Türk mutfağı nasıl dünya markası olur?

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Bugün, yeme içme kültürü açısından küresel düzeyde tanınan ve aranan bazı örnekler var. Mesela Fransız, İtalyan, Yunan veya Uzakdoğu mutfakları. Türkiye, olağanüstü zengin bir coğrafyaya sahip olmasına rağmen bu alanda hak ettiği seviyeye henüz ulaşamadı.

Halbuki gıda ürünleri ve yapım teknikleri açısından müthiş birikimimiz mevcut. Yiyecek ve içeceklerin tamamını kapsayan ve büyük bir endüstri hâline gelen gastronomi başlığında gösterebileceğimiz çok şey var.

Tanıtıma katkı, işin sadece bir tarafı. Yemek kültürünü, ciddi bir gelir ve istihdam kaynağı olması bakımından ekonomik boyutuyla da çok önemsiyorum. Daha önce Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’in bu konudaki ciddi projelerine tanıklık etmiştim.

Zira Gaziantep şehri aynı zamanda bir yeme içme markası oldu. Hatay, Afyonkarahisar ve bazı Karadeniz illerimizde de önemli faaliyetler yapılıyor. Aksaray Valisi Hamza Aydoğdu da bu konuların üzerinde çalışıyor.

Dev havayollarına catering sağlayan Viyana merkezli Turkish Do&Co’nun kurucusu Attila Doğudan uluslararası çevrelerde kabul gören çok saygın bir isim. Örnekleri şundan ötürü hatırlattım; çaba gösterip odaklanınca küresel rekabette çok iyi seviyeye gelebiliyoruz.

ÇABALAR KURUMSALLAŞIYOR

Anadolu’nun binlerce yıllık geleneksel yemek tariflerinin, ilk kez sağlıklı ve atıksız yönleriyle dünyaya açılması adına çok önemli bir girişim daha başlatıldı. “Asırlık Tariflerle Türk Mutfağı” kitabının tanıtımı İstanbul Cam ve Billur Müzesi’nde yapıldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın öncülüğü ve Cumhurbaşkanlığı himayesinde, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) iş birliğinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle ünlü şef, akademisyen ve uzmanların katkılarıyla hazırlanan kitap, Türk mutfağının zenginliğini uluslararası alanda tanıtmayı amaçlıyor. Geleneksel tariflerin aslına uygun reçeteleri kayıt altına alınarak gelecek nesillere aktarılması hedefleniyor.

Tanıtım etkinliğinde ev sahibi kimliğiyle Emine Erdoğan, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un yanı sıra kitaba katkıda bulunan danışmanlar ve ünlü şefler, gastronomi ve tarih alanında akademisyenler ve geleneksel Türk mutfağının temsilcileri vardı. Mehmet Yalçınkaya, Somer Sivrioğlu, Danilo Zanna, Acun Ilıcalı, Çiğdem Simavi, Demet Sabancı, Arda Türkmen, Fatih Karaca, Murat Kolbaşı, Gamze Cizreli, Sahrap Soysal ve Cumhurbaşkanlığı’ndan Fecir Alptekin ile Hümeyra Şahin dikkatimi çeken isimler arasındaydı.

Günaydın Kebap restaurantların kurucu ortağı Cüneyt Asan, pandemiye rağmen hiç durmadığını, Körfez ülkelerinde yeni yatırımlar yaptığını söyledi. Masada yan yana oturduğumuz baklava üstadı Nadir Güllü, ürünlerine Yunanistan’dan çok yoğun talep olduğunu anlattı. Emine Erdoğan ise konuşmasında “Türk mutfağı asırlardan beri ocaklardan tüten bir bilgelik birikimidir. Reçetelerimiz, insanın ruh ve bedeni arasındaki hassas dengeyi gözeten şifa kaynaklarıdır. Adeta başlı başına bir eczanedir” ifadesini kullandı.

“Asırlık Tariflerle Türk Mutfağı” kitabı gelecek ay satışa sunulacak. Farklı dillerde de basılacak.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve eşi Pervin Ersoy ile sohbet ettik. Bakan Ersoy, dünyada gastronomi turizminde Fransa, İtalya gibi önde gelen ülkelerin mutfaklarını tanıtmak amacıyla başlatılan “Mutfak Haftası” uygulamasına Türk Mutfağının da ekleneceğini söyledi. Böylelikle her yıl 21-27 Mayıs tarihlerinde hem Türkiye’de hem de yabancı temsilciliklerimizin olduğu merkezlerde Türk yemekleri, çeşitli etkinliklerle tanıtılarak bu özel hafta kutlanacak.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder