Işınsu KestelliEmeklilik tarihe karışabilir mi?!

HABERİ PAYLAŞ

Emeklilik tarihe karışabilir mi?!

 

Dünya hızla değişirken hiçbir şey aynı kalmıyor... Çalışan, yıllarca prim ödeyen herkesin en temel hakkı olan emeklilik sistemi artık tüm dünyada alarm veriyor.

Acı gerçek, OECD’nin yayınladığı raporla bir kez daha yüzümüze çarptı. 2025 Emeklilik Raporu, dünya nüfusunun hızla yaşlanmasının işgücü ve emeklilik

sistemleri üzerinde ciddi baskı yarattığını net olarak ortaya koydu. Raporda, ülkelerin emeklilerin çalışma hayatına katılımını artıracak politikalar geliştirmesi gerektiği vurgulanırken, Türkiye’nin 2050 sonrası yaşlı nüfus artışında dünyada ilk sıralarda olacağı bildirildi.

Haberin Devamı

Kısaca hatırlamak gerekirse; Türkiye’de genel sosyal güvenlik sistemi 1930’lu yıllarda devreye girmiş ve 1966’da, yaklaşık 30-35 yıllık bir sürecin ardından ilk emekli maaş cüzdanları verilmeye başlanmıştı. O dönemlerde emekli olmak, biriken kıdem tazminatına kavuşup ev, otomobil sahibi olmak anlamına geliyordu. Hatta bazı kurumların çalışanları, sandık adı verilen yapılar sayesinde çift maaş, ek haklar alma ayrıcalığına bile kavuşuyordu.

Ancak değişen ekonomik şartlarla ve çoğu zaman siyasi sebeplerle tanınan erken emeklilik uygulamalarıyla birlikte, çalışan nüfus başına düşen emekli sayısı hızla artarken, emeklilerin aldığı tazminat ve maaş miktarları giderek azalmaya başladı.

OECD genelinde de durum aynı. 65 yaş üzeri nüfusun 20-64 yaş aralığındaki nüfusa oranı 2000 yılında yüzde 22 iken 2025’te yüzde 33’e çıktı. Bu oranın 2050’de yüzde 52’ye ulaşması bekleniyor.

Türkiye nüfusu da benzer bir eğilimi takip ederek 2050’de OECD ortalamasının bile üzerine çıkacak. 2050-2075 döneminde ise Kolombiya, Şili, Kosta Rika, İzlanda, Litvanya ve Meksika ile birlikte yaşlı nüfusu en hızlı artan ülkeler arasında yer alacak. OECD’nin bulguları, yaşlanan nüfusla mücadelede en kritik aracın emeklilerin işgücüne katılımını kolaylaştırmak olduğuna işaret ediyor. Rapor, Türkiye için hem demografik dönüşümün hızına hem de emeklilik sonrası çalışma kısıtlamalarının yeniden düzenlenmesi gerekliliğine güçlü bir uyarı niteliği taşıyor.

Haberin Devamı

Tüm bunların yapılması halinde mevcut emeklilerin şartlarının bir süre daha korunabilmesi mümkün olacak. Ancak bu madalyonun bir yüzü. Diğer yüzünde ise iş hayatına yeni başlayanlar yer alıyor. Eskiden bir kurumda ya da şirkette işe girmek, iş kurallarına uyma ve yetenek kriterlerine bağlı olarak kademe kademe yükselmek ve günü gelince emekli olmak demekti. Bugün ise işe yeni başlayan bir gencin önünde böyle bir yol pek yok.

Günümüzde mevcut işler ve iş tanımları hızla değişiyor. Uzaktan veya yarı zamanlı çalışmak yaygınlaşıyor. Sık sık iş değiştirmek gerekebiliyor. Bu da düzenli prim ödenmesinin ve belirlenmiş olan çalışma gününün tamamlanmasının önünde ciddi bir engel oluşturuyor.

Bu sorunu aşmanın mevcut koşullardaki formülü tamamlayıcı emeklilik ve bireysel emeklilik sistemleri gibi görülse de uzun vadede onların da yeterli çözümü sağlayıp sağlayamayacağı hayli tartışmalı. Özetle, sistem hızla tıkanıyor ve tüm dünya bir çözüm bekliyor. Çünkü bu öyle ‘kaldıralım gitsin’ türü bir problem değil, ciddi sosyal sorunları beraberinde getirebilecek potansiyele sahip bir kaos senaryosu. Dolayısıyla ilgili her kesimin, dünya genelinde ve tabii ki ülkemizde ortak akıl çerçevesinde el ele verip farklı çözümler üzerinde çalışması şart.

Haberin Devamı

Ne de olsa konuşmamakla, gündemde geriye atmakla çözülebilecek bir şey değil bu konu; benden uyarması.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder