Çok bilinmeyenli denklem

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Bugün hangi anne babaya “Hayatınızdaki en değerli varlık ne” diye soracak olursanız olun mutlaka “Evladım” yanıtını alırsınız... Dolayısıyla gündemdeki en acil ve hayati konu da dersbaşı yapmayı bekleyen 18 milyon öğrencinin; yani 18 milyon evladımızın durumudur bana göre...

Normalde ilk ve orta dereceli okulların 31 Ağustos’ta açılacağı ilan edilmişti... Ancak COVID-19 vaka sayısının yeniden tırmanması nedeniyle pek de ihtimal verilmiyordu. Öyle de oldu. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, saatler süren Bilim Kurulu toplantısı sonrasında yaptığı açıklamayla okulların 31 Ağustos’ta uzaktan eğitimle, 21 Eylül’den sonra ise aşamalı ve seyreltilmiş olarak yüz yüze başlayacağını duyurdu.

Bu aşamadan sonra neler olacağını bekleyip göreceğiz ama daha şimdiden belli olan bazı gerçekler var. Ülkemizde 18 milyon öğrenci, 1 milyonu aşkın eğitim emekçisi var... Çoğu ülke nüfusundan kalabalık olan bu insanların buluştuğu 57 bin devlet okulunun 52 bininde ise revir yok. Ayrıca yeterince temizlik görevlisi yok. Olsa bile hijyeni sağlamak için gerekli donanım yok.

Özel okullarda ise sorunlar bambaşka... 12 bin özel okul, 210 bini öğretmen toplam 300 bin kişi istihdam ediyor... Çoğu özel okul kayıtlarını tamamladı ve ücretin tamamını ya da büyük bölümünü peşin olarak aldı... Okul yöneticileri, eğitimin başlamaması halinde velilerin ücret iadesi istemesinden endişeli. Çünkü böyle bir durum yaşanırsa öğretmenlerin maaşlarının ödenmesi tehlikeye girebilir.

Çok bilinmeyenli denklem bununla da bitmiyor... Ülkemizde, taşımalı eğitim dahil toplam 250 bin okul servisi bulunuyor. Bu servislerde şoför ve hostes olmak üzere 400 bin aşkın insan istihdam ediliyor. Geçen eğitim döneminde, okulların kapalı olduğu günler için ücret iadesi yapmak zorunda kalan servisçiler de gelişmeleri endişeyle takip ediyor.

Öğrencilere gelince... Onlar şu sıralar harıl harıl Jules Verne’in “İki Yıl Okul Tatili” adlı eserini okuyor. Özetle kimileri okulların hemen açılmasını, kimileri eksiklikler giderilene kadar beklenmesini talep ediyor...

Yani herkesi memnun edebilecek tek bir karar ne yazık bulunmuyor. İyi de ne olacak? Öncelikle şu an ülkemizde en ağır yükü omuzlarında taşıyan isim olduğuna inandığım Milli Eğitim Bakanımız Ziya Selçuk’a kolaylıklar diliyorum. Karar verilirken bilimin esas alınmasını ve en değerli varlığımız olan evlatlarımızın sağlığının temel kriter olmasını bekliyorum.

GEÇMİŞ OLSUN ÇEŞME

Tıpkı geçen yıl olduğu gibi İzmir ve Çeşme Yarımadası yine orman yangınlarıyla boğuşuyor. Son olarak Ildır Mahallesi’nde makilik alanda başlayan yangın, rüzgârın da etkisiyle kısa zamanda 50 hektarı aşan bir alanı esir aldı. Civardaki siteler boşaltıldı, binlerce insan tahliye edildi. O esnada sosyal medyada asılsız bilgiler havada uçuştu. Yangına müdahale edilmediği veya geç kalındığı ileri sürüldü.

Oysa ulaştığım yetkililerden aldığım bilgilere göre durum epey farklı. Saat 22.47’de başlayan yangına ilk müdahale çok kısa süre içinde 100’ü aşkın personelle yapılmış.

Ancak saatteki hızı 55 kilometreyi bulan rüzgâr nedeniyle yangının büyümesi önlenememiş. İlerleyen saatlerinde Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin de geldiği olay yerindeki ekiplerin mevcudu kısa sürede 86 arazöz, 9 dozer ve 344 personele ulaşmış. Gündüz 2 yangın söndürme uçağı ve 20 helikopterin devreye girmesiyle alevler kontrol altına alınmış. Bunları anlatmamın temel nedeni şu:

Sosyal medyada yayılan asılsız bilgiler paniği büyütüyor, hatta o sırada canını tehlikeye atarak alevlerle mücadele eden ekiplerin moralini bozuyor; emeğini yok sayıyor. Lütfen, insan hayatının söz konusu olduğu durumlarda sosyal medyada mesaj atarken önce vicdanınızın sesini dinleyin.

Çünkü çoğu zaman olay yerinden yüzlerce, binlerce kilometre uzaktan yazdığınız o mesajlar herkese zarar veriyor.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder