Geçen hafta, ülkemizin ve dünyanın sıcak gündemi nedeniyle iyi haberlerin göz ardı edildiğini belirtmiş ve Yozgat’ın Kabalı köyü sakinlerinin başarısından söz etmiştim. Köylülerin arazilerini birleştirerek kurduğu şirket aracılığıyla oluşturulan 6 bin dönümlük meyve bahçesi hem üretimi büyütmüş hem de köyde büyük bir ekonomik dönüşüm yaşanmasını sağlamıştı.
Bu haftada yine örnek bir köy ve yine güzel bir haber var gündemimde. Bu kez Sivas merkeze bağlı Kolluca köyüne götüreceğim sizleri...
Bugün 72 yaşındaki olan çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı Cahit Gümüşer, 1978’de Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olduğunda Kolluca’dan yetişen ilk doktor unvanını almıştı.
Mezun olur olmaz Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde göreve başlayan Gümüşer, o günlerde bir köyün kaderini değiştirdiğinden habersizdi. Onu örnek alan Kollucalı gençler, eğitime dört elle sarılarak özellikle tıp branşına yöneldiler. Yaklaşık 100 haneli köyden bugüne kadar 100’ün üzerinde doktor yetişti.
Gümüşer, köyünden çok sayıda kişinin bu mesleği tercih ettiğini vurgulayarak, “Köyümüzde 100’ün üzerinde doktorumuz var. Damatları ve gelinleri de sayarsak sayı 150’ye yaklaşıyor. İnsanlar bu duruma şaşırıyor ama köyümüzde eğitim kültürü eskiden beri güçlüydü” ifadelerini kullandı.
Köy muhtarı Şinasi Kumru da köyde avukat ve öğretmen gibi farklı mesleklerde çalışan çok sayıda kişinin bulunduğunu ancak doktor sayısının özellikle öne çıktığını söylüyor ve ekliyor: “Köyün ilk doktoru olan Cahit Gümüşer hem ailelere hem gençlere ilham verdi. Köyümüzde hemen hemen her ailede bir doktor var. Halen tıp fakültelerinde okuyan gençlerimiz de bulunuyor. Doktor sayımız arttıkça gururlanıyoruz” dedi.
Emekli fizik öğretmeni Abdullah Serttaş da köyden bu kadar çok doktor çıkmasının en önemli nedeninin olumlu rol modeller olduğunu kaydediyor. Altı çocuğundan üçünün doktor, üçünün öğretmen olduğunu anlatan Serttaş, bugüne kadar yaklaşık 30 öğrencisinin doktor olduğunu gururla vurguluyor.
Bence de tüm Kollucalıların gurur duyması gereken bir başarı öyküsü bu. Sadece bununla da kalmamalı. Dilden dile aktarılarak makus kaderini kabullenmiş tüm köylere, o köylerde yaşayan tüm gençlere örnek olmalı Kolluca’nın hikayesi.
Ülke olarak daha fazla iyi örneğe, daha fazla rol modele ihtiyacımız var. Ve o iyi örnekler için çok uzağa gitmemize de gerek yok aslında.
SÖZLERİ MİRAS KALDI
İlber Ortaylı, alışılageldik bilim insanlarından değildi. Bir yandan popüler kültürü eleştirir ama bunu dar bir çevrede değil bizzat en popüler iletişim araçlarını kullanarak yapardı. Sözünü hiç sakınmazdı. Her davete gider, her mikrofona konuşur, her kürsüde anlatır ve her defasında kendini dinletirdi. Mirasını bizzat kendi çabasıyla, bilgisiyle, kültürüyle, adeta tuğla üstüne tuğla koyarak inşa etti.
21 Mayıs 1947’de Avusturya Bregenz’de başlayan hayat yolculuğu, 13 Mart 2026’da İstanbul’da noktalandı. Ama ardında gezmeye aç, öğrenmeye iştahlı, önyargılara kapalı, konuşmayı bildiği kadar dinlemeye de hazırlıklı gençler bıraktı. Bence onu hatırlamanın en doğru yolu eserlerini okumaktan, sözlerini hatırlamaktan geçiyor.
Konuk olduğu bir üniversite buluşmasında gençlere söylediği, “Mektebi bitirir bitirmez evlenip mobilyacı gezeceğinize, dünyayı gezin” kısacık bir cümlede, bir ömürlük deneyim barındırıyor.
Eğitim hakkındaki sözleri ise tam duvara asmalık:
“Bir toplumu dejenere etmek istiyorsan, yarım eğitim vereceksin.”
“Okuma alışkanlığı için iyi bir eğitim ve insanların yalnız kalmayı sevmesi baş şarttır.”
“Sık sık ‘Eski kitaplar artık okunmuyor’ diyenleri duyuyorum. Okunmamaları onların kabahati değil, bin kelimeyle yazıp konuşan bizim gençliğimizin kabahati ve o gençliği öyle yetiştiren bizlerin, eğitimcilerin suçudur.”
NOT: Önümüzdeki hafta bayram tatili nedeniyle birlikte olamayacağız. Şimdiden mutlu, sağlıklı bir bayram dilerim.
