Patronlar hataları dinlemeye hazır mı?

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Doğuş Grubu, otomotivden medyaya, enerjiden inşaat sektörüne kadar bir dizi alanda faaliyeti bulunan Türkiye’nin en önemli topluluklarından biri durumunda. Grup, bir süre önce mali açıdan sarsıntılı bir sürece girmiş, Ferit Şahenk “Varlıklarını Türkiye’den çıkarıyor” eleştirileriyle karşılaşmıştı. Ferit Şahenk bu süreçte bankalarla anlaşarak yeni bir yol haritası açıkladı ve bizzat topluluğun direksiyonuna geçti.

Doğuş Grubu yeni önlemler çerçevesinde kimi varlıklarını satma kararı aldı. Özel sektörün büyüklerinden olması ve Volkswagen gibi tanınmış bazı markalarla distribütörlük anlaşması bulunması nedeniyle Doğuş Grubu’nun aldığı kararlar kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor.

Hatta bir süredir Volkswagen’in Türkiye’de otomobil üretim kararını alması hâlinde Doğuş Otomotiv’le olan mevcut anlaşmasını sona erdirebileceği iddia ediliyor. Sözünü ettiğim konu dâhil, şirketlerle ilgili birçok alanda ciddi bir bilgi kirliliği varken Türkiye’nin en büyük gruplarından birinin, yetersiz iletişim yapması doğrusu şaşırtıcı.

Doğuş Holding’de merhum Ayhan Şahenk’in dönemi dâhil uzun yıllar yöneticilik görevlerinde bulunan, en son Doğuş Yayın Grubu CEO’luğu görevindeyken şirketten ayrılan Aclan Acar bir kitap kaleme aldı. “Tam Zamanı!” adını taşıyan kitap, bu süreçte neler yaşandığına dair detaylar içeriyor. Aclan Acar büyük bütçeli alım-satım gibi birçok önemli operasyonu Ferit Şahenk’le birlikte yönetmişti.

Kitapta bir aile şirketi olarak yola çıkan grubun “kurumsal şirket olma” hedefine ilerlerken yaşadığı yol kazaları anlatılıyor, elde edilen başarılar ve başarısızlıklara örnekler veriliyor.

Acar, grubun patronu Şahenk’le yaşadığı görüş ayrılıklarından ve hayal kırıklıklarından da bahsediyor. Kitap, Türkiye’nin önemli bir şirketler topluluğunda, yükseliş ve kriz dönemlerinde yaşananlar ve patron katında olup bitenleri öğrenmek açısından öğretici bilgilerle dolu.

Türkiye’de kurulduktan sonra küresel çapta varlık göstermeyi başaran şirketlerimizin sayısı maalesef bir elin parmaklarını geçmiyor. Vizyoner liderlik, akılcı yatırım stratejileri, doğru yönetici seçimi, hatalardan ders alma gibi parametrelerin bir veya birkaçı aksayınca şirketler gerileme dönemine giriyor.

İşletme kültürü açısından değerlendirince birçok farklı sonuca varılabilir ancak şirketlerin, hatalı iletişim stratejilerinde ısrar etmeleri nedeniyle itibar kaybına uğradığını görüyorum. “Kriz yönetimi” adı altında bazı PR şirketlerine hatırı sayılır paralar ödenmesi de sonucu değiştirmiyor.

Türkiye’de iyi iş çıkarınca abartılı alkış beklemek, başarısızlıkları ise halının altına süpürmek en yaygın tutum. Winston Churchill’in dediği gibi, insanlar sizden kendilerini eleştirmenizi istedikleri zaman bile, gerçekte sizden övgü sözleri duymak istiyorlar.

Yazarlarımızdan

29 Mayıs 2020, Cuma 07:32
29 Mayıs 2020, Cuma 07:32
Sıradaki haber yükleniyor...
holder