İyi üretiyoruz, kötü pazarlıyoruz

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Küçük bir bahçesi olan, hatta evinde birkaç saksı bitki besleyen bile toprakla uğraşmanın ne kadar çok emek istediğini gayet iyi bilir... Öncelikle her bitki düzenli bakımgerektirir. Suyu kararında vereceksin. Işık almasını ihmal etmeyeceksin. Gübresini, çapasını geçiştirmeyeceksin. Verilen bu emeğin ödülü ise yemyeşil bir görüntü ve rengârenk çiçeklerdir ve fazlasıyla tatmin edicidir.

Geçiminizi bir şeyler yetiştirmekten kazanıyorsanız; yani tarımla uğraşıyorsanız durumçok daha hayatidir. Ufak bir ihmal, önlenemeyen bir hastalık ya da beklenmeyen iklim koşulları elinizde avucunuzda ne var ne yok alır götürür. Tüm bu riskleri göze alarak alın terini akıtan, gecesini gündüzüne katan Türk çiftçisi, büyük bir ustalık sergileyerek yüksek miktarda ürün elde etmeyi başarıyor.

Ancak dünya ölçeğinde emeğinin karşılığını tamolarak alamıyor. Mesela ülke olarak dünyanın üçüncü büyük tavuk yumurtası ihracatçısıyız. Rakiplerimizle aynı yemi, aynı suyu kullanıyoruz. Buna karşılık, Hollanda ürettiği yumurtaları ton başına ortalama bin 478 dolara, Polonya bin 198 dolara ihraç ederken biz ancak ve ancak 860 dolara satabiliyoruz.

Ege’nin sıvı altını zeytinyağında da durum pek farklı değil. Türkiye dünyanın altıncı büyük zeytinyağı ihracatçısı... Bu alandaki rakiplerimizden İtalya, 2019 yılında ürettiği zeytinyağının tonunu ortalama 4 bin 838 dolardan satmayı başardı. Yunanistan tonunu 3 bin 774 dolardan, Portekiz 3 bin 484 dolardan, İspanya ise 3 bin 47 dolardan ihraç etti.

Aynı dönemde ülkemizin ortalama ihracat fiyatı 2 bin 688 dolar olarak gerçekleşti. Üretim açısından dünyada altıncı sırada olduğumuz üzüme gelince... Dünyanın en büyük 10’uncu yaş üzümihracatçısıyız. 2019 yılında ton başına ortalama 729 dolar fiyat ile 150milyon dolarlık yaş üzüm ihracatı gerçekleştirdik. Oysa aynı yıl, diğer önemli üretici ülkelerden ABD yaş üzümün tonunu 2 bin 270 dolardan sattı.

İtalya bin 695 dolardan ihraç etti. Teknoloji kullanımı açısından diğer rakiplerimize göre daha geride olan ve lojistik anlamda sıkıntıları bulunan Şili bile bin 282 dolarlık ortalamayı yakaladı. Biz üretimde değil kalitede zayıf kalıyoruz. Ürünü işlenmiş hale getirip pazarlamak konusunda ciddi sıkıntılarımız var.

Markalaşmayı ise neredeyse hiç başaramıyoruz. Bunun sonucunda da çok çalışıp az kazanıyoruz. İşin en acı tarafı, bu konular yıllardır her ortamda konuşulmasına rağmen bir türlü gereken adımları atmayı başaramıyoruz.

MAAŞ EŞİTLİĞİNE 250 YIL KALDI

ILO Türkiye ve TÜİK ortaklığında gerçekleştirilen Türkiye ‘cinsiyete dayalı ücret farkı’ çalışmasına göre, Türkiye’de kadınlar erkeklerden yüzde 15.6 daha düşük ücret aldığı tespit edilmiş. Bu yeterince hazin bir durum ancak işin daha vahim olan kısmı ILO Türkiye Direktörü Numan Özcan’ın sözlerinde gizli... Özcan’a göre maaş artışlarındaki seyir ve çalışma hayatındaki iyileştirme çabaları mevcut hızla devam ederse kadın-erkek arasındaki çalışma hayatı koşullarının eşitlenmesi 250 yıl sürecek.

Çalışmanın diğer çarpıcı sonuçlarına gelince: *Kadın ile erkek arasındaki ücret farkı, genç yaşlarda yüzde 3.8 dolayındayken, 40’lı yaşlarda yüzde 25.9’a kadar yükseliyor. Eğitim seviyesine göre bakıldığında, ilkokul ve altı eğitim düzeyindeki kadınlar erkeklerin yüzde 38.6’sı kadar ücret alırken, yüksekokul ve üzeri eğitim seviyesinde bu oran yüzde 15.8’e geriliyor.

  • Anne olan kadınlar, olmayan kadınlara göre yüzde 11 daha düşük ücret alıyor. Baba olan erkekler ise baba olmayan erkeklerden daha yüksek ücret alıyor.
  • Kamuda çalışanlar arasında cinsiyete dayalı ücret farkı yüzde 5.1 ile çok düşük düzeyde.
  • Kayıt dışı çalışanlarda cinsiyete dayalı ücret farkı yüzde 24.2.

EĞİTİMDE SEFERBERLİK ŞART

Geçtiğimiz eğitim ve öğretim döneminde uzaktan eğitimle tanışan öğrenciler, bu yıl da kaldıkları yerden devam ediyorlar... Okullar kısmen açılmış olsa da en azından bir süre daha yarı yüz yüze yarı uzaktan hibrit bir sistem sürecek gibi.

Bu nedenle bilgisayar ve internete erişim son derece hayati durumda. Ne var ki bilgisayar fiyatları dövizdekidövizdeki artışa bağlı olarak geçen yıla göre resmen katlandı. İnternet desen uzaktanuzaktan eğitime kota dayanmıyor. Bu nedenle imkânı olan tüm kurum ve kişileri eğitimde fırsat eşitliği yaratmak üzere ellerini taşın altına koymaya davet ediyorum.

Seferberlikte ilk adımı da doğal olarak her bireyin eğitiminden sorumlu olan devletimizden bekliyorum. Devlet bir adım atarsa milletimizin 10 adım atacağından en ufak bir endişe duymuyorum.

Yazarlarımızdan

23 Kasım 2020, Pazartesi 08:23
23 Kasım 2020, Pazartesi 08:17
Sıradaki haber yükleniyor...
holder