Dr. Uygar: Tabunu kır yaptığın iyiliği bağıra çağıra söyle

17 Aralık 2018, Pazartesi 14:14
AA

Uygar Özesmi bir bilim insanı. Biz fanilerle aynı dünyada yaşamıyor gibi... Mesela Aleyna Tilki’yi tanımıyor, televizyon izlemiyor ya da davetten davete koşmuyor. O tüm zamanını gezegenimizin nasıl daha iyi bir geleceği olabileceğini düşünerek geçiriyor.

Bugüne kadar sayısız iş yaptı; iki yıl New York’ta Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nda Çevre Uzmanı olarak çalıştı. Erciyes Üniversitesi Çevre Mühendisliği bölümünü kurdu. Öğrencileri doçent ve profesör oldu bile. Sonra TEMA Vakfı’na geçti, genel müdür oldu. 2008-2012 arası Greenpeace Akdeniz Genel Direktörü görevini yürüttü ve 2012’de dünyanın en büyük imza kampanyası platformu olan Change.org’u Türkiye’de kurdu.

Şimdi ise yeni projesi Good4Trust.org ile birlikte ekolojik ve sosyal adalet için yeni yollar düşünüyor, hayata geçiriyor ve kitleleri ‘Başka bir ekonomi mümkün’ fikrine alıştırmaya çalışıyor.

Kendi icadı olan ‘Türetim ekonomisi’ni yaygınlaştırmak, bize ne yaptığını anlatmak ve ona dahil olmamız için kışkırtmak istiyor.

Siz de biraz iyi hissetmeye ne dersiniz?

Bugüne kadar gezegenin iyiliği için yüzlerce iş yaptınız. ama internet siteniz good4Trust icat ettiğiniz ekonomik modelin simülasyonu gibi. Ve çok heyecan verici. ama önce şunu sormak istiyorum: şu an Dünya’nın en büyük sorunu nedir?

Küresel ısınma ve biyolojik çeşitlilik krizi. Böyle devam edersek 2050 yılında uygarlık çöker. Canlılar normal seviyeye göre bin ila 10 bin kat daha hızlı yok oluyor. İnsanların iklimi değiştirmesi, dinozorların yok olduğu çağın benzerinin yaşanmasına yol açacak.

Yaklaşık 35 yıl sonra insanlığın yok olacağını mı söylüyorsunuz?

Bu trendler olduğu gibi devam ederse uygarlık 35-50 yıl içinde kesin çöker, sonra ne kadar kalırız bilinmez. Sen de 100 ben diyeyim 200 yıl. Biz gidince diğer canlılar da biyolojik soykırımdan geçecekler.

Biyolojik çeşitliliğin azalmasının tek sebebi insan olamaz herhalde…

Biz bin kat hızlandırıyoruz. Şu an yaptıklarımızla dünyayı fakirleştiriyoruz. Bu krizin sebebi ekonomik alışkanlıklar... Üretim ve tüketim modellerimiz iklimi bozan, biyolojik çeşitlilik krizine neden olan çöküşü yarattı.

Yani kapitalizm mi?

Kapitalist sistem dediğimizde karşımıza bir canavar alıyoruz ve anlamlı bir diyalog olmuyor. Bizim derdimiz bambaşka bir ekonomik sistemi ortaya çıkarmak.

Siz, dünyadaki tüm çevre insanlarıyla birleşmenizi gerektiren bir ekonomik anlayış geliştirdiniz: Türetim ekonomisi. Bu nedir?

Türetim ekonomisi, ekonomik sistem içindeki işletmelerin kâr maksimizasyonu yapmaması, kâr optimizasyonu yapması üzerine kurulu. Kârı değil, topluma ve doğaya faydayı hedefe alıyor.

Bu bütün düşünce sisteminin değişmesi anlamına geliyor. yeni bir dünya düzeni öneriyorsunuz...

Biz ekonomiden başlıyoruz, o nereye giderse gitsin. Bir şirketin tüzel kişiliği kanunlara bağlıdır. Kanunları parlamento yapar. Parlamentoya kanun yapma yetkisini de halkı oluşturan insanlar verir. Kısacası bir şirketin doğayı ve insanı sömürmesi, senin ve benim ona verdiğimiz haklara bağlı... Biz, insan türünün devamı için o hakların yeniden düzenlenmesinin şart olduğunu söylüyoruz. Bir şirkete şirket olma hakkı verildiğinde o artık sadece kendi kârını düşünemeyecek; insan ve doğa için çalışması gerekecek.

Para kazanmasın mı?

Kazansın. Kazansın ki insana ve doğaya faydalı işler yapsın.

Ya rekabet? “Doğa için kim daha çok çalışıyor” diye mi rekabet edecekler?

Rekabetin gelişime ve büyümeye neden olduğu, bu yüzyılın başından beri pompalanan büyük bir yalan. Çünkü hep daha fazlasını alman sayesinde çalışan bir sistem var. Oysa elbette işbirliği, birlikte çalışma çok daha iyi ve hızlı gelişime neden olur. Sadece tüketim kültürü yerine türetim kültürünü yerleştirmemiz gerekiyor.

Herkesin anlayabileceği gibi söyleyelim. Değişim için kurmamız gereken cümle şu mu? “Sadece ihtiyacım olanı ve geri dönüştürüleni almalı ve kullanmalıyım.”

Evet, sanıldığı kadar zor değil.

Son model telefonu almaya da ihtiyacımız yok ama ‘prestij’ toplumsal denklemde bir etken olmayı sürdürdüğü sürece alacağız… Zor olan bu.

Haklısın, şu an davranış kalıplarını prestij ve toplumun beklentileri oluşturuyor. “En yeni telefonu almayacağım” desen dahi almak zorunda kalırsın. Çünkü şirketler ‘planlı eskitme’ yapıyor ve toplumdaki varlığın neyi tükettiğinle ölçülüyor; çemberin dışına çıkarsan dışlanırsın. Bu yüzden Türetim ekonomisi toplu bir harekettir. Bireysel olamaz. Mevcut ekonomi, deposuna kirli mazotu doldurduğumuz, egzozundan zehirli dumanlar fışkıran, motorun daha da büyütüldüğü dev bir makineye benziyor.

Siz pis ve dev makine ekonomisi yerine ne koymayı öneriyorsunuz?

Orman ekonomisini... Ekonomiyi orman gibi örgütlersek türetim ekonomisini oluşturabiliriz. Orman havayı temizler, çok üretkendir, canlıları besler, ağaçları ve meyveleri vardır. Güneş, yağmur, mineraller ve dışkılar tüm sistemi döngüsel biçimde devam ettirir.

Yani aslında Dünya’nın kusursuz ve otomatik olarak işleyen sistemine insanın da uyum sağlama yolunu anlatıyorsunuz. Düşündüğünüz modelin simülasyonu: good4Trust. Çarşısı, üreticileri, türeticileri ve iyilikleri olan bir site. Nasıl işliyor?

Good4Trust.org etik bir taban üzerine kurulu. İyiliği çoğaltalım, iyi olduğunu bildiğimiz insanlar arasında güven tesis edelim, Good4Trust bunun için var. Türkiye’de kurduk; dünyaya yaymaya çalışıyoruz. İlk işlevi iyiliği teşhir etmek.

'İyilik söylenmez’ demişler ama kötülük yapan rahatça söylüyor zaten!

Dizelle çalışan dört çeker arabayla fiyaka satmaktan övünüyorlar. Herkese ‘Bakın ne kadar güçlüyüm, siz de benim gibi dünyayı kirleten dört çeker bir araba alın’ diyorlar. Kötülük büyüyüp güçlenmeye başlıyor. Oysa prestij kaynağın, yaptığın iyilikler olmalı. Bu yüzden iyiliklerin paylaşılmasını, çekinmeden yazılmasını istiyoruz.

Böylece iyilik yayılıyor…

Bilimsel olarak kanıtlandı ki, başkasının iyilik yaptığını görürsen iyilik yapma eğilimin artıyor. Nörolojik olarak başkasına yardım ettiğimizi gören biri ilham alıyor ve o da iyilik yapıyor. Bu yüzden iyiliği deşifre ediyoruz.

Ne tip iyilikler?

Ne yaptıysan! “Bugün bir çocuğun ödevine yardım ettim” ya da “Bir sokak hayvanına ev kurdum” ya da “Öğrenciye burs verdim” gibi. İyiliğin karşılığında kendine 1’den 7’ye kadar damla verebilirsin. Büyük iyilik yaparsan 7 damla verebilirsin. Diğer kullanıcılar da ‘sarıl’ butonuyla sana sarılabiliyor.

Çarşı’da dükkân açmaya layık görülürsek satış da yapabiliyoruz...

Evet, çarşı ekolojik; alışveriş yapabiliyorsunuz. Mesela Yavuz Baştürk kül suyu üreten bir üretici. Kül suyu, deterjanlarla aynı görevi görüyor ama zararsız. Ben 50 liraya Yavuz’dan kül suyu alıyorum, Yavuz da o 50 lirayla organik üreticiden organik sebze alıyor. O da gidiyor 50 lirasıyla el nakışı oyuncak kedi alıyor. Para bütün adil üreticilerin arasında dolaşıp katlanıyor.

Her isteyen çarşıda dükkân açamaz değil mi?

Açamaz. Herkes ‘Türetici Ol’ butonuna tıklayıp iyiliklerini yazabilir ama üretici olmak için ‘Yediler Konseyi’nin onayı gerekiyor. Üretici, kabul edilirse ‘niyet belgesi’ imzalıyor. Satılan tüm ürünler doğa dostu olmak zorunda. Çok sağlıklı yiyecekler üretiliyor. Aldıklarınızı üreticiler kargoyla yolluyor. Biri üçkâğıt yaparsa ‘Yediler Konseyi’ onu çıkarıyor.

Yediler konseyi, yedi damla… Yedi’nin önemi nedir?

Hayat ağacının yedi dalı vardır. Good4Trust’ta da tohum, fidan, genç ağaç, yaşlı ağaç, çiçek veren ağaç, meyve veren ağaç olabilirsiniz. Meyve verdiğinde ‘Yediler Konseyi’ne aday gösterilebilirsin. Konseyde kadın, erkek ve LGBTQİ kotamız var.

TRUMP'LAR SAYESİNDE İŞİMİZ DAHA KOLAY!

“Küresel ısınmadan bana ne!” diyen Trump dünyasında bu dönüşümü sağlayabileceğinize inanıyor musunuz? İnanmasam neden bu kadar emek vereyim?

Hatta Trump’lar yüzünden daha da güzel yaparız! İyiliği gördüğünde insanlarda oluşan sevgi duygusu kötülüklerde de tam tersini yaratıyor. İnsanlar birinin kötülüğünü gördüğünde ondan iğreniyor. Şiddet ve kötülük kazansaydı insanlık şu anda var olamazdı. Şu ana kadar gerçek bir alternatif ekonomik örgütlenme sistemi sunulamadı, ama şimdi var. Türetim ekonomisi insanları mutlu edecek yeni bir alternatif sistem.

Sıradaki haber yükleniyor...