Vizyonsuz Avrupa

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

TÜSİAD öncülüğünde Fransız-Türk ortak girişimi olarak kurulan “Paris Bosphorus Enstitüsü” toplantısında Türkiye-Avrupa ilişkileri konuşulmuş. Fransa’nın Ankara Büyükelçisi Charles Fries “Türkiye Avrupa Birliği değerlerinden uzaklaştı” değerlendirmesini yapmış.

Vizeler ve Gümrük Birliği konusunda ilerleme olmamasını da bu iddiaya dayandırmış. Bu “AB değerleri” ifadesi teorik ve giderek muğlak bir kavram olmaya başladı. AB de her üyenin farklı bir yere çekiştirdiği yapı görünümünde. Derin çatlaklar ve görüş ayrılıkları var.

Birleşik Krallık, Yunanistan, Hollanda, Bulgaristan, İsveç, Slovakya ve İspanya gibi kültürü, hedefi, tercihleri ve yönelimi birbirinden tamamen farklı ülkelerin üzerinde mutabık kaldıkları değerlerin sayısı da hayli az.

Gümrük Birliği’nin güncellenememesi ve vize serbestisinin bir türlü başlamaması, bana göre Avrupa Birliği’nin verdiği sözleri tutmamasından kaynaklandı.

AB hâlâ Türkleri “Sirkeci Garı’ndan tahta bavullarıyla Avrupa’ya akın edecek insanlar” klişesiyle ele alıyor.

Vizyon kıtlığı içindeki AB liderleri de Türkiye’yi ırkçı ve popülist söylemlerle dışlıyor. Stratejik, ekonomik, demografik, kültürel önemine vurgu yapıp yakınlaştırmayı denemiyorlar bile.

Fransa ve Türkiye arasında 500 yıllık çok köklü bir ilişki söz konusu. Bugünkü ticaretimiz 20 milyar Euro’ya yaklaşıyor.

Fransa’nın Türkiye ile yaptığı işin toplamı, Hindistan ve Brezilya ile ticaretinden fazla. Fransa ülkemizdeki 6’ncı büyük yatırımcı ve Fransa kökenli şirketler burada 100 bin kişiye istihdam yaratıyor.

Somut veriler ışığında geleceğe bakınca Fransa Büyükelçisi Fries kadar kötümser değilim, üstelik Birleşik Krallık’ın veda etmekte olduğu bir ortamda AB’nin istikrarı için Fransa ve Türkiye’nin birlikte çok somut işbirliği yapabileceğine inanıyorum.

SUUD VE BAE TEHLİKESİ

Ortadoğu ise maalesef aynı iyimserliğe sahip olmadığım bir bölge. Ben zorluklara rağmen Türkiye’nin Arap, İslam coğrafyası ile güçlü ilişkilere sahip olmasından yana oldum.

“Bunlardan bir şey olmaz, sırtımızı dönelim” diyenlerden değildim; ancak hayale kapılmanın da gereği yok.

Belki sokaktaki vatandaşlara sorsak Türkiye açısından coğrafyamızdaki en sorunlu ülkeler olarak Yunanistan ve İsrail’i sıralayabilirler.

Ancak Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE), daha ciddi bir güvenlik sorunu hâline geldiğini düşünüyorum. Neden mi? PKK’ya mali yardım.

Doğu Akdeniz’de Rumlara destek. Doğrudan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef alan kumpaslar. Sosyo-ekonomik, siyasi ve kültürel alanlarda Türkiye’yi engelleme çabaları…

Ne ararsanız bunlarda! Her sıkıntılı cephede bu iki ülkenin parmağını görmek mümkün. Üstelik Suudi asıllı “The Washington Post” yazarı Cemal Kaşıkçı’nın İstanbul’da katledilmesi emrini veren Suudi makamların kanlı elleri hâlâ kurumamışken...


Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder