Türkiye’nin C-130 askeri nakliye uçağının düşmesi ve 20 askerimizin şehit olması hepimizi derinden sarstı. Bu acı hâlâ tazeyken Yunanistan Hava Kuvvetleri’nin yaptığı son derece talihsiz sosyal medya paylaşımı, yalnızca diplomatik nezakete değil, havacılığın köklü etik değerlerine de aykırıydı. Neyse ki paylaşım kısa sürede kaldırıldı ve Yunan Hava Kuvvetleri Komutanlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne doğrudan hitap eden bir taziye mektubuyla üzüntüsünü ifade etti. Paylaşımın kısa sürede silinmesi ve ardından taziye mektubu gönderilmesi olumlu olsa da ilk refleksin ölçüsüzlüğü büyük bir sorunu işaret ediyor: Sosyal medyanın gazına gelmek ve tribünlere oynamak.

Yunan kurtarma görevlileri C-130 ile Türkiye’nin yardımına koşmuştu.
Askeri kurumlar, sosyal medya beğenisi peşinde koşacak yerler değildir. Like toplamak, hava atmak, etkileşim kovalayarak mesaj vermek; devlet aklının değil, popülizmin yöntemidir. Hele ki komşu acı içindeyken… Bu olay, bir gerçeği hatırlatıyor: Coğrafya kaderdir ve komşuluk ilişkileri en çok acının paylaşıldığı anlarda anlam kazanır. Depremler, yangınlar, fırtınalar… Biz aslında aynı hikâyenin iki yakasıyız. Türkiye, son büyük deprem felaketinde en hızlı desteği Yunanistan’dan aldı.
Elefsina’dan kalkan C-130’larla gelen kurtarma ekiplerinin sabaha kadar enkaz başında gösterdiği çaba, iki ülke halkının vicdanında hâlâ çok güçlü bir yer tutuyor. Aynı şekilde Türkiye, Yunanistan’a orman yangınlarında defalarca destek verdi; Ege’nin üstünde uçan Türk yangın söndürme uçakları komşusunun yardımına koştu. Bizim iki ülke olarak uzun zamandır kimsenin kolay kolay yıkamayacağı bir insani bağımız var.
DEVLET TROL OLAMAZ
Türkiye ve Yunanistan arasında her yıl milyonlarca insan karşılıklı olarak seyahat ediyor. On binlerce Türk vatandaşı Yunanistan’da ev aldı, yatırım yaptı, çocuklarını orada okula gönderiyor. Aynı şekilde Yunanlar Bodrum’a, Çeşme’ye, İstanbul’a geliyor; Ege kıyılarında aile gibi iç içe yaşıyor. Sanatta da aynı karşılıklı etkileşimi görüyoruz: Mikis Theodorakis’ten Sezen Aksu’ya, Nana Mouskouri’den Zülfü Livaneli’ye kadar onlarca sanatçı bu iki halkın ortak duygularını şarkılara taşıdı. Ortak konserler, ortak projeler… İnsanlar arasında düşmanlık yok, hatta bilakis yoğun bir yakınlık var. Ticaret hacmi ise tarihinin en yüksek seviyelerine yaklaşıyor. Böyle bir ortamda askeri bir kurumun bu kadar duyarsız bir paylaşım yapması kabul edilemezdi. Böyle zamanlar, en çok hassasiyet gerektiren anlardır.
Havacılığın etiği farklıdır: Bir kaza olduğunda rakiplik sona erer. Havacılık dünyasında çok güçlü bir ‘gizli kanun’ vardır: Kaza olduğunda rekabet biter, dayanışma başlar. Pilotlar, teknisyenler, komutanlar bilir; bir ülkenin hava aracı düştüğünde, tüm diğer hava kuvvetlerinde önce bir sessizlik, ardından bir saygı oluşur. Çünkü havacılık, doğası gereği insan hayatını merkeze alan bir disiplindir. Bu nedenle acı yaşayan bir komşu için sevinç görüntüsü vermek, hele ki bunu bir askeri kurum üzerinden yapmak, sadece siyasi değil; etik, insani ve profesyonel açıdan da doğru değildir. Yunanistan’daki söz konusu paylaşım, iki ülke arasındaki dostluk çabalarına gölge düşürmeye adaydı. Ama toplumların sağduyusu, ortak geçmişimiz ve karşılıklı ilişkilerimizin gücü, böyle yanlış adımların uzun vadede etkili olmasına izin vermez.
Biz komşumuz acı yaşarken zil takıp oynamayız. Biz yeri gelir, kucak açarız. Onlar da öyle yaptı; depremde bunu gördük. İki tarafın da devlet aklı, ortak insani değerleri yüceltmeye devam etmeli. Çünkü Türkiye ile Yunanistan arasındaki coğrafi yakınlık, kültürel benzerlik ve insani bağlar, günlük çıkışların çok ötesinde bir anlam taşıyor.
