Haliç tersanesi

13 Temmuz 2013, Cumartesi 05:00
AA

250 dönümlük araziye sahip Haliç Tersanesi, paha biçilemez bir kıymete sahip bir mülk. Bir süredir, Haliç Tersanesi’nin özelleştirileceği, içinde 2 yat limanı, 2 adet ultra lüks otel, 1000 kişilik bir cami yapılacağı konuşuluyor, yazılıyor.

Yetmez gibi bir de AVM planlanıyor-muş...

Halkın kullanımına sunulabilecek bir kamu arazisine ‘Otel ve AVM’ dikilecek tümcesini son zamanlarda ne kadar çok duyduk! ‘Haliç Tersanesi’nin özelleştirilerek, otel ve AVM yapılmasına itiraz ediyorum!

Yaklaşık 4 sene önce yine Haliç Tersanesi ile ilgili proje gündeme geldiğinde, tesislerin restore edilerek, halka açılacağı, kültürel ve gezi alanı olarak İstanbulların kullanımında olacağı konuşuluyordu...

Fakat aradan geçen süre içinde, IMF’ye olan ‘tüm’ borcumuzu da ödediğimiz ve ekonomik olarak çok güçlenip/güzelleştiğimiz her gün demeçlenmesine rağmen, artan bir özelleştirme faaliyeti var.

Madem ülke ekonomisi bu kadar iyi durumda; halka açık alan, yeşil alan, gezi alanı, kültürel ve sportif faaliyet alanı sunacak refah düzeyine ulaşılmış olmalı... Yapılsın o zaman! Halkın arazisi, yine halka tahsis edilecek şekilde düzenlensin...

Üstelik de, bölgenin tarihi geçmişi ve yapılanması göz önüne alındığında, eski İstanbul’un güzel silüetinde, yeni belirecek oteller, AVMler, yat limanları görmek istiyor muyuz acaba?

Hani ‘otobüs durağı’ bile halka sorulacaktı artık? Yine ne proje ilan edildi, ne çizim gördük, ne de bir ‘halk oylaması’ hazırlığı var ortada... Biz seçtiğimiz yöneticilere, ‘emanetleri halk için koruyup, saklama’ yetkisi veriyoruz. Kültürümüzde, emanete gözü gibi bakmak vardır, satmak ayıptır...

Haliç Tersanesi de emanettir... Hem de Osmanlı’nın yüzlerce yıllık denizcilik geçmişini ve gemi yapımındaki ustalığını sergileyen en büyük eserdir...

Lütfen tarihi değerlerimizi 2 otel 1 AVM’ye indirgemeyelim...

Yol yakınken, bu yanlıştan dönelim...

San Francisco ve LGBT yürüyüşü

2 hafta için, Kaliforniya’dayım...

En eski arkadaşlarımız yıllar önce buraya taşınınca, 3-4 senede bir onları ziyaret için kullanıyoruz yıllık izinleri...

Yol çok uzak, yol çok yorucu...

Üstelik bu sefer ilk kez THY’nin Los Angeles uçuşunu kullanıp yolun büyük bölümünü aktarmasız gelmemize rağmen. Sırası gelmişken, bu seferde THY uçak yemeklerinin alışılmış standardının çok altında kaldığını belirteyim...

Umarım geçici bir aksaklıktır...

Gelelim San Fransisco’ya...

San Fransisco, Amerika’nın en özgür şehirlerinden biri. İklimin yıl boyunca ılıman olmasının, dev internet şirketlerinin ve Amerika’nın en büyük LGBT nüfusunun burada yaşamasının, bunda etkisi olduğunu düşünüyorum...

LGBT (Lezbiyen, Gay, Biseksüel ve Transseksüel) toplum, her sene eşit ve adil yaşam şartları için 1 hafta süren etkinlikler düzenliyor. Geleneksel LGBT yürüyüşü de, bu haftanın en önemli ve en renkli aktivitesi.

Geçtiğimiz pazar günü Taksim’de düzenlenen LGBT yürüyüşünü kaçırınca, San Fransisco’dakine katıldım. Toplumun her kesiminden LGBT bireyleri ve aileleri yürüyüşte yerlerini almışlardı.

‘Float’ denilen temalı ve süslenmiş araçları ile geçen; itfaiyeciler, kilise korolorı, jimnastik klüpleri, Amerikan Kızılderilileri vardı. Motorsikletleri ile yürüyüşe ‘start’ veren lezbiyen ve gay çiftler de yürüyüşün en çok alkış alan grubu idi...

Liselerde, LGBT kimlikleri ile var olabilmek isteyen okul öğrencileri ve onların yanında olan aile ve öğretmenleri de yürüyordu. Musevi LGBT’ler, Mormon LGBT’ler, LGBT meslek odaları; hepsi ama hepsi oradaydı...

Aklıma 17 kurşunla babası ve amcası tarafından öldürülen 17 yaşındaki R.A geldi... Eğer Diyarbakır’da değil de, San Fransisco’da doğmuş olsa idi; kendi seçimi ile güvenli bir hayatı olabilecekti...

Toplumun LGBT bireyleri kabul etmesi uzun ve zor bir süreç. Bize düşen, yargılamadan ve suçlamadan birlikte yaşamayı öğrenmektir.

Ancak bu şekilde LGBT bireyler de, istedikleri eğitimi alıp kariyer ve aile sahibi olabilirler. Saklanmadan, gizlenmeden ve korkmadan bir yaşam herkesin hakkı...

İnternetin önemi

İnternet olduğundan beri hiçbir şey aynı değil dünyada. Daha özgür, daha yenilikçi, daha haberdar, daha havadar, daha kafadar bir dünya var artık. Olay sosyal paylaşım ağları değil...

Bugün Twitter var. Yarın olmayabilir mesela...

Ama mutlaka yerine alternatif bir mecra olacaktır/çıkacaktır/bulunacaktır/kullanılacaktır...

Demem o ki; Olay Twitter/ Facebook değil, internettir...

Hatta, bugün buluduğumuz ve kullandığımız internet ağlarını, çok değil 3-4 sene içinde ‘köhnemiş’ bulacağımıza ve çok daha sofistike ağlar kullanacağımıza eminim. Teknoloji ve internetin birbirine uyumlu ve önlenemez yenilikçiliği ile, her şey eskisinden daha açık ve şeffaf artık.

Dikkat edeceğimiz tek şey ise, bilgi kirliliği. Gerçek ve önemli haberlere ulaşmak için; doğru kaynakları ve ağları takip etmek önemli...

Gerçeğin peşine düşün. Hem hayatta, hem internette....

(06.07.2013 tarihli Cumartesi Postası ekinden alınmıştır.)

Kişisel verilere ilişkin aydınlatma politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için Kişisel verilere ilişkin aydınlatma metnimizi inceleyebilirsiniz.