S-400 meselesi

27 Temmuz 2017, Perşembe 05:00
AA
Türkiye NATO’nun en güçlü ordularından birine sahip fakat çok zayıf olduğu bir alan var. O da hava savunma sistemleri.

Dünyanın en tehlikeli bölgesindeyiz ancak havadan gelen tehditlere karşı kendimizi koruyabileceğimiz sistemlerimiz çok sınırlı. Türkiye bu nedenle uzunca bir süredir füze savunma sistemlerinin tedariki konusunda çalışma yürütüyor. Bunları yerli kaynaklarla üretmek şu aşamada mümkün değil. Türkiye’nin bilgi birikimi ve teknolojisi yetersiz.

Geriye bir tek satın alma seçeneği kalıyor. Ankara aslında ihtiyacını öncelikli olarak Batılı ülkeler tarafından üretilen füzelerle karşılamak istemişti. Ancak bunların satışı ve özellikle teknoloji transferi konusunda ciddi sorunlar çıktı. Özellikle ABD hiçbir koşulda teknoloji transferine sıcak bakmadı. Avrupa ile de benzer sorunlar yaşandı. Bunun üzerine ibre Çin’e döndü, hatta neredeyse anlaşmaya varılıyordu. Ancak çeşitli nedenlerle Çin füzesi alımından da vazgeçildi.

Rusya’dan S-400 füzesi alımına karar verildi. Burada üç temel kriter rol oynadı: Teknik yeterlilik, fiyat ve siyasi karar. Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM) ve Savunma Bakanlığı uzunca bir araştırma yürüttü. Maliyet ve teknoloji dengesi üzerinde duruldu. Rus füzesinin beklentileri karşıladığı sonucuna varıldı. Siyasi iradeyi temsilen hükümetten de yeşil ışık yanınca en zor dönemeç aşılmış oldu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bir süredir Türkiye’nin Batı ile yaşadığı hayal kırıklıklarına dikkati çekiyor ve Türkiye’nin alternatifsiz olmadığının altını çiziyordu. Çin’e yaptığı ziyaret sırasında uçakta yaptığı açıklamada, Türkiye’nin, Şangay ittifakına katılımı ciddi olarak düşündüğünü söylemişti.

Bundan bir süre sonra Rusya ile uçak düşürme krizi yaşandı. Ağır sonuçları olmasına rağmen sorunun hızlı aşılmasında Erdoğan’ın belirleyici etkisi oldu. İşte, bu aşamada teknik ve maliyet oluru alınan S-400 seçeneği siyasi olarak da ciddi bir alternatif haline geldi.

Diğer taraftan Rusya lideri Vladimir Putin, Türkiye’nin NATO ile yaşadığı sorunları görüyor ve bundan en üst düzeyde yararlanmaya çalışıyor.



Nihai imzaların atılması ve S-400’lerin kesin olarak alınması durumunda muhtemelen Ankara ile NATO arasındaki tansiyon yükselecek, zaten zayıflayan güven ilişkisi iyice yara alacak. Ancak yukarıda da yazdım; bu noktaya gelinmesinin sorumlusu Türkiye değil.

Egemen bir ülke olarak Türkiye, güvenliği ve çıkarının gerektirdiği adımları atıyor. Tıpkı İngiltere’nin kendi iradesini ortaya koyup parçası olduğu AB’den çıkma kararı alması gibi.

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.