Işıl Cinmen Sezen Sungur Saral: Türkiye'de yerli teknoloji üreten bir kadının ilham veren hikayesi
HABERİ PAYLAŞ

Sezen Sungur Saral: Türkiye'de yerli teknoloji üreten bir kadının ilham veren hikayesi

Size müthiş bir kadın tanıtacağım: Sezen Sungur Saral.
Ben onu Asmalı Mescit’ten tanıyorum. Her karşılaştığımızda kahkahalarla dans ettiğim bu güzel ve eğlenceli kadının Türkiye’nin ilk yerli mobil teknoloji fabrikasının kurucusu olduğunu öğrenmem epey zaman aldı. Kendisi Türkiye’de telefon, tablet fabrikası kuran, sıfırdan bir teknoloji markası yaratan ilk kadın. Hem de tüm bunları 30’larında başarmış! Fabrikada çalışan 400’e yakın kişinin yarısından fazlası kadın; tüm birimlerinin başında da bir kadın var.
Ülkenin en önemli fütüristlerinden Ufuk Tarhan bana bunları anlatır anlatmaz Sezen’i aradım ve “Ben bunca zaman kiminle dans ettiğimi bilmiyormuşum! Hemen buluşabilir miyiz?” dedim. Gerisini birden fazla kez ‘Yılın Kadın Girişimcisi Ödülü’ne layık görülen, yerli teknoloji markası reeder’ın kurucu ortağı Sezen Sungur Saral’dan dinliyoruz.

Sezen Sungur Saral: Türkiyede yerli teknoloji üreten bir kadının ilham veren hikayesi

Bornova Anadolu Lisesi'nden birincilikle, Boğaziçi Üniversitesi Uluslararası Ticaret’ten ‘Yüksek Onur’la mezun oldun. Evlendin, anne oldun. Türkiye’nin ilk teknoloji fabrikasını kurdun, ödüller aldın, yüzlerce kadına iş olanağı sağlıyorsun. Ayrıca altı gün spor yapıyorsun, milli kayakçısın, hafta sonları benim kadar eğleniyorsun ve 39 yaşındasın! Bu, nereden baksan bir başarı hikayesi. Başını nereden alalım?
Yıl 2009. Amerika’da e-kitap çıktı; ben bunu çok merak ettim ama Türkiye’de yoktu. Bir şekilde yurt dışından e-kitap okuyucu getirtmeyi başardık. Cihaza aşık oldum; bunun devrimsel bir icat olduğunu düşündüm. “Türkiye’de kitap okuma oranını artıracak bir şey buldum!” diye geçirdim içimden. O dönem çalıştığım şirket, iş için beni Çin’e göndermişti. Ben de iki gün izin aldım ve bu dürtüyle e-kitap okuyucuyu getirttiğim yere, Tayvan’a gittim. O firmadan distribütörlük istedim.

Hiçbir bağlantın olmadan öylece mi gittin?
Evet, evet. Üreticisini buldum, kafamda sadece bu icadı Türkiye’de tanıtan ilk insan olmak vardı. Topluma faydalı bir şey yapacaktım. Düşün, o tarihte tablet, akıllı telefon falan yoktu ve ekrana dokunarak kitap okumak inanılmaz bir şeydi! Neyse Tayvan’daki firmanın üreticileri kendi markam olup olmadığını sordular; “Var!” dedim. Hahaha! Ve o şekilde başladım. O dönemde bu işin pazarı da yoktu; az miktarda ürettiler ve ben onları Türkiye’ye getirip sattım.

O sırada profesyonel olarak ne iş yapıyordun?
CNR Holding’de Genel Müdür Yardımcısı olarak çalışıyordum. Dünyanın bütün fuarlarına gidiyordum. Uluslararası satış ve pazarlamadan sorumluydum. Kozmetik, gıda, tekstil… Girişimcilikle oralardaki kobiler sayesinde tanıştım zaten. Yoksa ben 2005’te Boğaziçi Üniversitesi’nden mezun olduğumda ‘girişimci’ diye bir kelimeden haberim bile yoktu.

Sezen Sungur Saral: Türkiyede yerli teknoloji üreten bir kadının ilham veren hikayesi

ARABAMI SATTIM, BORÇ ALDIM VE ŞİRKETİ KURDUM

E-kitapları Türkiye’ye getirdin ve…
“Bakın, bu cihaza binlerce sayfa koyup okuyabilirsiniz” diye insanlara tek tek anlatıyordum. Sonra büyük bir elektronik zincirin genel müdürlüğüne ürünlerimi satmaları için yazdım. “Siz güçlü bir kurumsunuz; ben de bunu buldum, getirdim. Lütfen bana destek olun” dedim ve kabul ettiler. 300 adet sipariş verdiler. Ne kendime ait firmam vardı ne de param!

E ne yaptın?
Arabamı sattım, borç aldım, şirketi kurdum ve siparişi teslim ettim. Altı ay kadar tek bir elektronik zincirde, kazandığım parayı geri yatırarak basit bir matematikle bu işi yaptım. Daha sonra cihazlar tabletlere evrildi ve yönümüzü hemen oraya çevirdik.

Bu hayli cesur bir hamle…
Evet. Uluslararası markalar tabletleri ya çok geç ya da çok pahalıya getiriyordu. Biz ortaya çıktık ve daha uygun fiyata daha iyi özellikleri olan tabletler getirdik. Daha sonra akıllı telefonlar çıktı ve büyüdük. Ama para kaybediyorduk.

Sezen Sungur Saral: Türkiyede yerli teknoloji üreten bir kadının ilham veren hikayesi

“BOYUMDAN BÜYÜK İŞLERE Mİ KALKIŞTIM?” DEDİĞİM BİR ANDA…

Neden?
Çünkü markalar bir anda arttı ve fiyatı düşük tutmak zorunda kaldık. Tam da o sırada Türkiye’de girişimcilik ekosisteminin ortaya çıkmaya başladığı dönemdi. Aldığım eğitimi, misyonumu, vizyonumu, bu işi neden yaptığımı hatırlatan programlara beni davet ettiler. EY, Endeavor ve EBRD’den danışmanlık desteği aldım. Şirketimi 2015’ten 2017’ye kadar olan süreçte farklılaştırdım ve fiyat savaşlarından çıkardım. Eğitimimde ve başlangıç misyonumda olan şeyi oraya oturtarak hem markaya hem ürünlere yansıtmayı başardım.

Ne o?
Bir değer yaratmak. Çin’den bir tedarikçimle stratejik ortaklık yaptım. O da çok hırslı, çalışkan ve başarılı bir kadındı. Ve kendi fabrikamı 2018’de kurdum. İki yıl üst üste ‘Yılın Kadın Girişimcisi’ ödülünü aldım. Tam da ödülü aldığım zaman “Acaba boyumdan büyük işlere mi kalkıştım?” diye düşündüğüm bir dönemdi. KAGİDER bana o ilk ödülle cesaret verdi… Şimdi orada Yönetim Kurulu Üyesi’yim.

FABRİKAYI KARADENİZLİ KADINLAR YÖNETİYOR

Samsun’daki fabrikanı gezdim; çalışanların neredeyse yüzde 70’i bölgeden kadınlar. ‘Made in Turkey’ telefonlar, tabletler, saatler, süpürgeler üretiyorlar. Çok etkilendim. Neden Samsun’u seçtin?
Samsun, daha önce hiç mobil teknoloji yatırımı yapılmamış bir bölge, limanı, iki üniversitesi ve bir teknoparkı olan bir şehir. Kadınların çoğunlukta olması doğal bir sonuç çünkü Karadeniz kadını çok çalışkan, girişken. Onlar Amazon kadını.

Tamamen çalışanlar tarafından çıkarılan bir derginiz de var. Herkes içinden ne geliyorsa yazıyor, röportaj yapıyor; bu benim çok hoşuma gitti.
Çalışanlarımız kafalarında fikirler olan, içlerinde patlamaya hazır bir güç olan ve bu gücü ortaya çıkarmak için reeder’a bağlı kalan insanlar. Bu dergiyi kişiliklerini ortaya koyarak onlar çıkarıyor ve reeder’ın kültürünü oluşturup temsil ediyorlar. Bu yüzden deRgi’mizle gurur duyuyorum.

Samsun’da yeni bir yer açacaksınız çünkü pandemideki büyümeyle birlikte şu anki fabrikaya sığmıyorsunuz sanırım, değil mi?

Yeni fabrikamız kapasitemizi altı katına çıkararak ihracata odaklanmamızı ve global marka olma hedefine yakınlaşmamızı sağlayacak. Samsun Üniversitesi’nin içinde kurduğumuz yüksek teknoloji merkezinde elektrikli araba ve yerel içerikli akıllı TV gibi yeni ürünler üretmeyi planlıyoruz.

Sezen Sungur Saral: Türkiyede yerli teknoloji üreten bir kadının ilham veren hikayesi

ESKİDEN ‘DÜNYANIN EN İYİSİ’ OLMAK MAKBULDÜ ŞİMDİ ‘DÜNYA İÇİN EN İYİSİ’ OLMAYI HEDEFLEMEK ÖNEMLİ

39 yaşındasın ve şu ana kadar son derece başarılı bir profilin var ve maddi olarak yeterli bir noktadasın. Kendin için vizyonun ne?

Çevreme faydalı bir birey olmak tek amacım. Eskiden rekabetçi bir profesyonel olmak makbulken şimdi ‘dünyanın en iyisi’ değil ‘dünya için en iyisi’ olmayı hedeflemek önemli.

Şimdiki hedefin ne?
Harvard OPM programına kabul edildikten sonra şuurlu bir şok yaşadım ve Satış & Pazarlama görevlerimi profesyonel yöneticilere devrederek şirketimde Sürdürülebilirlik ve İnovasyondan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi oldum. Birleşmiş Milletler’in 17 hedefinden ikisi olan ‘Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Nitelikli Eğitim’e odaklandım. Kadınlara pozitif ayrımcılık yapacağıma, sıfır atık projesi uygulayacağıma, doğaya ve insana karşı sorumlu bir firma olacağına dair anlaşmaları imzaladım ve MEB ile birlikte meslek liselerinde kız öğrencilere STEM eğitimi vereceğimiz bir projeyi başlattım. Bu yılın sonunda da sürdürülebilirlik raporumu vereceğim. Ayrıca sevgili dostum fütürist Ufuk Tarhan beş sene önce bana “Niye Ar-Ge merkezi olmuyorsun?” diye sormuştu. Araştırdım, çok zordu ama sonunda kurduk.

TUTKUN VARSA KAPİTAL SENİ BULUR
Senin yaptıklarını yapmak için insanın elinde baştan kapital olması gerekiyor mu?
Hayır, çünkü tutkulu bir girişimci isen, bir amacın ve buna adanmış bir iş planın varsa yatırımcı bulursun. Şu anda her şey daha kolay çünkü girişimciliği destekleyen organizasyonlar var, benim zamanımda bu kadar yaygın değildi.

Bu sıkı tempoyu devam ettirmek için yüksek bir motivasyon gerekiyor. Kendine ne diyorsun?

Kendime hep “Daha çok şey yapabilirsin” diyorum Şu anda bu röportajı okuyanlar kaç yaşında olursa olsunlar hemen çalışmaya başlamalılar, dünyamızın buna ihtiyacı var.

Nasıl bir çalışma?

Ne olursa! Ama gezegenimizi yaşatmak ve eşitsizliği azaltmak kılavuz hedefleri olmalı.

Fotoğraflar: Ozan GÜZELCE

Sıradaki haber yükleniyor...
holder