Yaklaşık 13 yıldır bu köşeden sizlere ulaşabilmenin mutluluğunu yaşıyorum. Düzenli olarak okuyanlar, hatta arasa sırada göz atanlar bile, ilk günden bu yana iklim değişikliğinin yaratacağı olumsuzluklardan söz ettiğimi, hatta ‘iklim krizi’ ve ‘iklim felaketi’ ifadelerini en erken kullananlardan biri olduğumu bilir.
2025, iklim felaketinin etkisini en ağır hissettirdiği yıl olarak tarihe geçti. Bu durum, yılın son haftasında TÜİK tarafından açıklanan üretim verilerinde de net olarak görüldü. Türkiye, bu yıl zirai don ve kuraklık başta olmak üzere yaşadığı afetler sonucu bitkisel üretiminde ciddi kayıplar yaşadı.
Tahıl ürünleri üretim miktarları 2025’te bir önceki yıla göre yüzde 12.3 azalarak yaklaşık 34.2 milyon ton olarak gerçekleşti.
Bir önceki yıla göre, buğday üretimi yüzde 13.7 azalarak 17.9 milyon ton, arpa üretimi yüzde 25.9 azalarak 6 milyon ton, çavdar üretimi yüzde 20.9 azalarak yaklaşık 203 bin ton, yulaf üretimi yüzde 26.3 azalarak 288 bin ton, mısır üretimi ise yüzde 4.9 artarak 8.5 milyon ton oldu.
Kuru baklagiller grubunda nohut üretimi yüzde 28.2 gerilerken, kuru fasulye üretimi yüzde 11.4 düştü. Yeşil ve kırmızı mercimek üretimleri ise sırasıyla yüzde 58.1 ve 38.3 geriledi. Böylece nohut, kuru fasulye ve kırmızı mercimek üretimi sırasıyla yaklaşık 413 bin ton, 247 bin ton ve 250 bin ton oldu. Yumru bitkilerden patates ise bir önceki yıla göre yüzde 7.2 azalarak 6.4 milyon ton üretildi.
Yağlı tohumlardan soya üretimi yüzde 17.4 azalarak yaklaşık 149 bin ton, ayçiçeği üretimi ise yüzde 11.8 azalışla yaklaşık 1.9 milyon ton oldu.
Sebze grubu ürünlerden karpuzda yüzde 6.7, kuru soğanda yüzde 9.8, sivri biberde yüzde 1.8 oranında üretim artışı; domateste yüzde 7.6, salçalık kapya biberde yüzde 4.7, hıyarda yüzde 2 oranında üretim azalışı oldu.
Meyveler, içecek ve baharat bitkileri üretim miktarı 2025’te bir önceki yıla göre yüzde 30.9 azalarak yaklaşık 19.6 milyon ton oldu.
Meyveler grubunda, bir önceki yıla göre elmada yüzde 48.3, çilekte yüzde 1.9, şeftalide yüzde 46.1, nektarinde yüzde 44.1, kirazda yüzde 70.6, üzümde yüzde 27.5, narda yüzde 10.2 üretim azalışı yaşandı.
Turunçgil meyvelerinden mandalinada üretimde yüzde 5.8’lik artış oldu; portakalda yüzde 17.5, limonda yüzde 34.4 üretim azalışı görüldü. Sert kabuklu meyvelerden fındıkta yüzde 38.5, cevizde yüzde 38.2, Antep fıstığında yüzde 61.5 üretim azalışı oldu. Zeytin üretiminde yüzde 34.7 azalış gerçekleşti.
Bu veriler tarımda alarm zillerinin çaldığını net olarak ortaya koyuyor. Daha birkaç yıl önce, pandemi döneminde, tarımda kendi kendine yetebilmenin ne kadar önemli olduğunu daha iyi kavramış bir ülke olarak, bu sektörde yaşanan sorunların çözümü konusunda elimizi çabuk tutmamız gerekiyor. Ürün deseninin değişmesinden mevcut tohumların direncinin artırılmasına, akıllı tarım ve akıllı sulama uygulamalarının hızla yaygınlaştırılmasına kadar yapmamız gereken çok şet var ve zaman giderek daralıyor; benden söylemesi.
ÇARE ORMANLARDA
Bu yıl tarımsal üretime en ağır darbeyi yaşanan don olayları indirdi. Uzmanlar bu konuda ormansızlaşmanın etkin rolü olduğunu ifade ediyor ve ormanlık arazilerin yok edilmesinin ve genel ağaç popülasyonunun azaltılmasının, don olaylarının sıklığını ve şiddetini artırdığını belirtiyor. Çünkü ağaçlar geceleri topraktan ısı kaybını yavaşlatan doğal bir örtü görevi üstleniyor. Ormanlar yok olduğunda, toprak gündüz daha hızlı ısınırken gece çok daha hızlı soğuyor. Ağaçların rüzgarı kesme ve havaya nem sağlama etkisi azaldığında, soğuk havanın birikerek yayılması kolaylaşıyor. Bu nedenle, gelecek nesillere yaşanabilir bir ülke bırakabilmek için ormanlarımıza gözümüz gibi bakmalıyız.
