Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 13-15 Mayıs tarihlerini kapsayan Kazakistan ziyaretini yerinde takip etme fırsatı buldum. Astana’da verilen fotoğraf aslında yalnızca Türkiye- Kazakistan ilişkilerine değil, Orta Asya’daki yeni güç denklemine ilişkin önemli mesajlar içeriyordu. Kazakistan bugün yalnızca enerji kaynaklarıyla değil, Çin ile Avrupa arasındaki lojistik hatların merkezindeki konumuyla da büyük önem taşıyor. Rusya’nın tarihsel etkisi sürüyor. Çin’in ekonomik ağırlığı ise muazzam düzeyde ve her geçen yıl artıyor. Avrupa Birliği enerji ve ulaştırma koridorlarına daha fazla erişmeye çalışıyor. Türkiye, Türk dünyası üzerinden daha güçlü ve kalıcı bir etki alanı oluşturma hedefinde. Astana’da Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev ile yapılan görüşmelerde enerji, ulaştırma, savunma sanayisi, ticaret, medya ve eğitim başlıkları öne çıktı. İki ülke arasında 13 yeni anlaşma imzalandı. Özellikle savunma sanayisi alanındaki temaslar dikkat çekiciydi.

Türk savunma sanayisinin Orta Asya’daki etkisi artık çok daha görünür hâle geliyor. Kazakistan’ın Türk yapımı insansız hava araçlarına ilgisi dikkatle izlenmeli. Türkiye son yıllarda yalnızca ürün satan değil, teknoloji geliştiren ve ortak üretim modeli kuran bir ülkeye dönüştü. Baykar, ASELSAN, TUSAŞ ve Roketsan gibi şirketler artık yalnızca Türkiye’de değil, Avrasya coğrafyasında da yakından takip ediliyor. Bu ziyaretin ekonomik boyutu da önemliydi. Türkiye ile Kazakistan arasındaki ticaret hacmi yaklaşık 10 milyar dolar seviyesine yaklaşmış durumda. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bunu kısa vadede 15 milyar dolara taşımak hedefinde olduklarını açıkladı. Enerji, lojistik, gıda, savunma ve dijital altyapı alanlarında yeni işbirlikleri planlanıyor. Ancak Astana’daki temasların asıl önemli tarafı daha büyük resimde saklıydı.
ORTA KORİDOR GÜÇLENİYOR
Türkiye uzun süredir Orta Koridor projesine büyük önem veriyor. Çin’den çıkan yüklerin Hazar üzerinden Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye hattıyla Avrupa’ya taşınması artık yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir mesele hâline geldi. Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında kuzey koridorundaki risklerin artması, Orta Koridor’un önemini ciddi şekilde yükseltti. Kazakistan, bu hattın en kritik halkalarından biri. Astana’da yapılan görüşmelerde bunu açık şekilde hissetmek mümkündü. Demiryolu bağlantıları, Hazar geçişli taşımacılık projeleri, liman yatırımları ve enerji nakil hatları artık devletlerin güvenlik perspektifiyle değerlendirdiği konular arasında. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından organize edilen Kazakistan- Türkiye İş Forumu iki ülke arasındaki ilişkileri güçlendirmek adına önemli bir girişim olarak öne çıktı. Astana’da heyetin konaklamalarının bir kısmı Rixos Otel’deydi. Burada Rusya, Körfez bölgesi ve Orta Asya ülkelerinde ciddi yatırımları bulunan iş insanı Fettah Tamince ve YDA Grup Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Arslan ile de sohbet etme fırsatı buldum. Türk iş dünyasının en önemli topluluklarından OYAK Genel Müdürü Prof. Dr. Murat Yalçıntaş da yeni yatırım ve işbirliği fırsatlarını değerlendirmek üzere Astana’ya gelen isimler arasındaydı.

Türkiye’nin Orta Asya açılımı son yıllarda belirgin şekilde hız kazandı. Türk Devletleri Teşkilatı da bu yaklaşımın en önemli siyasi platformlarından biri hâline geliyor. Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan’dan oluşan yapının toplam ekonomik büyüklüğü bugün yaklaşık 2.4 trilyon dolar seviyesine ulaşıyor. Yaklaşık 180 milyonluk nüfus, enerji kaynakları, genç insan potansiyeli ve lojistik avantajlar düşünüldüğünde bu tablo küçümsenmemeli. Bir dönem daha çok kültürel bir birliktelik görüntüsü veren Türk Devletleri Teşkilatı, artık ekonomik ve stratejik boyutu daha fazla konuşulan bir yapıya dönüşüyor. Astana’da dikkatimi çeken bir başka unsur da Türkiye’ye yönelik sıcak yaklaşım oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın uçağına Kazakistan Hava Kuvvetleri’ne ait Sukhoi savaş uçaklarının eşlik etmesi sembolik açıdan önemliydi. Bu tür görüntüler diplomasi dilinde güçlü mesajlar taşır.
SIFIR ATIK DESTEĞİ
Emine Erdoğan’ın temasları da ziyaretin dikkat çekici başlıkları arasındaydı. Özellikle çevre ve sürdürülebilirlik konuları üzerinde duruldu. TİKA desteğiyle Saken Seyfulin Tarım Araştırma Üniversitesi bünyesinde açılan sıfır atık laboratuvarı, Türkiye’nin yalnızca ticaret ve savunma alanında değil; eğitim, çevre ve kalkınma projelerinde de etkisini artırmaya çalıştığını gösteriyor.
