Şimdi 'Oyun' zamanı

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Yaklaşık iki yıl önce bir yazı kaleme almış ve ‘Gelecek oyun pazarında’ başlığını kullanıp şu örneği vermiştim: “Türkiye’nin Artvin’den başlayıp Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz’i aşarak Hatay’da son bulan sahil şeridi 8 bin 333 kilometre uzunluğunda. Bu kıyılarda yaşayan yüzbinlerce kişi geçimini denizden sağlıyor. Taze balıktan kabuklulara kadar çok sayıda ürün hem iç piyasada tüketiliyor hem de ihraç ediliyor. Ve Türkiye, bunca emeğin, fırtınalara, azgın dalgalara göğüs germenin karşılığında ancak 1 milyar dolarlık deniz ürünleri ihracatı gerçekleştirebiliyor.

Oysa günümüzde çok daha az fiziksel emekle çok daha büyük kazançların elde edildiği sektörler var. Bunlardan biri de oyun yazılımları... Oyun yazılımı ihracatımız 2018’de bir önceki yıla oranla yüzde 50 artarak 1 milyar 50 milyon dolara ulaştı.” Tüm dünyada hayatı adeta durduran COVID-19 salgını, bu sektörün önemini bir kez daha kanıtladı. Her şey dururken oyun piyasası durmadı. Aksine patladı.

Her yaştan insan bilgisayar, tablet ve cep telefonları aracılığıyla günün her anında, her yerde oyun oynuyor. Oyunlarla nihai tüketiciye ulaştırılan reklamlar, neredeyse tüm diğer mecralarla yarışıyor. Bunun sonucunda da bu alanda faaliyet gösteren şirketler değerine değer katıyor. Türk oyun şirketlerinin yıldızı da her geçen gün daha fazla parlıyor.

Bu alanda ülkemizin yüzünü güldüren son başarı öyküsü, Sidar Şahin adlı genç bir girişimcinin 2010’da kurup büyüttüğü Peak’ten geldi. Türk oyun şirketi Peak, 1.8 milyar dolara ABD merkezli Zynga’ya satıldı. Böylece Zynga, kendi tarihinin en büyük şirket satın almasını yaparken, Türkiye’den de ilk kez bir teknoloji girişimi, 1 milyar doların üzerinde bir rakamla satılmış oldu.

Peak’ten önce yemeksepeti 2015’te Alman Delivery Hero’ya 589 milyon dolara, Trendyol da Çinli e-ticaret devi Alibaba’ya 728 milyon dolara satılmıştı. Sadece bu örnekler bile gençlerimizin yönelmesi gereken alanın teknoloji ve yazılım olduğunu gösteriyor. Bunun için de eğitim sistemimizin çağın gereği olan STEM; yani bilim (Science), teknoloji (Technology), mühendislik (Engineerig) ve matematik (Math) temellerinin üzerinde yeniden inşa edilmesi gerekiyor. 

★ 

Unutmayalım ki ülkemiz hammadde açısından çok zengin bir ülke değil. Pek çok sektörde ihraç edilebilecek mal üretimi için hammadde ithalatına mecburuz. Bizim en büyük gücümüz ve işlenebilecek hammaddemiz ise genç nüfusumuz.

Gençlerimizin eğitimine yapılacak her yatırım, kat be kat fazlasıyla bu topraklara dönecektir. Türkiye’nin eğitim alanında daha da gecikmeden köklü bir reform paketini hayata geçirmesi daha aydınlık ve daha müreffeh yarınlar adına yapılabilecek en büyük yatırımdır.

ATMA, DÖNÜŞTÜR

COVID-19 travmasının bizlere hatırlattığı bir başka gerçek de çevrenin önemi ve doğayı korumanın ihmal edilmemesi oldu. Çok şükür ki bu konuda da olumlu yönde gelişmeler var. Ambalaj Sanayicileri Derneği tarafından 5 Haziran Dünya Çevre Günü münasebetiyle yapılan açıklamada, ülke olarak ambalaj atıklarının şimdilik yüzde 50’sini geri dönüştürebildiğimiz vurgulanırken, bu oranla bile Türkiye’deki atık yönetimi ve geri dönüşüm sektörünün 5 milyar Euro’luk bir pazar haline geldiği belirtildi.

Yüzde 50’lik bu oranı, Kuzey Avrupa ülkelerindeki gibi yüzde 90’ın üzerine taşımamız için farkındalığı elbirliğiyle artırmalıyız. Bugün bir alüminyum içecek kutusunu geri dönüştürdüğümüzde bir televizyonu üç saat çalıştıracak enerjiyi geri kazanmış oluyoruz. Ya da 1 ton kağıdı geri dönüştürerek doğadaki 17 ağacı kesilmekten kurtarıyoruz.

Ya da 1 ton plastiğin geri dönüşümü ile saatte 5 bin 774 kilowatt elektrik enerjisi tasarruf ediyoruz. Lütfen bu verileri daha çok kişiye ulaştıralım. Sadece biraz dikkat ederek ve küçük bir çabayla çevreye nasıl büyük bir katkı sağlanabileceğini herkesin öğrenmesini sağlayalım. Atmayalım dönüştürelim.

Sıradaki haber yükleniyor...
holder