor.

Dünyanın her yerinde çalışanların gelirleriyle ilgili üç aşağı beş yukarı belli standartlar varken futbolda astronomik rakamların oluşması ekonomi ve rasyonel aklın kurallarıyla uyuşmuyor. Her düzeyde tasarruf ve verimli harcama çağrısı yapılırken milyonlarca Euro’nun bir kalemde imzalanmasına şaşırıyorum.

Sportif başarı kriterinde bir dizi klasmanda hayli gerilerde olan Türkiye “dev adamlar”, “sultanlar”, “imparatorlar”, “krallar” ile dolu. 4-5 yıl doğru dürüst bir başarı gelmese de unvanlar değişmiyor, hayat boyu verilmiş devlet nişanı gibi. Bu benzetme ve örneklerden yola çıkarak duygusal kredimizin rasyonel aklımızın önünde gittiğini düşünüyorum.

Sonunda spor adamları da sevgi fırtınası içinde bütünüyle şımarıyor ve performansın tek kriter olmadığını düşünmeye başlıyorlar. Biz sevgimizi gösterme ve işler iyiye gitmediğinde aynı kişiyi linç etmede en uç noktalarda gidip gelen bir toplumuz. Tepkilerimizi kuvvetli veriyoruz.

Alkışlarla bir takıma gelen onlarca sporcunun daha sonra nasıl şiddetle kapı dışarı edildiğinin tanıklarıyız. Türkiye, ünlü futbolcuların kariyerinde genellikle son durağı oluyor. Galatasaray tarafından Türkiye’ye yine yüksek umutlar ve bütçelerle getirilen Radamel Falcao da hayal kırıklığı yaratmıştı.

Umarım sıraladığım olumsuzluklar bu kez Mesut Özil örneğinde yaşanmaz. Umarım onun gibi yıldız bir futbolcu aşırı yüksek beklentilerin altında ezilmez.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder