Renault hiçbir yere gitmez

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Birkaç gün önce Fransız Le Figaro Gazetesi’nde garip bir yorum yazısı çıktı. Gazete, Ermeni yasasıyla ilgili olarak Ankara’nın verdiği sert tepkiler nedeniyle Renault’nun Türkiye’deki yatırımını Fas’a taşıyabileceğini ileri sürdü. Bence bu iddia son derece saçma ve gerçekleşme ihtimali neredeyse sıfır.

Nedenlerini anlatayım: Her şeyden önce Renault Fransız şirketi değil, Fransa kökenli uluslararası bir otomobil üreticisi. Bir kolu Güney Kore’de, diğeri Romanya’da. Stratejilerini, Japonya’dan Latin Amerika’ya kadar büyük bir coğrafyada gerçekleştiriyor. Ortağı Nissan ile birlikte dünyanın en büyük dördüncü üreticisi. Renault’nun Bursa’daki yatırımı da yeni değil. 1969’da kurulan fabrika, 1971’den bu yana aktif olarak otomobil üretiyor. Yıllık 400 bine yakın kapasitesi var. Batı Avrupa dışındaki en büyük Renault üretim merkezi. Sadece Bursa’daki Oyak Renault fabrikasında 6500 işçi ve mühendis çalışıyor. Yedek parça ve yan sanayisiyle birlikte Türkiye’de 30 bin kişi doğrudan Renault üretimi sayesinde ekmek yiyor.


Soldan: Zafer Çağlayan, Carlos Ghosn, İbrahim Aybar, Nihat Ergün, Celal Çağlar

Politika bir yere kadar

Şirketin Türkiye’ye yaptığı yatırımın tutarı milyarlarca dolar. Üretimin yarattığı katmadeğerin yanı sıra son 15 yılda Bursa’dan dünyaya 20 milyar dolarlık bir ihracat söz konusu. Büyük yatırımcılar bir ülkeye gitmeden önce ciddi ekonomik ve siyasi dalgalanmaları kontrol ederler. Nitekim Renault, Türkiye’ye geldiği günden bu yana onlarca büyük sarsıntıya göğüs gerdi. Ermeni tasarıları değil, önemli olan, yatırım yapılan ülkenin ekonomik ve siyasi istikrarıdır. Mesela bir gecede konan vergiler daha önemlidir.

Türkiye, bu konuda sağı-solu belirsiz bir ülke olmasına karşın Renault önemli kayıpları göze aldı ve hiçbir yere gitmedi. Gelelim işin siyasi tarafına. Fransa-Türkiye ilişkileri son 40 yılda hiçbir zaman mükemmel olmadı ki. Fransa Cumhurbaşkanlığı yapan Valery Giscard d’Estaing ünlü bir Türkiye düşmanıydı. Sonrasında göreve gelen François Mitterand döneminde Ankara-Paris ilişkileri çok kötüydü. Hatta First Lady Madame Danielle Mitterand, Kürt hareketinin silahlı kanadına bile sempati duyardı. Türkiye’ye en ılımlı bakan cumhurbaşkanı diyebileceğim Jacques Chirac da dönemin Türk Başbakanı merhum Bülent Ecevit ile az kavga etmedi.

Sarkozy değil, Ghosn önemli

Renault-Nissan CEO’su Carlos Ghosn’u iyi tanırım. Yeni Clio IV’ün üretimini Türkiye’ye getirmek için ne kadar gayret gösterdiğine bizzat tanık oldum. Fransa hükümetiyle karşı karşıya gelmek pahasına istediklerini yaptı. Bu çerçevede şirket, her sene Türkiye’ye 100-200 milyon euro arasında yatırım gerçekleştiriyor. Renault’nun Türkiye operasyonuna bakalım, Oyak tarafında Coşkun Ulusoy, Celal Çağlar gibi ekonomiyi çok iyi bilen isimler var.

Renault Mais Genel Müdürü İbrahim Aybar ve Oyak Renault Genel Müdürü Tarık Tunalıoğlu markayı hep yukarıya taşıdı. Fransa, İran ile sıcak çatışmanın eşiğinde ama kimse İran’daki Fransız yatırımlarını çekmekten söz etmiyor. Özetle Renault, Türkiye’den gitmez. Nicolas Sarkozy çok istese de buna gücü yetmez! Çünkü Renault ile ilgili stratejik kararları Carlos Ghosn ve ekibi veriyor, Sarkozy hükümeti değil.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder