Dünyada ne yenilikler oluyor?

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Pandemi, günlük hayatlarımızı ne kadar yavaşlatmış olursa olsun dünya hızla değişmeye devam ediyor.

Her gün geleceğimizi radikal şekilde etkileyebilecek yenilikler ortaya çıkıyor. Her yenilik, etik tartışmaları da beraberinde getiriyor.

Ufuk Tarhan

Forbes’un ‘Dünyanın En Etkili 50 Kadın Fütürist’i listesinde yer alan,‘En İnovatif Kitap’ ödülüne sahip ‘T-İnsan’ın yazarı, ekonomist Ufuk Tarhan, yakın geleceğimizi etkileyecek en ilginç 10 gelişmeyi anlattı.

1. MARS’TA YETİŞMİŞ ROKA ALABİLİR MİYİM?

Hollanda Wageningen Araştırma Üniversitesi’nde görevli bilim insanları, NASA tarafından geliştirilen Mars ve Ay toprak simülasyonlarında roka, domates, turp, çavdar, kinoa, ıspanak, soğan, bezelye ve pırasa yetiştirmeyi başardı.

Proje, gelecekte Mars ve Ay’a yerleşecek insanların beslenmesinden öte, orada yetişen bitkilerden canlı tohum elde etmeyi amaçlıyor. İlk bulgular bunun mümkün olabileceğini gösteriyor. Mars ve Ay topraklarının simülasyonlarına deney amaçlı ekilen 10 üründen dokuzu gayet iyi büyüdü ve yenilebilir nitelikte bulundu. 

“Mars toprak simülatörü üzerinde kırmızılaşan ilk domatesleri gördüğümüzde çok heyecanlandık” diyen araştırmacılar tek istisnanın ıspanak olduğunu, onda biraz daha çalışmaları gerektiğini belirtti. Hadi bakalım geleceğin mesleklerine bir tane daha ekleyelim: Uzay Çiftçisi.

2. MONA LISA İLE 1503 YILINDA BULUŞABİLİRSİNİZ

Dünyanın en büyük sanat müzesi Louvre, ziyaretçilerinin güvenlik sebebiyle yaklaşamadığı Leonardo da Vinci’nin ünlü eseri Mona Lisa’ya değişik bir bakış açısı kazandırdı ve ziyaretçileri ona yaklaştıracak formülü geliştirdi.

Satış rekorları kıran Leonardo sergisi, 3D sanal gerçeklik teknolojisi ile farklı bir boyuta ve yapıya kavuşuyor. Tasarlanan sanal tur, ana Leonardo sergisinin yakınındaki ‘Mona Lisa’ bölümünün dışında, küçük bir galeride olacak.

Bu özel odada, ziyaretçiler yedi dakikalık sanal tur sırasında, üstelik de yaşadığı dönemin gerçekliği ve simüle edilmiş çevresi içinde Mona Lisa ile karşı karşıya gelecekler. Onu üç boyutlu, derinlikli hissedebilecekler, yakından gözlerinin içine bakabilecekler.

3. AĞRIYI UNUTTURAN SANAL AĞRI KESİCİLER DEVREDE

Dünyanın çeşitli bölgelerinde, özellikle üniversite hastanelerinde ağrı tedavisi için Sanal Gerçeklik (VR) kullanımı yaygınlaşmaya başladı.

Doktorlar ve VR uzmanları el ele vererek, 360 derecelik simülasyonlarla ortopedik ağrılardan kanser ve çeşitli ameliyat ağrılarına kadar; farklı ağrı türleri için çeşitli VR ortamları yarattı. Ağrıyı unutturmak için meditasyonlar, huzur veren dağ, doğa gezileri, karikatür, çizgi hikaye, macera gibi uygulamalar kullanılıyor.

Örneğin; hamile annelerin dikkatlerini kramplarından veya kasılmalarından uzaklaştırarak, ağrılarını hafifletmeye çalışıyorlar. Çeşitli nedenlerle oluşan ağrıların hastayı hırpalamaması için kullanılan VR içeriklerde su altında yüzmek, penguenler arasında dolaşmak veya Kuzey Işıkları’nı izlemek gibi deneyimlerle hastanın dikkati ağrıdan başka noktalara çekiliyor. VR'ın ‘sanal ağrı kesici’ olarak denenmesine devam ediliyor.

4. EN YENİ SUÇ: SES EŞLEŞTİRMESİYLE PARA TRANSFERİ

Yapay zeka kullanarak dolandırıcılık yapan yeni nesil siber suçlular, yeni suç yolları ile hayatı zorlaştırıyor.

Wall Street Journal’da yer alan habere göre, son olarak 243 bin dolar (yaklaşık 1,4 milyon lira) CEO’nun sesi taklit edilerek çalındı.

Sahtekarlar, yapay zeka yardımıyla CEO’nun sesinin eşini oluşturdu ve İngiltere merkezli enerji şirketinin CEO’sunun sesini öylesine başarılı taklit ettiler ki, Macar tedarikçiyi genel müdüre para transferi yaptığını zannettirdiler. Bir müddet sonra oluşan nakit açığından şüphelenen CEO, yanlış giden bir şeyler olduğunu fark ettiğinde ise ne yazık ki paralar çoktan farklı hesaplara yollanmıştı bile…

5. FACEBOOK’UN YENİ ÖZELLİĞİ İLE YALNIZLIĞA SON MU?

Dünyanın en büyük sosyal medya platformu Facebook, yıllardır topladığı verilerle kullanıcıların alışkanlıkları ve hoşlandıkları şeyler hakkında derinlemesine bilgi topladı. Şimdi Facebook, bunlardan yararlanarak bekarların aşkı bulmasına yardımcı olacak.

Amerika’da online çöpçatanlık servisini başlatan ‘Facebook Dating’ servisi, 18 yaşından büyük kullanıcıların anlamlı bir ilişki bulmaları için tasarlanmış bir dizi özelliğe erişim sağlıyor. Diğer çöpçatanlık uygulamalarına benziyor evet, ama Facebook yıllardır topladığı verilerin avantajı ile rakiplerini geçecek gibi görünüyor. ‘Facebook Dating’ için Facebook’da ayrı bir profil oluşturmak gerekiyor. İzin verdiğiniz bilgi ve görselleri Facebook hesabınızdan uygulamadaki profilinize direkt transfer edebiliyorsunuz.

Uygulama, potansiyel eşleşmeler sunuyor ancak Facebook arkadaşlarınıza hiçbir zaman potansiyel aday olarak gösterilmiyorsunuz. Sadece arkadaşlarınızdan beğendiğiniz kişiler varsa (en fazla dokuz kişi) onları ‘secret crush’ yani gizli aşk listesine alabiliyorsunuz.

Eğer onlar da ‘Facebook Dating’de kendilerine profil açmışlarsa isimsiz bir arkadaşlarının onlar ile ilgilendiğini belirten bir bildirim alıyorlar. Bildirimi aldıktan sonra ne yapacakları onlara kalıyor.  

6. BİBER GAZI OUT SONİK SİLAH IN

Çin Bilim Akademisi, askerlerin ve kolluk kuvvetlerinin kalabalığı dağıtmasına yardımcı olmak üzere, elde kullanılan bir ‘Sonik Silah’ üretti. Silahı kontrol edenin tek yapması gereken, kalabalığa yöneltmek ve ateş etmek.

Projenin baş araştırmacısı Xie Xiujuan, sonik silahın asil gazla çalıştığını ve gaz ısındığında parçacıklarının titremeye başladığını, cihazın tiz ve monoton bir ses çıkararak hedefteki insanların kulak zarlarının, gözbebeklerinin ve beyinlerinin acı çekmesine neden olduğunu açıkladı.

Bu silah, ses ötesi dalgalarla insan kulağının algılayabileceği frekanstan çok daha düşük frekanslı ses dalgaları yollayarak yorgunluk, ilgisizlik, işitme kaybı, algı karışıklığı, yönelim bozukluğu, baş ağrısı, bulantı, kusma, bağırsak spazmı, istem dışı dışkılama ve hatta kalp krizi yaratabiliyor.

Aslında sonik silahlar yeni değil. 1940’lardan bu yana gündemde. Anlaşılan iyice yaygınlaşacak hale geldiler. “Biber gazı out, sonik silah in!” mi demek lazım? 

7. ÇİN, DÜNYANIN ‘GEN EDİTÖRÜ’ OLMAYA KARARLI

Çin, genetik düzenleme teknolojisine büyük yatırım yapıyor. 2016’da açıkladığı beş yıllık planında öncelikli alan olarak belirlediği ‘Biyoteknoloji’ konusunda, giderek yükselen etik tartışmalara pek girmeden, kararlı adımlarla ilerliyor.

İnsana genetik müdahale olarak anlayabileceğimiz gen teknolojisi ile denemeler yapılıyor.

‘Dünyanın gen editörü’ olmaya kararlı görünen ülke, yalnızca insanların genetiği ile oynamakla kalmıyor. Tarım sorununu çözmek için de bitkiler üzerinde müthiş deneyler yapıyor, çalışmalar sürdürüyor.

‘Çinli Frankeştayn’ olarak anılan Çinli bilim insanı He Jiankui, Aralık 2018'de dünyanın genetiği değiştirilmiş, HIV virüsüne dayanıklı ilk bebekleri, ikiz Lulu ve Nana’nın doğumunu bir video ile müjdelemişti ve yer yerinden oynamıştı. Bu olay, insanların genetiğine müdahale konusunda çok büyük etik tartışmalar başlatmıştı. Tabii ki çalışmalar durmadı ve durmayacaktır da…

Eylül 2019’da yine Çinli bilim insanları dünyada ilk kez hem AIDS, hem lösemi olan 27 yaşındaki bir hastanın genlerine müdahale edildiğini, löseminin yok edilebildiğini, ancak AIDS’in önlenemediğini duyurdular.

Projede çalışan ve bunu bir başarısızlık olarak görmeyen bilim insanı Deng Hongkui, çalışmaların AIDS, anemi, hemofili ve beta talasemi gibi kanla ilgili hastalıklardan muzdarip insanlara umut olmak üzere devam edeceğini açıkladı.  

8. NE GİYECEĞİNİ ‘FASHION++’ SEÇSİN

Facebook’un Yapay Zeka Araştırma Grubu, ‘Fashion++’ adını verdiği, kişinin kıyafetini şıklaştırmak için kolay değişiklikler öneren, moda tavsiyesi veren bir yapay zeka sistemi geliştiriyor. ‘Fashion++’, “Gömleğini içine sokarsan daha iyi olur. Bir kolye eklemeyi düşünmez misin?” ya da “Elbise kolunu kıvırabilirsin.

V yaka bluz yerine balıkçı yaka bir kazak giyebilirsin. Kot etek daha çok yakışır. Pantolon daha iyi durmaz mı?” gibi öneriler verebiliyor.

‘Fashion++’ tamamen yeni bir kıyafet önermeyi değil, mevcutlardan yararlanmayı ve onu daha şık hale getirecek ufak, zekice değişiklikler bulmayı hedefliyor. Sistem yalnızca şekil açısından öneri vermiyor, aynı zamanda bir kıyafetin çeşitli, farklı bileşenlerini de inceliyor.

Örneğin “Bugün gideceğin yer için denim daha rahat bir görünüm yaratabilir” ya da “Tamamen siyah bir kıyafet daha sofistike bir algı yaratır” türünde tavsiyeler de veriyor. ‘Fashion++’a veri toplamak için güncel trendlere göre giyinen gerçek insanların fotoğraflarından oluşan sosyal moda paylaşım sitesi Chictopia'dan yararlanılmış.

“Şık bir kıyafetin tanımı sürekli değiştiği için ‘Fashion++’ yapay zekası sürekli olarak neyin trend olduğunu güncelliyor. Neyin şık bulunduğunu saptıyor ve sizin kıyafetinizi onlarla karşılaştırarak, kıyafetin bir bölümünü farklı bir fotoğraftan bir giysi ile değiştiriyor ve nasıl olabileceğini gösteriyor. Sadece uyumluları değil, uyumsuz olanları da yansıtan sistem, moda algınızın nasıl gelişebileceği konusunda da yardımcı oluyor. 

9. SEYAHATLERİNİZE SİZİN YERİNİZE AVATARINIZ GİDEBİLECEK

Japonya’nın en büyük havayolu şirketlerinden All Nippon Airways (ANA), fotoğrafta gördüğünüz ve bir ‘yolcu avatarı robot’ olan Newme’yi tanıttı. Havayolu yetkilileri, bu avatar robotların sizin yerinize, sizin görüntünüzle ve sürekli bağlantıda olarak seyahat edebileceğini belirtiyor.

Videolar ve görseller yollayarak gittiği yerlerden sizinle iletişime geçen avatarınız, yerinize toplantılara, gezilere katılabilecek, alışveriş yapabilecek.

Yetkililer ilaveten bu tür avatarların insanların daha önce ulaşılamayan yerlere ‘seyahat etmesine’ de olanak sağlayabileceğini, denizin derinliklerine ya da Ay'daki bir üsse gitmesine olanak sağlayacağını düşünüyorlar. Pandemiden sonra daha da önemli olacak bu tür gelişmeler hakkında siz ne düşünüyorsunuz?

10. LABORATUVARDA YETİŞTİRİLEN ‘ET’ 2022’DE RAFLARDA

‘Laboratuvarda et yetiştirme ve laboratuvar proteini’ konusu en hızlı yükselen bilim-teknoloji trendlerinden.

Tarım ve hayvancılıkta devrim yaratacak bu gelişmeler “Et üretmek için hayvan öldürmeye, çevreye, canlılara bu kadar zarar vermeye gerek yok” diyor. 

‘Laboratuvarda yetişen et’ denildiğinde çoğu kişi sentetik et yapıldığını düşünüyor ve fikri dahi red ediyor. Oysa gerçek farklı. Uzmanlar canlı hayvanları uyuşturarak, canlarını yakmadan biyopsi ile 1 cm3 büyüklüğünde bir parça alıyor.

Ve eti; hayvanı çiftlikte büyütüp, kesip, ondan elde etmek yerine bu ufak parçadan elde ettikleri kök hücre ile çoğaltıyorlar. ‘Temiz et, hücreden et üretmek’ olarak nitelenen olay, son derece akılcı, sağlıklı, çevreci ve sürdürülebilir görünüyor. Ön saflarda İsrail, Amerika ve tabii ki Çin koşuyor.

Türkiye’mizde de Ankara Üniversitesi Teknokent’de çalışmalarını sürdüren ve bu alandaki ülkemizin ilk şirketi olan Biftek.Co ile birlikte dünyadaki şirketler laboratuvarda et yetiştirmek üzere harıl harıl çalışıyor.

Bu konuda en iddialı şirketlerden biri İsrailli Future Meat Technologies ilk pilot üretim tesislerini inşa etmek üzere 14 milyon dolarlık yatırım bulmayı başardı. Hedefi, et üretim maliyetini pound başına 10’dan 4 dolara düşürmek olan şirket, bunu başarabilirse 2022’de market raflarına çıkacak. 

Yazarlarımızdan

06 Ağustos 2020, Perşembe 07:50
06 Ağustos 2020, Perşembe 07:38
06 Ağustos 2020, Perşembe 07:19
06 Ağustos 2020, Perşembe 07:13
Sıradaki haber yükleniyor...
holder