Şu önyargıdan kurtulamadık!

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Boğaziçi Üniversitesi, İstanbul Rum Patriği Bartholomeos’a fahri doktora unvanı verdi. Çok güzel ve anlamlı bir karar. Bugüne kadar dünyanın en uzak noktalarındaki bilim kurumları Patrik’i çalışmaları dolayısıyla ödüllendirirken Türkiye’de hiçbir üniversite böyle bir adım atmamıştı. Boğaziçi Üniversitesi Rektörü Gülay Barbarosoğlu’nu kutluyorum.

Patrik Bartholomeos, Ortodoksların dini önderi olmasının yanında teoloji, çevre bilim, savaşların önlenmesi ve uluslararası diyaloğun geliştirilmesi gibi konularda çok çaba gösteren, saygın bir isim. Üstelik kendisi Hıristiyan alemi içinde İslam’ı en iyi tanıyan ve iki büyük din arasındaki anlayış farklılıklarının çatışmaya değil, işbirliğine vesile olması için emek veren bir kişi. Boğaziçi Üniversitesi, Patrik için bastırdığı davetiyede “ekümenik” ifadesi yer aldığı için eleştirilere uğradı.

Dünyalar değişti, Türkiye’nin bu önyargısı değişmedi. Bu konudaki itirazların ağırlıklı olarak bilgi eksikliğinden kaynaklandığını düşünüyorum. İstanbul Patrikhanesi, Hıristiyan kiliseleri hiyerarşisinde Latince ifadeyle “Primus inter pares” yani eşitler arasında birinci konumdadır. Bu kilisenin başpiskoposu durumundaki patrikliğin konumu da “evrensel” nitelikte, yani “ekümenik”tir.

Tarihsel olarak, 6. Yüzyıl’dan beri de İstanbul’daki Patrikler bu unvanı kullanır. Avustralya’dan Amerika’ya, Finlandiya’dan Küba’ya kadar birçok ülkedeki kiliseler İstanbul’daki Patrikhane’ye bağlı. Biz bunu kabul etmeyip “Patrik Bartholomeos sadece İstanbul’daki 2 bin 500 Rum’un temsilcisidir” diyerek kendimizi komik duruma düşürüyoruz. Bunları, Türkiye’nin AB üyeliği için destek istediğimiz, İstanbul’un olimpiyat adaylığı için bir mesaj yayınlamasını beklediğimiz insan için yapıyoruz. Üstelik bunu, birçok uluslararası konuda “İslam dünyasının lideri” gibi davranan Türkiye’nin yapması hiç şık olmuyor.

* * *

Son günlerin tartışılılan konularından biri de Ayasofya. Yeryüzündeki en görkemli ve etkileyici mabetlerden olan Ayasofya, 1500 yıl önce kilise olarak inşa edildi. Bizans İmparatorluğu’nda asırlarca Patrikhane Katedrali olarak kullanıldı. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethinden sonra ise camiye dönüştürüldü. 1934’te Bakanlar Kurulu kararıyla müze haline geldi. Şimdi bazı çevrelerde tekrar cami olarak kullanılması yönünde bir talep var.

Bu konuyla ilgili ayrıntılı bir yazı yazacağım ama özetle görüşümü paylaşayım. Ayasofya’nın müze olarak korunması en doğrusudur. İstanbul muhteşem camilerle dolu. Tam karşısında nefes kesen güzelliğiyle Sultanahmet, az ilerde Süleymaniye var. Bütün insanlığın kültür mirası olmuş Ayasofya’yı uzun aradan sonra yeniden cami olarak kullanmaya çalışmak gereksiz ve faydasız bir zorlamadan öteye geçmez. İstanbul’un yeniden fethedilmeye değil, korunmaya ve zenginleştirilmeye ihtiyacı var.

Yazarlarımızdan

17 Nisan 2021, Cumartesi 07:01
17 Nisan 2021, Cumartesi 07:01
17 Nisan 2021, Cumartesi 07:01
Sıradaki haber yükleniyor...
holder