Hakan ÇelikOrta Doğu büyük yıkıma sürükleniyor

HABERİ PAYLAŞ

Orta Doğu büyük yıkıma sürükleniyor

28 Şubat’ta başlayan ABD-İsrail ortak operasyonu, kısa sürede modern Orta Doğu tarihinin en kritik askerî krizlerinden birine dönüştü. İsrail’in ‘Lion’s Roar’ adı verilen operasyonuyla İran’daki askerî ve stratejik hedeflere yönelik geniş çaplı saldırılar düzenlenirken, ABD de operasyonun çeşitli aşamalarında aktif rol aldı. Aradan geçen günlerde savaş yalnızca İran ile İsrail arasında sınırlı bir çatışma olmaktan çıktı; bölgenin tamamını etkileyen geniş bir güvenlik krizine dönüştü. ABD ve İsrail’in operasyonu, İran’ın askerî altyapısını hedef alan yoğun bir bombardımanla başladı. Komuta merkezleri, füze üsleri, hava savunma sistemleri ve deniz kuvvetlerine ait tesisler ilk hedefler arasında yer aldı. İlk hafta içinde binlerce askerî hedefin vurulduğu ve İran donanmasına ait çok sayıda platformun imha edildiği bildirildi. İsrail savaş uçakları Tahran’da devlet kurumlarının bulunduğu bölgelere kadar uzanan saldırılar düzenledi. İran ise buna balistik füze ve drone saldırılarıyla karşılık verdi. Bu karşılıklı saldırılar yalnızca İran ve İsrail topraklarıyla sınırlı kalmadı. Körfez ülkeleri, ABD üsleri ve bölgedeki kritik altyapılar da hedefler arasında yer aldı. Orta Doğu bir kez daha büyük güçlerin doğrudan karşı karşıya geldiği bir jeopolitik sahneye dönüştü.

Haberin Devamı

ASİMETRİK SAVAŞ

İran’ın askerî stratejisi klasik anlamda bir ‘cephe savaşı’ değil. Tahran yönetimi üç farklı yöntem kullanıyor:

1) Balistik füze ve drone saldırıları,

2) Bölgedeki müttefik güçler üzerinden dolaylı çatışma.

3) Enerji ve deniz yollarını baskı altına alma. Savaşın ilk günlerinde İran yüzlerce füze ve binlerce drone kullandı. Ancak Batılı askerî kaynaklar, İran’ın füze kapasitesinin uzun süre aynı yoğunlukta devam etmeyebileceğini değerlendiriyor. Bu nedenle İran’ın asıl stratejisi, savaşı genişletmek ve maliyetini yükseltmek olabilir.

ABD yönetimi bu operasyonun ‘uzun bir savaş’ olmayacağını savunuyor. Pentagon’a göre hedef, İran’ın füze kapasitesini, deniz gücünü, askerî altyapısını sistematik biçimde zayıflatmak. Ancak Orta Doğu’da askerî operasyonların ne kadar hızlı genişleyebileceğini tarih bize defalarca gösterdi. Irak, Afganistan ve Suriye örnekleri hâlâ hafızalarda. Amerika’nın Vietnam travması da öyle. Bugün savaşın en kritik boyutu, bölgesel genişleme ihtimali.

Haberin Devamı

Çatışmanın etkileri şimdiden birçok ülkeye ulaştı:

Lübnan’da Hizbullah ile İsrail arasında çatışmalar.

Körfez ülkelerine yönelik füze ve drone saldırıları. k Enerji hatları ve ticaret yolları üzerindeki riskler. Bu gelişmeler Orta Doğu’nun yalnızca askerî değil, ekonomik dengelerini de sarsabilir. Petrol fiyatlarının hızla yükselmesi ihtimali küresel ekonomi açısından önemli bir risk.

Bu savaş, Türkiye için üç kritik başlık doğurabilir:

1) Güvenlik riski: Bölgedeki füze ve drone saldırılarının genişlemesi Türkiye’yi doğrudan etkileyebilir.

2) Enerji ve ekonomi: Petrol fiyatlarındaki olası sıçrama küresel enflasyonu yeniden tetikleyebilir.

3) Diplomatik rol: Türkiye geçmişte olduğu gibi yine arabuluculuk ve diplomasi kanallarının açılması açısından önemli bir aktör olabilir. ABD-İsrail operasyonu askerî açıdan önemli başarılar elde etmiş olabilir.

Haberin Devamı

Ancak savaşın nihai sonucu yalnızca askerî sahada belirlenmez. Siyasi sonuçları, ekonomik etkileri ve bölgesel dengeleri çok daha uzun süre konuşulacaktır. Orta Doğu’da savaşlar bazen birkaç hafta sürer; ama sonuçları yıllarca hatta on yıllarca devam eder. Bu nedenle bugün yaşananlar yalnızca bir askerî operasyon değil, Orta Doğu’nun geleceğini şekillendirecek bir jeopolitik kırılma olabilir.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder