Moskova, Esad'ı koruyabilecek mi?

07 Temmuz 2012, Cumartesi 05:00
AA

Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Utku Çakırözer’in dünya basınında da ses getiren röportajı, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın nasıl bir yalancı olduğunu göstermesi açısından da önemlidir. Esad, herkesin gözünün içine baka baka yalan söylemeye, dünyayı kandırmaya ve zaman kazanmaya çalışıyor.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik’in çok doğru bir şekilde dile getirdiği gibi Suriye bugüne kadar tek bir İsrail uçağını bile durdurma girişiminde bulunmadı. Hal böyleyken silahsız Türk keşif uçağının uyarı bile yapılmadan düşürülmüş olması açıkça düşmanlıktır. Esad’ın kaderinin ne olacağı; uluslararası konjonktüre, ülkedeki muhalefetin alternatif oluşturma becerisine ve daha bir dizi gelişmeye bağlı. Esad’ın röportajda söylediği tek bir doğru var.

Herkes, Esad’ın hemen düşeceğini sanıyordu, bu olmadı, hesaplar şaştı. Batı’nın uyguladığı sert ambargolar ve muhalefetin yoğun silahlı direnişine rağmen Suriye lideri Beşar Esad’ın şu ana kadar ayakta kalabilmesinde Rusya’nın etkisi büyük. Çin ve İran da Şam yönetimine destek veriyor; ancak Rusya’nın sağladığı küresel imkânlar daha kritik boyutta.

[[HAFTAYA]]

* * *

Rusya’nın Esad’ın arkasında durmasının birkaç nedeni var. Duygusal ve psikolojik sebepler: Sovyetler Birliği döneminden bu yana Moskova için Suriye çok önemli oldu. Baba Hafız Esad’ın da en büyük müttefiki Rusya’ydı. Stratejik ve somut nedenler: Rusya, Varşova Paktı’nın dağılması ve Avrupa’nın en doğu ucundaki ülkelerin bile NATO’ya katılması nedeniyle, tehdidin kendisine yaklaştığı değerlendirmesini yapıyor. Vladimir Putin, Suriye’yi kaybetmesi halinde kendi çıkar alanlarına yönelik bu tehdidin daha da güçleneceğini düşünüyor.

Kafkasya’ya kadar uzanan geniş bir alanda kuşatılmaktan korkuyor. Suriye’nin Akdeniz sahilinde Tartus adında bir Rus deniz üssü var. Buradaki derinlik, nükleer denizaltıların yanaşmasına bile imkân veriyor. Sovyetler’in dağılmasından sonra Rusların hâlâ bir yerlere gemilerini gönderebiliyor olması bakımından Tartus vazgeçilmez değerde.

ABD’nin Akdeniz’de büyük bir filosu, İngilizlerin de Kıbrıs’ta iki gelişmiş askeri üssü var. Moskova bir denge kurabilmek için Tartus tesislerini elinde tutmayı stratejik bir zorunluluk olarak görüyor. Eğer Esad, işbaşından uzaklaşırsa Rusya’nın burayı kontrol edebilmesi olanaksız hale gelecek. Rusya, Suriye’ye yaptığı silah satışını da bu deniz üssü üzerinden gerçekleştiriyor. Tartus ile Suriye’nin diğer bölgeleri arasında gelişmiş bir demiryolu ve karayolu ağı bulunuyor.

Moskova ayrıca buradan Türkiye, Lübnan, Kıbrıs ve İsrail’in de aralarında bulunduğu ülkeleri elverişli şekilde izleyebiliyor. Suriye, 1971 yılında büyük miktardaki borçlarını silmesi karşılığında Tartus’un kullanımını Moskova’ya vermişti. İslami radikalizmin güçleneceği endişesi: Daha önce Çeçen direnişi nedeniyle Güney Kafkasya’da zor günler yaşayan Rusya, kendi topraklarındaki 20 milyon Müslümanın gelişmekte olan radikalizmden etkilenebileceğini düşünüyor. Benzer kaygılar aslında İsrail’de de hâkim.

Suriye’deki gelişmeler karşısında şaşırtıcı bir sessizlik içinde olan İsrail yönetimi, Esad’ın yerine İslamcıların gelmesi halinde kendi güvenliği açısından daha büyük bir risk oluşacağına inanıyor. Mısır’da ‘Müslüman Kardeşler’in elde ettiği seçim zaferi, İsrail’in bu korkusunu tırmandıran bir gelişme oldu

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.