Çok enerjik bir konu

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Isınmak için, yol almak için, üretmek için, aydınlanmak için ve daha pek çok şey için enerjiye muhtacız. Türkiye olarak tüm bunların yanında bir de enerji ithalatına mahkumuz. Her yıl 45-50 milyar dolar civarında büyük bir miktarı petrol, doğalgaz gibi yer altı kaynaklarını satın almak için harcıyoruz. Dolayısıyla bu alanda dışa bağımlılığımızı azaltacak, hatta mümkünse sıfırlayacak her adımın değeri çok büyük. Cuma günü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı Karadeniz’de doğalgaz bulduğumuz müjdesini bu açıdan son derece önemsiyorum. İlk bilgilere göre çıkarmaya başladığımız günden itibaren her yıl 8 milyar dolar tutarında bir para kasamızda kalacak.

Bu paranın eğitime, sağlığa, ulaşıma, yeni teknoloji yatırımlarına harcanması halinde yaratacağı ekonomik değer ederinden çok daha fazla olacak. Ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Ama bu güzel haber bazı doğruları görmemize ve o yolda ilerlememize de engel olmamalı. Petrol ya da doğalgaz... Tüm bu kaynakların bir sınırı, bir sonu var. O son gelmeden yenilenebilir enerji yatırımlarına hız vermeliyiz.

Güneşimiz, rüzgârımız, yer altı ve yer üstü su kaynaklarımız, hatta denizdeki dalgalarımız ve çöplerimiz bile bizim geleceğin enerjisini üretmekteki en değerli hazinemiz. Yenilenebilir kaynaklar konusunda, enerji ihtiyacımızın tamamını karşılayabilecek büyük bir potansiyele sahibiz. Bu potansiyeli en kısa zamanda ve en verimli şekilde değerlendirmek için aralıksız çalışmalıyız.

MADENİ PARLATMAK LAZIM

Madenciliği kısaca yeraltı kaynaklarının araştırılıp, bulunup gün ışığına çıkarılması olarak tarif edebiliriz. Geçen gün internette dolanırken Dünya Gazetesi Ankara Temsilcisi Ferit Parlak’ın bu konudaki önemli bir yazısına rastladım. Yazıda yer alan bilgilere göre Irak milli hasılasının yüzde 78.5’ini madencilikten elde ediyormuş. Bu oran Suudi Arabistan’da yüzde 58.7, Kazakistan’da yüzde 38.2, İran’da ise yüzde 30, Arnavutluk’ta yüzde 5.6, Bulgaristan’da yüzde 3.9, Polonya’da yüzde 2.6’ymış. Bizde ise sadece binde 8 düzeyinde.

Yeraltı kaynaklarımızı az çıkardığımız gibi bir de kötü değerlendiriyoruz. Mesela savunma sanayisinde zırh malzemesinin hammaddesi bor. Ama boru bu alanda kullanabilmek için önce işlememiz gerekiyor. Biz ise tonunu 400-500 dolara ham halde satıp, tonunu 40 bin dolardan, yani yaklaşık 100 katı bir bedelle işlenmiş olarak satın alıyoruz.

Kanada ise maden değeri olarak milli hasılasının sadece yüzde 5’i kadar bir değer üretirken, bu madenleri işleyerek maden hammaddeli sanayi üretiminin payını yüzde 40’lara çıkarıyor. Bu sayede de tüm dünyada ‘Maden kralı’ olarak anılıyor. Dolayısıyla çıkarmak yetmiyor, öncelikle çevreye zarar vermeden çıkarmak, sonra da emek verip parlatmak gerekiyor.

ÇİN FIRTINASI 

Dünyaca ünlü Forbes Dergisi, en büyük 500 şirket listesini yayınlamaya başladığında yıl 1990’dı. O yıl dünyanın en büyük 500 şirketi arasında hiç Çinli şirket bulunmuyordu. Aradan sadece 30 yıl geçti. Ve Çin ilk 500 listesine tamı tamına 133 şirket sokarak tarihte ilk kez 121 şirketle listede yer alabilen Amerika Birleşik Devletleri’ni (ABD) geride bıraktı.

Listenin zirvesinde, yıllık 514 milyar dolar gelirle ABD’li Wallmart yer alıyor. Küçük bir kıyaslama yapmak gerekirse, aynı derginin yayınladığı Türkiye’ye özel sıralamanın zirvesinde yer alan Türkiye Petrol Rafinerileri’nin yıllık geliri yaklaşık 12 milyar dolar.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder