Suriye'yi izole edelim derken...

12 Ekim 2012, Cuma 05:00
AA

Moskova’dan Şam’a gitmekte olan Suriye uçağının Esenboğa Havalimanı’na inişe zorlanmasını öğrendiğimde ilk tepkim “Aman dikkat edelim, bu tip adımlar riskli ve beklenmedik sonuçlar doğurabilir” şeklindeydi. Özellikle Rusya-Türkiye ilişkilerinin bozulmasının çok kötü olacağına dikkati çekmeye çalışıyordum. Sosyal medyada yapılan tartışmalara baktım. Ciddi gazeteci ve akademisyenler arasında “Rusya’dan mı korkacağız?” gibi şeyler söyleyenler vardı. Suriye uçağının Ankara’ya inişe zorlanması sırasında uçak teknik bir nedenden ötürü kontrolünü kaybedip düşseydi, Moskova ile ciddi bir krize sürüklenebilirdik. Çünkü uçağın içinde Rus vatandaşları da vardı.

Düzelen ekonomi ve politik istikrarın bir getirisi olarak, Türkiye’de güvenimiz arttığı için herkese posta koyabileceğimizi sanıyoruz galiba. Mesele, Rusya’dan korkmak değil, düşman kazanmamaya gayret etmek olmalı. Son 1-2 yılda Türkiye adeta bir ateş çemberinin ortasına kaldı. Bölgedeki bütün ülkelerle ciddi sorunlarımız var.

[[HAFTAYA]]

En az iki ülkeyle sıcak çatışma ortamındayız. Şöyle bir göz atalım mı? Suriye: Düşük yoğunluklu sıcak çatışma noktasındayız. Her an büyük bir savaşa sürüklenme riskimiz var. Irak: Bağdat ile Ankara arasındaki ilişkiler koptu. Türkiye’nin olası bir Kandil operasyonuna Irak Başbakanı Nuri Maliki’nin askeri tepki verme ihtimali bile oluştu. Kürt meselesinde işler kötüye giderse bugün iyi ilişkiler içinde olduğumuz Mesut Barzani ile bir kez daha karşı karşıya gelebiliriz. İran: Çok sayıda anlaşmazlık konusu var. İki ülke hızla birbirinden uzaklaşıyor. Güvensizlik büyük boyutta.

PKK ya da Suriye sorunu nedeniyle sıcak çatışma riski bile masada. Ermenistan: Ermeni soykırımıyla ilgili bir sembol olarak bilinen 2015 tarihinin yaklaşması ve Dağlık Karabağ’da bir havaalanı açma girişimleri, iki ülkeyi çok daha sert bir zeminde karşı karşıya getirebilir. Kıbrıs Rum Kesimi: Yakın gelecekte, içine Rusya ve İsrail’i de alan anlaşmalarla Türkiye’nin karşısına çıkabilirler. İsrail: Mavi Marmara olayından bu yana ilişkiler kopuk. Yakın zamanda düzelebileceğine dair de bir işaret yok. Bu tablo dünyada bir süre sonra “Türkiye, düşman üreten politikalar izliyor” şeklinde algılanabilir.

* * *

Türkiye, son olayda haklı bile olsa süreci ele alış biçimiyle Rusya’yı uluslararası toplum önünde küçük düşürecek bir çizgiye taşımamalı. Moskova’nın bir hatası varsa bunu ikili düzeyde çözmeye çalışmak çok daha doğru olur. Türkiye-Rusya ilişkilerinin geldiği seviye, bir adım atarken iki kez düşünmeyi gerektiriyor. Çünkü Rusya, bizim için herhangi bir ülke değil. 30 milyar doları aşkın ticaretimiz var, iki ülke arasında vizesiz seyahat ediliyor. Her yıl 3 milyon dolayında ziyaretçi Türkiye’ye geliyor.

 

Askeri, teknik, diplomatik, ekonomik, kültürel, aklınıza gelebilecek her alanda derinlemesine işbirliği içindeyiz. Rusya ile Suriye arasında özel ilişkiler olduğu bir sır değil. Birleşmiş Milletler’den bağlayıcı nitelikte uluslararası bir yaptırım kararı çıkana kadar Moskova’nın bu ilişkiye devam etme gibi bir hakkı da var. Suriye’yi izole edelim derken Moskova’yı sıkıntıya sokacak ve prestij kaybettirecek bir tutum içine girersek Rusya, Türkiye’yi rahatsız edecek angajmanlar geliştirebilir.

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.