Bölücü terör örgütü PKK’nın İmralı Cezaevi’nde tutuklu bulunan lideri Abdullah Öcalan’ın bir süredir beklenen çağrısı önceki gün geldi. Bu çağrının bana göre önemli ifadelerinden biri ‘Demokratik Uzlaşma’. O nedenle başlığa bu kısmı çıkardım. Bu çağrının önünü açan siyasi gelişme bir süre önce Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den gelmişti. MHP, politikalar ve söylemler düzeyinde terörle mücadeleye en güçlü desteği veren siyasi hareketlerden biri olarak biliniyor. Nitekim MHP’nin sokaktaki tabanında da bu konularda hassasiyet oldukça güçlü. Bu parametreler altında MHP lideri Bahçeli’nin çıkışını, hem sürpriz hem de cesur bir adım olarak okumak gerekir.
Devlet Bahçeli, Öcalan’a seslenerek “Meclis’e gel, terörün bittiğini ve örgütün lağvedildiğini haykır” demişti. Bu sözler yeni bir süreci başlatan açıklama olarak tarihe geçmişti.
Daha önce Kürt meselesi diye tarif edilen konularda çok önemli girişimlerde bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Bahçeli’nin çıkışına tam destek verdi ve siyasi mesajlarını farklı kesimlere ulaştırdı.
Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) de -bazı belirsizliklere ve risklere işaret edilmekle birlikte- esas itibarıyla sürece destek verildiği söylenebilir.
Çağrı metnini eski Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk Kürtçe, DEM Parti Milletvekili Pervin Buldan ise Türkçe okudu.
Terör örgütü lideri Öcalan mesajında özetle “Bu çağrının tarihi sorumluluğunu üstleniyorum. Devlet ve toplumla bütünleşme için kongrenizi toplayın ve karar alın. Tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir. Ortak yaşama inanan ve çağrıma kulak veren tüm kesimlere selamlarımı iletirim” diyor.
Öcalan’ın açıklaması Diyarbakır Dağkapı’da, Van’da ise kent meydanlarına kurulan büyük ekranlardan canlı olarak yayınlandı. Ekranların önünde büyük kalabalıklar toplandı.
SORULAR, ZORLUKLAR
Bu gelişmenin en kritik taraflarını özetlemek istiyorum:
* PKK bu çağrıya nasıl bir yanıt verecek?
* YPG ve PKK’nın sınır ötesindeki diğer uzantılarının tutumu ne olacak?
* En başından bu yana PKK’ya silah, politik destek ve birçok konuda yaşam alanı açan Amerika Birleşik Devletleri ne yapacak?
* Moskova’da YPG-PKK büroları olduğu bilinen Rusya’nın tutumu ne olacak?
* Komşu ülkeler Irak ve Suriye nasıl bir yol izleyecek?
* Türkiye, Şam’da yeni yönetimin oluşması sonrasında YPG’nin mutlaka silah bırakması, Suriye ordusuna katılması ve ülke dışına gidenlerin dönmesi talebini iletmişti. Burada Washington’ın takınacağı rol çok belirleyici olacak.
* İran oyun bozucu bir tutum alabilir mi?
* Şehit yakınlarının acısına ve gazilerimizin yaşadığı travma ve bunun sosyal psikolojisine nasıl yaklaşılacak?
Böyle dönemlerde örgütlerin ikiye bölünmesi gibi bir risk vardır. Örgütün bir kısmı çağrılara yanıt verip silah bırakır, bir kısım teröristler ise silah bırakmayı reddeder. İrlanda Cumhuriyet Ordusu (İRA) ve diğer başka bazı örneklerde de bu durum yaşanmıştı.
PKK’nın kanlı terör eylemleri ve şiddet olaylarının bedeli çok ağır oldu Türkiye için. Binlerce şehit verdik. Askerlerimizi, polislerimizi, güvenlik güçlerimizi kaybettik. Binlerce sivil vatandaşımız hayatını kaybetti. Bu travmaları hepimiz yaşadık.
Ülkemiz ekonomisi ağır şekilde yara aldı, saldırılar sonrası turizm durdu. Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) çok uzun ve maliyetli terörle mücadele operasyonları yürüttü.
Nitekim bugünkü seviyeye gelinmesinde TSK’nın, emniyet birimlerinin terörle mücadele kararlılığının olduğunu vurgulamak gerekir.
Özetle, Abullah Öcalan’ın çağrısına PKK’nın nasıl bir yanıt vereceğini göreceğiz.
Uluslararası aktörler bu süreçte oyun bozucu birer girişim mi yapacaklar, yoksa bölgesel barış ve istikrar adına gelişmeleri destekleyecekler mi bunu da bir süre içinde anlayacağız.
Öcalan’ın silah bırakma çağrısını olumlu bulmakla birlikte sürecin zorluğunu ve karmaşıklığını düşününce bu girişime ihtiyatlı yaklaşıyorum “Bu iş tamamen bitti” demeyi erken görüyorum.
