Zulu kabilesi gelse yenilecek gibiydik

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Ne işe yarayan bir oyun planı...

Ne motivasyon...

Ne hırs...

Ne istek...

Ne heyecan...

Ne kazanma azmi...

Ne 90 dakikaya yayılan bir enerji...

Bunların hiçbiri yoktu. “A Milliler” Euro 2020’nin en kötü takımlarından biri olarak Avrupa Futbol Şampiyonası maçlarını tamamladı. “A Milli Takım” ifadesini bile kullanmakta zorlanıyorum. Zira futbolcular o kadar dağınıktı ki bir takım ruhu, düzeni ve planı yoktu. Bazılarının sınırlı gayreti ve koşma çabası da işe yaramadı. Futbolcularımız üzerlerinde taşıdıkları ay yıldızlı formanın sorumluluğunu yerine getiremediler.

Kendilerini sevgiyle kucaklayan milyonlarca taraftarın kalp atışlarına, tezahüratlarına kulaklarını tıkadılar. Pandemi zorluklarına rağmen kendilerini desteklemek üzere Roma’ya ve Bakü’ye giden binlerce taraftarı çıldırttılar.

“Bu kez olacak inşallah” umuduyla televizyonlarının başına geçen milyonlarca insana saç baş yoldurdular. Adeta “turnuva bitse de gitsek” gibi bir havadaydılar. En azından oynadıkları oyun bize bunu düşündürdü. Bir insanın mesleğini, işini, kendisi için tanımlanmış görevi layıkıyla yapabilmesi için ne gerekli? Ekonomik tatmin, moral, motivasyon, uygun çalışma koşulları, rahat bir ortam…

Futbolcuların her şeyleri vardı...

Bütçeyse bütçe...

Sevgiyse sevgi...

İlgiyse ilgi...

Sponsorsa sponsor...

Destekse destek...

Avantajlı bir gruptaydık, kâğıt üzerinde şansımız yüksekti. Fakat bu kadar gol yerken doğru dürüst pozisyon bile bulamadık. İtalya maçında neredeyse rakip kaleyi göremedik. Skor bulamadığımız gibi kalemizdeki golleri de engelleyemedik. Galler ve İsviçre gibi Avrupa futbolunda ortalamanın altında iki takımın karşısında bile tel tel döküldük.

Futbola çok uzak herhangi bir topluluk, mesela Zulu Kabilesi gelse yine yenilecek gibi oynadık. Teknik analizleri ve ne yapılması gerektiğine dair detaylı yorumları futbol yazarı uzman gazeteci arkadaşlarıma bırakıyorum ancak ben bu turnuvayı izlerken A Milliler ile Şenol Güneş hoca arasında bir uyum ve birliktelik hissedemedim. Tıpkı futbolcular gibi düşük enerjili bir Şenol hoca gördüm.

Türkiye’de ve Avrupa’daki oynadıkları kulüplerde kayda değer başarılar elde eden futbolcular, milli forma altında bu kadar sönük kalıyorsa bunda teknik ekibin ve Şenol hocanın da ciddi bir sorumluluğu olduğunu düşünüyorum. Futbol bütünüyle bir ekip işi, takım oyunu.

Futbolcuların bireysel yetenekleri bir ekip ruhuyla öne çıkamıyorsa, birbirleriyle hiçbir şekilde senkron tutturamıyorlarsa burada ciddi bir dizi sorun var demektir.

Futbol ve basketbol birçok açıdan farklı ve karşılaştırılması zor iki branş ancak her ikisinde de oyun planı ve takım oyunu belirleyici. Anadolu Efes’in nasıl bir takım olmayı başardığını iyi incelemek ve Ergin Ataman’ın enerjisini 360 derece takıma nasıl yansıttığına bakmak gerekir.

Dev rakipleri tek tek devirerek Türkiye’ye Final Four zaferini getiren bu hırs, inanç ve çalışma azminin gelecek turnuvalarda A Milli Futbol Takımımıza da örnek olmasını dilerim.

CEV Avrupa Altın Ligi’nde Türkiye’ye tekrar şampiyonluk gururu yaşatan A Milli Erkek Voleybol Takımımızı yürekten kutluyorum. Uyum, disiplin ve çalışkanlıkla nelerin başarılabileceğinin güzel bir örneğini verdiler. Milletler Ligi Dörtlü Final’e kalan Kadın Voleybol Takımımıza da 24 Haziran’da ABD karşısında başarılar diliyorum.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder