Bu sırada dünyada...

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

İnsanlığın en büyük sorunlarından olan ‘organ nakli’ ameliyatları tüm dünyada yapılıyor. Organ nakli genelde insandan insana yapıldığı için, hastaların uygun organ beklemesi gerekiyor. Son 6 ayda, bu alanda umut verici gelişmeler var. 3D teknolojisi kullanılarak, yapay doku üreten ‘bio-printer’ araştırmaları, şimdiye kadar dolaşım sistemi ile uyumlu, oksijen ve besin taşıyan damarlar üretmeyi başaramadıkları için dokular kendi başlarına ‘canlı’ kalamıyorlardı.

Harvard Üniversitesi ve Sidney Üniversitesi’nin birlikte yaptığı doku mühendisliği çalışmaları ile ‘3D organ’ üretimi konusunda büyük aşama kaydedildi. Sidney Üniversitesi’nden Dr. Luiz Bertassoni başkanlığındaki araştırma ekibi; üretilmiş dokuların, dolaşım sistemi ile uyumunu sağlayan damar sistemleri geliştirdi. Doktor Bertassoni henüz ‘3D organ’ üretmeye başlayamayacaklarını, fakat “artık daha büyük yüzeyli ve kendi başına canlı kalabilen dokular oluşturduklarını ve 3D organ üretimi umudunun yakınlaştığı”nı söyledi.

3D printerlar, biotek laboratuarları tarafından bir süredir protez uzuv ve kemik yapımında kullanılmaktaydı. Ama dolaşım sistemi ile entegre doku üretimi konusundaki bu gelişmelerle kişinin kendi kök hücrelerinin, 3D bio-printerlara yüklenmesi ve birbiri ile etkileşim sağlayabilen, damar sistemi ile entegre dokular geliştirilmesi, bu alandaki en büyük ‘keşif’.

Bu sayede insanlık, organ nakli konusunda büyük bir adım atmış olacak ve gerekli yasal düzenlemeler yapılıp onaylar alındıktan sonra, özellikle organ mafyaları tarafından ticaret haline dönüştürülen yasadışı organ ticareti engellenecek. Dünyada her yıl on binlerce hasta transfer beklerken organ yetmezliğinden ölüyor.

Dört Bin Yedi Yüz Birincimiz Var!

TEOG adlı liselere giriş değerlendirme sınavı (Kasım 2013) sonuçlarında Milli Eğitim Bakanlığı tam 4.742 öğrencinin tüm soruları doğru yaptığını açıkladı. 2012 Seviye Belirleme Sınavı’nda tüm sorulara doğru yanıt veren öğrenci sayısı 677 idi. Şimdi basit bir örnek verelim: Diyelim ki İstanbul ilinde yaşayan ve birinci olan öğrenci, devlet okulları artı özel okullar olmak üzere ‘en talep gören’ 10 okuldan birine girmeyi arzu ediyor. Öğrenci, TEOG’da tüm soruları doğru yanıtladığı için birinci olmuş. Bu öğrenci istediği okula girebilir mi?

Yanıt; bu tabloda istediği okula giremeyebilir! İki TEOG’da tüm soruları doğru yanıtlasa ve not ortalaması çok yüksek bile olsa; bu kadar çok ‘birinci’ olan bir sınav tablosunda öğrenci istediği okula giremeyebilir! Çünkü, okulların kontenjanı yetmez! İyimser bir tahminle; her okulun 200 öğrenci aldığını varsaysak bile toplam 2 bin öğrenci yapar (bazıları çok daha az sayıda öğrenci alıyor).

Bu bize, sistemin ciddi anlamda sorunlu olduğunu gösteriyor. En yüksek puanı alan çocuklar bile virgülden sonraki ondalık sayılar ile ayrılacaklar. 120 soruda sadece bir hata yapan çocuklara ise zaten sıra gelmeyecek! Bu adaletli midir? Hayır! Mantığı ‘seçme ve yerleştirme’ olan bir ‘bilgi’ sınavında, öğrenciler arasında seçme yapamayan ‘sorular’ ve üzerine eklenen ‘yanlışların doğruları götürmediği’ bir değerlendirme; okul ortalamalarını yüksek tutmak için çalışan, üstüne de bir yılını TEOG’a hazırlanarak geçiren öğrenciler, hatta ‘birinciler’ için adil olmayan yerleştirmelere yol açacaktır! Milli Eğitim Bakanlığı acil önlem almalıdır. Lütfen sizler de değerlendirmelerinizi, endişelerinizi, beklentilerinizi yazın; yayınlayalım.

YİNE MAPUS YİNE ÇOCUK

‘Uçurtmayı Vurmasınlar’ filmini anımsamayanımız var mı? 5 yaşındaki küçük Barış’ın cezaevi duvarları arasındaki küçük dünyasını anlatan 1989 yapımı film hepimizi derinden etkilemiştir. Aradan geçen bunca yılda kimbilir kaç küçük çocuk annesi ile birlikte ‘ceza’ çekti? Bugün, yine o çocuklardan biri var gündemde. 3 yaşındaki Poyraz Ali annesi ile birlikte İstanbul Bakırköy Cezaevi’nde kalıyor. Poyraz Ali’nin durumunda sorun sadece ‘tutsaklık’ değil. Poyraz Ali’ye İstanbul Marmara Üniversitesi’nde ‘atipik otizm’ teşhisi kondu.

Atipik otizm, otizmin sadece bazı belirtilerini taşıyan, özel eğitim ve sosyal aktiviteler ile küçük yaşta gelişim sağlanan, hatta üstesinden gelinebilecek bir durum. Görsel uyarıcılar, özel eğitim, fiziksel aktiviteler sayesinde Poyraz Ali’nin fonksiyonel bir birey olma şansı çok yüksek. Bunun için de annesine ve dışarıda olmaya ihtiyacı var. Otizm derneklerinin de yakından takip ettiği Poyraz Ali için, annesine denetimli serbestlik verilmesi ve eğitimini gerektiği gibi sürdürebilmesi için açılan bir kampanya var. Change.org’daki kampanyada imza sayısı çığ gibi büyüyor.

Bu sorun, sadece Poyraz Ali özelinde değil. Ülkemizde, cezaevlerinde büyüyen 6 yaş altı çocukların sayısı 2013 yılında 400 idi! Tam 400 çocuk, koğuşlarda anlatılan ‘hayat hikâyeleri’ ile büyüyor, kavgalara tanık oluyor. 6 yaşında da annelerinin yanından alınıp devlet korumasına geçiyorlar. Birleşmiş Milletler çocuklar ve anneler için, hapsetmenin alternatiflerini anlatan kitapçıklar bastırmış. İnternet ortamında da bulunan bu çalışmalar doğrultusunda, bizim adalet sistemimizde de düzenlemeler yapılabilir.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder