Şangay'a katılım mümkün mü?

31 Ocak 2013, Perşembe 05:00
AA

Türkiye’nin Şangay İşbirliği Örgütü’ne katılımı konusundaki fikirler önce espri şeklinde ortaya çıkmıştı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ilk kez 24 televizyonunda katıldığı Yiğit Bulut’un ‘Sansürsüz’ programında bu konuyu dile getirmişti. Erdoğan, geçen hafta -yine Bulut’un programında- aynı görüşünü daha da güçlü şekilde tekrarladı.

2004-2005 döneminde Erdoğan’ın Avrupa Birliği’ne tam üyelik yolunda attığı çok kritik reform adımlarının yakın tanıklarından biriyim. Erdoğan’ın katıldığı pek çok zirveyi izlemiştim. Peki, Erdoğan nasıl bu kadar farklı noktaya geldi? Önce şunu söyleyeyim: Başbakan Erdoğan, Avrupa Birliği’ne yönelik tepkisinde haklı. Ankara’nın bütün çabalarına rağmen şu ana kadar bir yere varmayan bu süreç hepimizi bıktırdı, usandırdı.

[[HAFTAYA]]

Nitekim kamuoyu yoklamaları, Avrupa Birliği konusunun artık iyice popülerliğini yitirdiğini gösteriyor. Erdoğan bir süredir Avrupa Birliği liderler zirvesine de çağrılmıyor. Bu konuyu Almanya Başkanı Angela Merkel başta olmak üzere birçok lidere sitem ederek gündeme getirmesine karşın ilerleme sağlanamadı. Erdoğan’ın Batı’yı hedef alan söylemleri Avrupa ile de sınırlı değil.

Başbakan kısa süre önce ziyaret ettiği Afrika ülkelerinde de Avrupalıların sömürgeci geçmişlerine atıfta bulunarak ciddi eleştiriler yöneltmişti. Erdoğan, Gazze’de olup bitenleri seyretmekle suçladığı Batılı ülkeleri yerden yere vurmuş, ‘Birleşmiş Milletler düzeninin mutlaka değişmesi gerektiğini’ söylemişti. Başbakan hem AB’yi en ciddi tonda uyarmak hem de Şangay ile yakınlaşmak istiyor. Ancak ben, bu gelişmelere rağmen hükümetin AB’den umudunu kesip tamamen sırtını döneceğini düşünmüyorum.

Zira Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış, Rumların dönem başkanlığının bitmesinin ardından harıl harıl diplomasi trafiği yürütüyor. Türkiye’nin ekonomik alanda Şangay ülkeleriyle yakın ilişki içine girmesinde sonsuz fayda var. Ancak politik ve askeri yakınlaşmayla birlikte geniş kapsamlı müttefiklik ilişkisine dönüşürse, bu durum, dünya dengelerinde değişiklik anlamına gelecektir. Türkiye -bugünlerde- füze savunma sistemi satın alımı için bir karar verme aşamasında. Amerika, Türkiye’nin Rus ya da Çin füzesini seçmemesi için ciddi olarak bastırıyor. Avrupa Birliği meseleleriyle artık eskisi kadar ilgilenmeyen Washington için Asya-Pasifik bölgesi birinci öncelik haline geldi. Ankara’nın yüzünü bu bölgeye dönmesi, Amerika’nın çıkarları açısından tercih edilmeyecek bir durumdur. Son bir notum daha var: AB’ye kızmakta ve tepki vermekte haklıyız. Ancak Şangay ittifakının üyeleriyle demokrasi, hukuk değerleri ve insan hakları alanında neredeyse hiçbir ortak noktamız bulunmadığını hatırlamakta fayda var.

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.