Ortadoğu ve Türkiye

16 Ağustos 2013, Cuma 05:00
AA

Türkiye üç yıl öncesine kadar Ortadoğu’nun en önemli aktörüydü. Irak ve Suriye’nin geleceğinde Ankara’nın pozisyonu kritik önemdeydi. İran’ın dünya ile ilişkisinin kopmaması için de en yoğun çabayı Türkiye gösteriyordu. Bugün Ankara -bana göre- hâlâ bölgenin en önemli başkenti, ancak gücü kısıtlandı. Bu durum hem Türkiye’nin şimdiye kadar kullandığı tercihler hem de dış faktörlerin sınırlayıcı etkisiyle açıklanabilir. “Beşar Esad’ın kısa süre içinde gideceği” hesabı tutmadı. Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) etkin bir mücadele gösteremedi.

Batı, muhaliflerin Esad’ı indirmesini sağlayacak askeri, teknik ve lojistik desteği vermedi. Körfez ülkeleri ve Suudi Arabistan’ın girişimleri işe yaramadı. Türkiye, mücadelesinde tek başına kaldı. Bir cephede bölgedeki statükonun değişmesini istemeyenler, diğer cephede ayrılıkçı plan kuranlar eşzamanlı olarak Türkiye’nin hasmı haline geldi.

Son olarak Arap Baharı olarak başlayan süreç, Türkiye sınırında Kürt bağımsızlığını tetikleyen niteliğe büründü. Nitekim Kuzey Irak ve Suriye’deki Kürtlerin er geç bir çatı altında bir araya gelmek isteyeceklerini tahmin etmek zor değil. Bu, doğal olarak Türkiye’yi birinci derecede ilgilendiriyor.

* [[HAFTAYA]]

Türkiye’nin Suriye’deki kaybı çok büyük. Körfez ülkelerine ve güneye giden Türk TIR’ları, kamyonları artık bu yolu kullanamıyor. Suriye’yi by-pass etmek için Mısır önemli bir çıkış kapısıydı. Şimdi orada da sorun var. Kahire yönetimi muhaliflere destek verdiği gerekçesiyle Türkiye’yi kara listeye aldı. Libya’da Türk müteahhitlerin hâlâ tahsil edemediği alacakları var.

İsrail, Türkiye’nin Ortadoğu’daki önemli ticaret ortağı durumundaydı. 2 milyar doları bulan ikili ticaretin yanında, yılda 500 bin dolayında turist geliyordu. Yaptığım kaba bir hesap, Arap Baharı ve diğer gelişmelerin Türkiye’ye ekonomik maliyetinin en az 10 milyar dolar olduğunu gösteriyor.

?

Türkiye’nin Mısır politikasını doğru bulduğumu dün de yazmıştım. Bölgede eğilip bükülmeyen tek ülke Türkiye. Batı da aynı duruşu gösterebilseydi Mısır’da bu kadar sivil ölmeyebilirdi. ABD Başkanı Barack Obama, dün bir açıklama yaparak Mısır’daki katliamları kınadı. Ancak Mısır’daki gidişatı değiştirme gücüne sahip tek başkent Washington’ın bu çıkışı yeterli değil. Amerika, Mısır’da yaşananlar için “darbe” diyemedi.

Bu ülkenin yasalarına göre Mısır’a yapılan yardımlar ancak bir darbe durumunda kesilebiliyor. Obama yönetimi bunu göze alamadı. Amerika eskiden beri Mısır Ordusu’nu büyük müttefik olarak görüyor ve her yıl 3 milyar dolar yardım sağlıyor.

Obama “Bu bir darbedir” deseydi yardımların hemen kesilmesi gerekecekti. Amerika’nın Mısır Ordusu’na bu kadar hoşgörülü davranmasının önemli bir nedeni İsrail’in güvenliği. Mısır ordusu, bölgede İsrail’i hedef alabilecek aşırı dinci akımların güçlenmesine karşı bir güvence olarak görülüyor.

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.