Taner Yıldız'ın tarif ettiği gibi bir yönetici

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, geçen yıl bir seyahatimiz sırasında, çalışma hayatında verimlilik sağlanması için mesai saatlerinin erkene alınmasını teklif etmişti. O günlerde çok konuşulan bu öneriyi kimileri “Hükümetin gizli bir ajandası mı var?” sözleriyle başka yerlere çekmeye çalışmıştı. Oysa Bakan Yıldız, Türkiye’nin enerjisini doğru yöne kanalize etme ihtiyacından söz ediyordu.


Ford CEO’su Alan Mulally kırmızı kravatları ve uçak şeklindeki imzasıyla ünlü.

Dünyanın en büyük şirketlerinden Ford’un CEO’su Alan Mulally çalışma programı açısından Taner Yıldız’ın tarif ettiği gibi bir isim. Belki bunun en uç örneği ama temel prensip aynı: Zamanı ve günü verimli kullanmak. Alan Mulally, her sabah 05.15’te ofisinde oluyor ve en az 12 saat çalışıyor. Ford’un Michigan Dearborn’daki merkezine yaklaşık 5 kilometre uzaklıkta mütevazı sayılabilecek bir evde yaşıyor.
[[HAFTAYA]]

Geçmişte Amerika’nın bir numaralı uçak üreticisi Boeing’de tepe yöneticisi olarak çalışan Mulally, yıllık yaklaşık 6 milyon dolar gelirle Amerika’nın en çok kazanan yöneticilerinden biri. Boeing’de görev yaptığı yıllarda Türk Hava Yolları filosunda da kullanılan737 ve 777’lerin aralarında olduğu uçakların geliştirme programlarında önemli rol aldı. Bir süredir dünyanın en büyük üreticilerinden Ford’un CEO’su olarak görev yapıyor. Ford, hükümet destekli iflas programına girmeyen tek Amerikalı otomobil üreticisi. Dalgalı günlerde Ford gibi büyük bir geminin kayalara çarpmamasında Mulally’nin felsefesinin ciddi rolü oldu.

General Motors ve Chrysler zor günler yaşarken Ford kârlı bir şirket haline geldi. Ford, 2007 yılında Range Rover ve Jaguar’ı Hintli Tata Grubu’na satarak elindeki diğer markalara odaklanmaya başladı. Aston Martin ve Volvo’yu da satan Ford, Japon Mazda’daki hisselerini de azalttı. Detroit’te, Alan Mulally ve şirketin patronu Bill Ford ile yaptığım görüşmelerden çıkan mesajlar dün Türkiye’de çok ses getirdi.

Her ikisi de Rahmi M. Koç’un Türk-Amerikan ilişkilerinin bugüne gelmesinde ne kadar önemli rol oynadığının altını çiziyor. Gerçekten Ford’un bu yıl yaklaşık 2 milyar TL yatırım yapacak olmasında bu vizyonun büyük etkisi var. Ford Otosan 10 bine yakın kişiye istihdam yaratıyor. Şirket kurulduğu günden bu yana yaptığı ihracatla Türkiye’ye milyarlarca dolar kazandırdı. Türkiye bu yolla kendi teknolojisini geliştirmeyi, motor ve şanzıman üretmeyi öğrendi. Bunlar küçümsenecek başarılar değil. Amerika’daki görüşmelerimden aldığım izlenim, yakında bu işbirliğinin yeni adımlarla güçleneceği ve Türkiye’nin kazanacağı yönünde.

Amerika’nın farkı

Amerika genç, dinamik ve çalışkan nüfusuyla Türkiye’ye benziyor. Çok büyük bir pazar ve kendisini kolaylıkla yenileyebilen bir ülke. Avrupa gibi ağır karar alan, hantal bir yapısı yok. Nitekim Amerika, 2008 ekonomik krizini büyük oranda geride bıraktığının işaretlerini veriyor. Amerika’nın esnek ve yenilikçi bir yapıya sahip olmasında ülkenin göçmenlere yönelik liberal tutumunun etkisi var. Her yıl dünyanın farklı ülkelerinden genç ve yetenekli insanlar, eğitim görmek ve çalışmak üzere Amerika’ya geliyor.

Bu insanların büyük bölümü ülkelerine dönmüyor. Ekonominin ihtiyacı olan taze kanı bir oranda yabancılardan sağlıyor ve bunu kendisi için bir tehdit olarak görmüyor. Fransa ve Almanya, ülkesindeki yabancıları nasıl kapıya koyacağının planlarını yaparken Amerika farklı kültürlere açık kapı tutan politikasından taviz vermiyor. Artık sınır ötesinde fetihler sadece silahla ya da politik güç kullanarak yapılmıyor. Bunu anlamak için tek başına Apple’ın nasıl bir güce sahip olduğuna bakmak yeter.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder