İstanbul gecelerinde neler oluyor?

AA

Işıl CİNMEN

isil.cinmen@posta.com.tr 

Yazlık yerlerin dolup taşması İstanbul’un hareketliliğini azaltmadı. Cihangir, Karaköy, Asmalı Mescit, Nişantaşı, Bebek, Kadıköy kendini sokaklara atmış eğleniyor. Bu geceki rotam Cihangir’den Asmalı’ya uzanacak. Her yıl bir kez gece tek başıma dışarı çıkıyorum. Bunu hem içimde yaşayan küçük feministin güvenini tazelemek, hem de şehrin en eğlenceli ve güvenilir yerlerini güncellemek için yapıyorum.

Ayrıca kadınlar neredeyse hep tacize, saldırıya uğrayınca haber oluyor. Bu da tedirginliği büyütüyor ve sonuçta korku kazanıyor. Döngüyü kırmanın bir yolu da kadınların da gece, sokakta güvenle yürüyebileceğini, tek başına da çok eğlenebileceğini hatırlatmak…

O yüzden bu gece tekim. 23.00’te dışarı çıkacağım ve sabah döneceğim eve. Yanımda yalnızca özgüvenim ve selfie çubuğum olacak, bu kadarız biz bu gece.

23.00 - MEKAN: GEYİK

İlk durağım Cihangir’in en kalabalık, en popüler caddesi Akarsu üzerindeki Geyik. Her yalnız gecenin başında olduğu gibi biraz huzursuzum. Acilen yalnızlığımla barışıp utangaçlığıma pata küte girişmem gerek. Bir kokteyl ısmarlayıp ortamı analiz ediyorum: Cihangir bir açık hava barı gibi, herkes sokaklarda… Geyik, Beyoğlu çocuklarının geceye hazırlık alanı. Özellikle cuma ve cumartesi geceleri Geyik’in önünden başlayan kalabalık tüm sokağa yayılıyor, şehrin diğer semtlerinden gelenlerle birlikte İstanbul’dan küçük bir Berlin doğuyor sanki... Kavga gürültü olmadan, kimse kimseyi rahatsız etmeden, iyi kokteyller ve bol kahkahayla geceye “Merhaba” deniyor. Ben de bir “Merhaba” deyip yola koyuluyorum. Geyik fazla kalabalık gelirse Smyrna, Charter Pub, 21 ya da Mellow aynı caddenin üzerindeki iyi alternatifler.

00.00 - MEKAN: CHEZ MOI

Karaköy sokakları hareketli, gece rengârenk, hava biraz serin. Chez Moi’nın dışındaki masalardan birini gözüme kestirip oturanların kalkmasını bekliyorum. Mekânda Ezhel çalıyor: “Ay, güneşten daha güzel…” Kesinlikle haklı! Yan masadaki iki genç kadının konuşmasını dinliyorum. “Herkes copy-paste şeklinde yaşamıyor mu? Sürekli aynı günü tekrar ediyor gibiyiz…” diyor biri. İnanamıyorum!

Ben de geçen gün insanların story’lerine bakmadan ne yaptıklarını tahmin edebildiğimi fark etmiş ve kişinin hayatındaki sıradan bir günün onun hayatının küçük bir kopyası olduğunu düşünmüştüm. Hemen lafa giriyorum, derin bir sohbete başlıyoruz. Beni masalarına davet ediyorlar. Birbirimizin adlarını unuttuk bile ama hiç önemi yok, konuştukça konuşuyoruz. Bir süre sonra içeri girip elektrik çarpmış gibi dans ediyoruz... Yeni arkadaşlarıma teşekkür edip bir sonraki durağa doğru yola çıkıyorum.

TAKSİ YOLCULUĞU

Karaköy’den çıkıyorum, istikamet Asmalı! Taksici Abdullah Abi bana “Hangi radyoyu açayım” diye soruyor. “Patlat bir Eksen” diyorum ve Odakule’nin trafiğine doğru ilerliyoruz.

01.00 - MEKAN: NOVO

Barın arkasında “Önceki içkiler geçersiz. Yeni baştan içiyoruz” yazıyor. Kalabalık insan topluluğu dar mekanda gülümseyerek dans edip sohbet ediyor. Bir tabure bulup oturuyorum. Novo, sigara yasağının asla delinmediği nadir mekanlardan... Kasılan yok; içeride dans eden de dışarıda sigara içip muhabbet eden de rahat. Türkçe ve yabancı rock şarkılarını mırıldanarak sonraki durağıma geçiyorum.

02.00 Mekan: CORRIDOR VE ECE AKSOY

Asmalı Mescit’in kalbindeyim. Sonunda gerginliğim tamamen geçti. Babamın sokağı gibi yürüyorum Oteller Sokak’ta, yüzümde bir gülümseme. Sokaktan tanıdığım, yaşı küçük ama hayat bilgisi çoook büyük arkadaşlarım Zeynep ve Ali koşuyor yanıma. Bir selfie çekiyoruz hemen. Kendimi gerçekten iyi ve güçlü hissediyorum, içimde ara ara sesini duyuran Gülben Ergen Jr. güvenle, “Sana unutma ki hiçbir şey olmaz” diyor. Biraz temelsiz bir his ama böyleyim demek bu gece.

9 Ece Aksoy’un müzikleri Cuma ve Cumartesi geceleri DJ Çağatay Dinçsoy’a emanet.

Asmalı Mescit’in en cool insanlarının yanındayım. Bir tarafta Corridor, bir tarafta 9 Ece Aksoy... Adım başı ya bir gazeteci ya bir müzisyen, oyuncu. Dolayısıyla selfie çubuğumla beni gören yanıma geliyor “Işıııl! Niye tek başına fotoğraf çekip duruyorsun?” diye soruyor. Onlara görevde olduğumu anlatıyorum, hemen bana bir içki ısmarlayıp gündemden dert yanmaya başlıyorlar. Onlar anlatıyor ben onaylıyorum; ben anlatıyorum onlar şaşırıyor. 9 Ece’ye uğrayıp DJ Çağatay Dinçsoy’un eğlenceli müzik listesinden sıradaki şarkıyı kendim için çalıyorum ve yola koyuluyorum.

MİDYE MOLASI

Acıktım! Sokak başındaki midyeciye, “Mardin Nusaybin?” diye soruyorum. Gülümsüyor, “Yok abla, Şırnak Cizre’denim ben. Köy boşaltılınca geldim buralara...” Biraz ülkenin durumundan konuşup midye yiyoruz, bir o, bir ben... 30 midye götürüyoruz. O sırada gelen başka bir müşteriden fotoğraflarımızı çekmesini rica ediyor, “Sevdim seni abla” diyor. Onun adını unutmuyorum: Cizreli Mustafa’ya hayırlı işler dileyerek uzaklaşıyorum.

ASMALI SOKAĞA TAŞMALI

03.00 - MEKAN: KULP

‘Beyoğlu ölmedi, ölmeyecek’ diyen Kulp’un sloganı: Asmalı sokağa taşmalı!

Pardon “Beyoğlu öldü” mü dediniz? Yok. Beyoğlu hayata döndü. Sizi temin ederim dünyanın herhangi bir köşesinde böyle eğlenen bir kalabalık bulmanız zor. Ancak Lisbon’un Bairro Alto’sunda görebileceğiniz bir coşku, rahatlık ve tertemiz bir anlamsızlık (ya da belki de anlam) hakim bu sokağa. Hayat ciddiyetini kaybetmiş, her şey hafiflemiş gibi. Sadece sokağı canlandıran müzik, müthiş dans eden insanlar, kahkahalar ve günün ilk ışıklarına kadar eğlenmeye ant içmiş olanlar var. Hele Burry Soprano çalınca! Tüm sokak hep beraber zıplıyor. Sorular/sorunlar birkaç saatliğine uzaklaşıyor. O yüzden buraya gelen bir daha geliyor, Kulp sağ olsun bazı copy-paste günlerin nedeni ve değeri anlaşılır oluyor.

04.00 - MEKAN: SLOPE

Slope uyumayanların mabedi. Işıklar açılmadan kimsenin terk etmediği yer. Herkes arkadaş artık, kimse kimseyi dışlamıyor. Herkes birbirinin ilkokul arkadaşı, psikoloğu ya da dans partneri... Bazıları kederli, bazıları neşeli. Gecenin kollarında herkes yerini bulmuş gibi. Fonda Cem Karaca ‘Islak Islak’ söylüyor. Onları sevgiyle bırakıp çıkıyorum.  

05.30 - MEKAN: 21

İşkembeciye, pideciye son! Her zamanki gibi son durak Cihangir’deki 21. Sabaha kadar açık, çorbaları da, yemekleri de nefis... Hatta geceyi sabaha bağlarsanız erken kahvaltı için de ideal. Birkaç masa devam ediyor, ben çorbamı içtikten sonra artık eve dönüyorum; yorgun ve mutluyum. Yeniden hissediyorum: İstanbul’u da, İstanbul’da kadın olmayı da çok seviyorum. Keşke her günün ve her gecenin, herkes için güzel ve güvenli olduğu zamanlar hemen gelse...

İyi uykular!


Sıradaki haber yükleniyor...