Türkiye, bir zamanlar başta İngiliz ve Alman olmak üzere batılı emeklilerin gözdesiydi. Almanlar daha çok Alanya’dan, İngilizler ise Kaş, Kalkan, Didim ve Fethiye’den mülk alıp yerleşir; ülkesinden aldığı maaşla burada daha rahat bir hayat sürerdi. Onların bu tercihi bölge esnafı için de bulunmaz nimetti. Yabancı ilgisi, sadece turizm sezonunda değil 12 ay boyunca iş yapabilmeleri demekti.
Son yıllarda bu eğilim değişti. Özellikle İngilizler, Türkiye’deki mülklerini satıp daha ucuz olan Güney Asya ülkelerine yönelmeye başladı. Eş zamanlı olarak da Türklerin Batılı ülkelere ilgisi artmaya başladı. Özellikle de Ege’nin karşı kıyısına; yani Yunanistan’a olan talep patladı. Yunanistan’ın Temmuz 2013’te yürürlüğe koyduğu Altın Vize programından yararlananlar arasında Türkler, Çinlilerin ardından ikinci sırada yer aldı.
Yunan Kathimerini Gazetesinin haberine göre Altın Vize için başvuran Türklerin sayısı 2024’e göre yüzde 160 artarak 2025’te 3 bin 291’e ulaştı.
Haberde, Altın Vize’ye başvuran Türklerin sayısının 2023’ten bu yana “keskin bir artış” gösterdiği, 2024’te zirveye ulaşan başvuru sayısının geçen yıl da devam ettiği ve özellikle “yüksek gelirli Türklerin”, Türkiye’de enflasyonun artmasıyla birikimlerinin değer kaybını engellemek için yurt dışında seçenekler aradığı kaydedildi. Gazeteye göre hem kira getirisi hem de gelecekte kazanç perspektifi sunan Yunanistan’daki gayrimenkullere yatırım yapmak popüler oldu. Schengen bölgesinde vizesiz seyahat imkanı da ilginin artmasında etkin bir rol oynadı.
Yunanistan’dan mülk edinmek yoluyla Altın Vize alan yabancıların sayısı sadece 2025 yılında 8 bin 879 olarak gerçekleşti. Komşumuzda bölgesel ve içeriksel farklar gösteren çok çeşitli Altın Vize programları mevcut. En düşük tarife olan 250 bin Euro, kriz döneminde atıl kalan çeşitli vasıflardaki işyerlerinin konuta dönüştürülmesiyle elde edilen mülkleri içeriyor. Yani ekonomik açıdan değerini yitirmiş bir kaynak bu yolla yeniden ekonomiye kazandırılıyor.
Türkiye olarak biz de sadece geçen yıl 1 milyar Euro’yu aşan bir katkı sağladık bu projeye. Oysa vize sıkıntısını çözerek, çalışan ve üreten kesimlerin vergi yükünü azaltarak, yatırımı teşvik ederek bu paranın büyük bölümünün ülkemizde kalmasını sağlayabilirdik. Umarım 2026 yılında bu yönde daha olumlu adımlar atabilir ve göçü tersine çevirebiliriz.
KÜÇÜK AMA ÖNEMLİ BİR ADIM
Gelin İzmir için bir hayal kuralım... Tüm toplu taşıma araçları elektrikle çalışan, konut ve kamusal alanların aydınlatmasında yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanan, bu alanda dünyanın ilk 10 kenti arasına giren bir İzmir düşünelim...
İzmir, başta rüzgâr ve güneş olmak üzere bu alanda zengin kaynaklara sahip. Bu kaynakları değerlendirme konusunda da ülkemizin bir numaralı kenti. Ve daha fazlasını da yapabilecek potansiyeli mevcut. Bu konuda Bornova’dan da güzel bir haber geldi hafta içinde. Bornova Belediyesi’nin Abide-i Hürriyet Meydanı’na kurduğu Türkiye’nin en kapsamlı hibrit enerji direği, güneş ve rüzgâr enerjisini aynı anda kullanarak parkın tüm elektrik ihtiyacını karşılayacak. Hibrit direk; telefon şarj noktaları ve engelli aracı şarj istasyonu gibi özellikleriyle de vatandaşlara ücretsiz enerji sunacak. Projenin ana hedefi ise parklardan refüjlere kadar pek çok alanda hibrit direkleri yaygınlaştırarak Bornova Belediyesi’nin kendi elektriğini üretebilmesini sağlamak ve buradan elde edilecek tasarrufu sosyal destek olarak ihtiyaç sahiplerine aktarmak.
Başlıkta da belirttiğim gibi küçük ama önemli bir adım. Umarım hem İzmir’de hem de yurdun dört bir yanında hızlı yaygınlaştığına tanıklık ederiz.
