Nüfus artıyor, kırsal bölgeler hızla boşalırken kentler kalabalıklaşıyor ve bu da beraberinde yeni ve maalesef giderek kalıcı hale dönüşen sorunları beraberinde getiriyor. Bu sorunların en başında da trafik sıkışıklığı yer alıyor. Mesela İzmir’de sürücüler, 2025 verilerine göre yılda ortalama 72 saatlerini yoğun trafikte kaybediyor. Günlük bazda ise trafikte geçirilen süre ortalama 62 dakika olarak hesaplanıyor.
Giderek uzayan işe gidiş-dönüş süreleri buzdağının görünen kısmı. Market alışverişinden okul servisine, sosyal hayata yönelik faaliyetlerden hastane ziyaretlerine ve tatillere kadar, günümüz nüfusu her zamankinden uzak ve daha fazla yere seyahat ediyor. Peki, nüfus ve araç sayısı artarken ve şehirler olarak genişlerken bu sorundan kurtulmak mümkün mü?
Bu konuda önerilen ve pandemiden bu yana uygulaması giderek yaygınlaşan bir model var: “15 dakikalık şehir konsepti.” Adından da anlaşılacağı gibi, 15 dakikalık şehir, bir sakinin günlük yaşamında ihtiyaç duyduğu her şeye 15 dakikalık yürüme veya bisiklet yolculuğu mesafesinde ulaşabileceği bir şehir planlama modeli... Bu model, yerel bölgelerin sivillerin ihtiyaç duyduğu her şeye bu mesafede sahip olacak şekilde tasarlanmasını ifade ediyor.
Bu konseptin temel amacı, araç kullanımını azaltmak, yürüyüşü, bisiklet kullanımını ve toplu taşımayı teşvik etmek. Bu nedenle, 15 dakikalık şehirler, yollardan ziyade yeşil ve kamusal alanlar, bisiklet ve yaya yolları gibi özelliklere önem veriyor.
15 dakikalık şehir modeli, işletme profesörü Carlos Moreno tarafından 2016’da yeniden tasarlandı ve Kovid-19 pandemisinin ardından önemli bir ivme kazandı. Moreno, 2021’de yazdığı makalede, sakinlerin evlerinden 15 dakikalık yolculukla erişebilmeleri gereken 6 işlevi sıralayıp konseptini geliştirdi.
‘Yaşamak, çalışmak, ticaret, sağlık hizmeti, eğitim ve eğlence’ olarak belirlenen bu altı işlevin temel faydalarını ise hava kirliliğinin azaltılması, daha düşük karbon ayak izi, trafik yoğunluğunun giderilmesi, yürüyüş ve bisiklet sayesinde artan fiziksel aktiviteyle gelen sağlık, zamandan tasarruf ve daha yüksek yaşam kalitesi olarak sıralamak mümkün. Belediye Başkanı Anne Hidalgo’nun seçim vaatleri arasında da yer alan ’15 dakikalık şehir’ modelinin en yaygın olduğu kent Paris... Kentte halihazırda 50 adet 15 dakikalık şehir projesi faaliyette. Parisli olan Moreno da bu konseptin hayata geçirilmesi konusunda belediye başkanı Hidalgo ile birlikte çalışıyor. Paris dışında Avustralya’dan Melbourne, Kanada’dan Ottawa ve Edmonton, İspanya’dan Barselona, Çin’den Şangay, Kolombiya’dan Bogota, ABD’den Portland, İtalya’dan Milano da kademeli olarak bu modele geçiyor.
Bu vesileyle herkesi düşünmeye davet ediyorum: “Sizim şehriniz kaç dakikalık bir şehir?” Bu soruyu cevaplarken İzmir’i bir bütün olarak düşünmeyin; mesela Karşıyaka, Torbalı, Menemen veya kentin bir başka ilçesinde yaşayanlar Moreno’nun 6 başlık altında topladığı işlevlere, özel aracını kullanmadan erişebiliyor mu? Erişebiliyorsanız şanslı kentlilerdensiniz...
