Hayko Cepkin: Tarihte çok daha karanlık dönemler oldu, şimdiye bakınca insanın şükredesi geliyor

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Asi, net, dingin, doğal ve özgür. 

İçine bakan o gözü imzası, sesi isyanı... 

8 yıl önce şehri terk etti, kendine Kuşadası’nda yeni bir dünya yarattı; içinde “Hem dizginim hem kamçım” diye anlattığı sevgilisi, bahçesi, toprağı, altı köpeği, bir eşeği, bir horozu, 30 tavuğu, onlarca kedisi var. Her şeyden önemlisi sevdiği şeylere ilgi gösterecek zamanı var. Ceviz ağacının ne zaman ilaçlanacağını, zeytin ağacının ne zaman, nasıl zeytin vereceğini biliyor. Bir de en büyük terapisi olan paraşütçülük tabii… Binlerce metreden atlarken hayatın milisaniyelere bağlı olduğunu, hızlı karar vermek zorunda olduğunu, karar alırken panik yapamayacağını tekrar tekrar hatırlıyor. Ne geçmiş ne gelecek, sadece an var. O yüzden çoğumuzdan daha ‘uyanık.’ Bize de şarkısında olduğu gibi “Uyan” diyor. İnatla uykuda olanlara da iyi uykular diliyor. Karşınızda ‘Karantina Günlüğü’ kayıtlarıyla eski şarkılarını akustik olarak yorumlayan Hayko Cepkin.

Şu tuhaf dönemde siz nasıl hissediyorsunuz? 

Yaşanan hiçbir şeyden şikayet etmem. Hele ki global bir sorundan hiç… Dünya tarihinde çok daha karanlık zaman dilimleri var. O dönemlere bakıp şimdiyi tartınca insanın şükredesi geliyor. Tarihin önemli bir dönemine tanıklık ettiğimizi söyleyenler var, bir şeylere tanıklık etsem ne olacak? Günü geldiğinde hepsini unutacağım zaten. Madem öyle, mevcut 'an'ın mücadelesine odaklanır, ömrümce yaşamaya ve etrafımı yaşatmaya çalışırım.

Bu aralar hepimiz mecburen sokaklardan çekildik ama siz kalabalıktan boğulup sokakları terk etmeye karar vereli epey oldu, değil mi? 

Ben büyük şehirden gideli 8 sene oldu. Her geçen zaman diliminde yeni hayatıma daha da çok bağlandım. Dünyanın gidişatı hakkındaki öngörülerim maalesef hissettiğim gibi çıktı ve aldığım bu kararda yanılmadığıma şükrettim. Bana “Ne işin var be oralarda?” diyenler, şimdi “Sen oraları çözmüşsündür, var mı bizlik bir şey?” diye soru sual halinde. 

Var mı bizlik bir şey? Sırrı ne?

Büyük düşünüyor, minimal yaşıyorum. İşin sırrı bu dengede.


Özgürlük artık sadece bir kelimeden ibaret

Dünyanın gidişatı hakkındaki öngörüleriniz neydi?

Dünya genelinde liderlik sıfatı ile ülkelerin başlarında duranların, bizim de ömrümüzün yetip görebileceğimiz savaşlara sebebiyet verebileceklerini öngörüyordum. Ki bunu zaten bu konular ile ilgilenen herkes öngörüyordur. Küresel iklim değişimlerinden yine ömrümüzün yetip görebileceğimiz doğal afetler bekliyordum. Ki bunlarla ilgilenenler de mutlaka öngörmüştür. Yapıcı bir gidişat öngörülemeyen tek olasılık. 

Şu an dış özgürlüğümüz kısıtlandı ama bu içsel özgürlüğümüzü fark etmek için bir fırsat olarak değerlendirilebilir. Sizin için özgürlük ne anlama geliyor?

Özgürlük yeni dünya tanımında sadece bir kelimeden ibaret. Demokrasi kelimesi gibi. Var olan ama hissedilmeyen…


Uyuyanlara iyi uykular

‘Karantina Günlüğü’ kayıtları, tarzınızın içinde ama ağıt gibi geldi bana.. 

Bestelerime yazdığım şiirler genelde insan ve ölüm temalı. Müziğimi aktarırken daha agresif bir altyapı tercih ediyorum. Büyük sahnelerde daha büyük ve daha hacimli hissedebilsinler diye… Ama tüm bu batı temelli enstürmanları çıkardığınızda parçaların özü kalıyor. Bunu 50’li yaşlarımda yapma planım vardı ama zaman bunu getirdi ve ben de onun akışına uyum sağlıyorum. Yani özü sunuyorum. 

‘Uyan’ın da yeni versiyonu yayınlandı. Uyuyanları, uyumakta ısrar edenleri uyandırmak için bir uyarı verecek olsanız ne derdiniz?

Uyananlar uyanık zaten. Sadece çaresizliklerinden ya da sunulmayan imkansızlıklarından uyura yatıyorlar. Onlara müzik yolu ile dokunuyorum. Bunu biliyorum. Ama gerçekten uyuyanlara iyi uykular dilerim sadece.

‘Dans Et’te “Yalnız kalmam çok zor” diyorsunuz. Şarkının bütünü bunu anlatmıyor ama ben bu cümle üzerinden sormak istiyorum. Siz tamamen yalnız olmaya dayanabilir miydiniz? Yoksa Tarkovski’nin dediğini yapabildiniz mi? 

Tarkovski, “Kendinizi, kendinizle zaman geçirmeyi yalnızlık sanmayacağınız şekilde yetiştirin” demiş. Tam olarak onun anlatmaya çalıştığını uygular durumdayım.Yalnızlık ile ilgili bir sıkıntım yok. Fazlası ile kendi aklı ile muhattap bir yapım var. Ama ‘Dans Et’ şarkımda bahsettiğim gibi muhtaçken bir yalnızlık söz konusu olduğunda bu bir trajediye dönüşebiliyor. Bu sağlıklı bir bireyin aforizmalar kasıp yalnızlığı diline dolamasına benzemez. Bu yalnızlık gerçektir. Diğerleri imaj.


Covid-19 gidince feci kuduracağız

‘Karantina Günlüğü’ devam edecek mi? Nasıl evrilmesini planlıyorsunuz?

Upuuuzuuun bir liste var elimde. Doğaçlama ve anlık kayıtlar alıyorum; düzeltme işlerine girişmiyorum. Hatası ile sevabı ile sanki o an yanlarındaymışım hissini baki tutmaktır niyetim. Kaydetmeyi düşündüğüm liste bittiğinde ağır gecelerin, zor zamanların sözü ile tınısı ile en acımasız başucu listesini hediye etmiş olacağım.

Covid-19 gidince, tekrar buluşabilince nasıl bir konser vermek istersiniz?

Önce feciiii kuduracağız! Hem de en feciiisinden… Sonra, ederinde bir süre ağlaşırız. Biz bunu zaten heeeep yaparız. Konserimize gelenler aşinadır bu bipolar etkisine. Finali, ruh halimiz belirleyecektir.


Ney'in derinliğinin acımasız bir gücü var

Bazı parçalarda ney öne çıkıyor… Sizin için ne ifade ediyor? 

İlk albümümden itibaren ney hayatımda var. Sesindeki derinlik ve bilgelik, onu üfleyen doğru ruh ile birleşince acımasız bir güce bürünüyor. Müziğim eğer bu bilgeliği kaldıramayacak bir müzik olsaydı çiğ ve yavan duyulurdum. Tılsımını melodilerin içine sakladım ki birileri hazırına değil, emeği ile keşfedip yetsin yamacımıza. Neyzenimiz Burak Malçok işte bu doğru buluşmanın nefesidir. Ruhuna ve melodilerine çok güvenirim.


Bu süreci el ele, pati patiye atlatacağız

Sizin maddi endişeleriniz var mı? 

Herkesin borcu harcı var. Lanet hayat sanki borç yapmamız için yaratılmış gibi. Ama büyük düşünüp minimal yaşamayı kendime kaide belirlediğim için bu illetin bitebileceğinin öngörüldüğü minimum-maksimum tarih aralıklarına kadar idareli gidebilirim. Ailemiz geniş, kalabalık… Bir de hayvanlarımız, eksik olmasınlar hatrı sayılır adetteler. Hepsi ile beraber süreci el ele, kol kola, pati patiye atlatacağız inşallah.


Eşim benim hem dizginim hem kamçım

15 yıllık bir ilişkinin sonrasında evlendiniz. O olmasaydı nasıl olurdu sizce?

Eşim olmasaydı, ya dünyaya gözünü dikmiş, risk paylarımı artırmış, dünya çapında tanınan bir müzisyen olma yolunda azmederdim ya da dünya manyağı olup kayıp bir hayatım olurdu. Bu 17. senemiz.

Bu kadar zaman bir insanla birlikte olmak nasıl mümkün?

Eşim, benim hem dizginim hem kamçım. Birbirimizi iyi tanıyoruz. Duygu geçişlerimizi iyi tanıdığımız için birbirimize ne zaman, nasıl davranacağımızı biliyoruz. Gereksiz yere birbirimizi hırpalamıyoruz, yalnız bırakabiliyoruz.

 Peki ya sadakat? Bir tercih ya da karar mı?

Hayat, tercihleriniz ve seçimleriniz doğrultusunda şekil alan bir oyun alanı. Kişiliğinizden, kendinizi yetiştirme tarzınızdan, sosyal çevrenize kadar her şey karar mekanizmanızı ve varlığınızı etkiliyor. Tercihinizi karar zannetme şansınız da var, kararınızı tercih etme durumunuz da.


Yeni dünya düzeninde sağlıklı bir çocuk yetiştirebileceğimi düşünmediğim için baba olmayı hiç düşünmedim

Baba olmak istiyor musunuz?

Hiç düşünmedim. Yeni dünya düzeninde sağlıklı bir birey yetiştiremeyeceğini düşünenlerdenim. Bir de son 'Cepkin'im. Benimle beraber soyadımız son bulacak. 

42 yaş insana ne öğretiyor? Size ne öğretti daha doğrusu…

Ne yalan söyleyeyim hala öğreniyorum. İnsan çok geç akıllanıyor maalesef. Tam tüm tecrübe ve deneyime kavuştum derken de göçüyor. Aslında insanın yaşını aldıktan sonra ölmeyi istememesi anlaşılır. Tüm o tecrübeleri gömmeye kıyamıyor. Bana göre, insan büyüdükçe hayatın çok da matah bir şey olmadığını öğreniyor. Azcık başrol, çokça figüran olduğumuz bir hayat…

Siz ölümsüz olmak ister miydiniz?

Ölüm, hesabı yapılamayacak tek konu ama ölümsüz olmak istemezdim. 

COVID-19 sonrası dünya psikolojisi nasıl olacak sizce? Değişecek miyiz? 

Şu anki salgın durumu insanınoğlunun büyük egosunu yenebilecek mertebede değil. Kenetlenme ve ayılma süreci için daha büyük etkiler gerekiyor. O etkinin ne olacağını gelince anlayacağız ancak…

Karantina önerileri

OKU: Körlük/José Saramago (Virüs de olsa, mirüs de olsa insanlığın egosunun kırılamayacağını söylememe sebep, örnek bir kitaptır)

İZLE: Perfect Sense/David Mackenzie (Müthiş bir film)

DİNLE: ‘Karantina Günlüğü’ kayıtlarım. Bitince ihtiyaç anında camı kıracaklar.

HER SABAH TEKRAR ET: “Şükürler olsun.”

UZAK DUR: “Bence” ve “Ama…”

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder