Depresyona karşı ne yapmamalı?

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre günümüzde 300 milyonun üzerinde insan depresyonda! Bu sayının demografisine bakıldığında kadınların oranının erkeklere göre daha yüksek olduğu görülmüş. Nedenlerine bu yazıda girmeyeceğim… Yine WHO araştırmasına göre depresyondaki birey sayısı son 10 yılda %20 oranında artmış.

Mevsim geçişlerinde, ruh halimiz değişir, dışarısı cıvıl cıvılken bile kendimizi yorgun, bıkkın hissedebiliriz. Bir de buna yaşadığımız olağanüstü süreç de eklendi, kendimize has dertlerimiz, içinde bulunduğumuz pandemi koşullarıyla birleşti. Bütün bunlara bir şey daha ekleyelim: Bu sürecin ne zaman normalleşeceğine dair de en ufak bir fikrimiz yok. Bir belirsizlik içerisindeyiz.

Kendimizi depresif, yalnız, umutsuz, çökkün hissedebiliriz. Bu duygu durumunun içine yerleşin ve orada öylece kalın demiyorum ama önce durumu bir anlayalım ve yokmuş gibi davranıp apar topar kaçmak yerine bize neler olup bittiğini anlamaya çalışalım. Herkese iyi gelecek şey kendine göredir. Size “Depresyona karşı şunu yiyin, bunu içmeyin, aman illaki spor yapın, meditasyon bu işin ilacı, nefes egzersizleri birebir” demiyorum, demeyeceğim. Bunu siz kendi kendinize söyleyebilirsiniz. Kendinize neyin iyi geleceğini, kendinizle bağ kurarak bulmanız en kıymetlisi ve işe yarar olanı.

“Yogaya başladım, kendimi hafiflemiş ve rahat hissediyorum. İçimdeki sıkıntı da hafifliyor yoga yaptığım günlerde.” Bu cümle içten gelir ve kendiliğindendir örneğin. Yeterli değildir ama ne güzel bir başlangıçtır. Buna devam etmek, böyle belirsiz zamanlarda saati, süresi, teması belli uğraşlardan ödün vermeksizin bunlara devam etmek çok yararlıdır. Sizi merkezinizde tutar.

“İçindeki insanı anlayan, tüm insanlığı anlamaya başlar”*

Avusturyalı yazar *Stefan Zweig, Olağanüstü Bir Gece adlı yapıtında “Kendini bulan insanın bu dünyada kaybedecek bir şeyi kalmamıştır” dedikten sonra başlıktaki cümleyle devam eder. Zweig romanları ve hikayelerinin yanı sıra bir biyografi üstadı olarak bilinir. İnsan yaşamını inceleyip kağıda döken bir kalem ustasının Antik Yunan’da tapınak girişine kazınmış “Kendini bil” tavsiyesini etkileyici diliyle yinelemesi dikkate değer. Kendimizi bilmezsek ihtiyaçlarımızı nasıl anlayabiliriz? İhtiyaçtan önce sorunumuzu, sıkıntımızı, bunun kaynağını ve bizde yarattığı etkileri nasıl kavrayabiliriz?

Benim için insanlığa armağan edilmiş bu önemli “tavsiye” şu cümlede daha çok yerine oturuyor: “Kendini duy". Kendini duymanın yolu da iyi bir dinleyici olmaktan geçiyor. İyi bir dinleyici olmadan kendimizi iyi ifade edemeyiz. Duymaksızın sürekli olarak kendimizi ifade etmenin hiçbir kıymeti yoktur. İyi bir dinleyici olmak, karşımızdaki konuşurken anlattıklarını gerçekten dinleyip onla empati kurmaktan geçer. Mümkünse yargısız, mümkünse kendi kuracağımız cümleleri ya da Instagram’da paylaştığımız fotoğrafın kaç “like” aldığını o sırada düşünmeden, boş boş bakmadan… Mümkün olmalı. İşte o zaman kendi iç sesimizi de duymaya başlarız.

Kendini Duymaktan Geçer Depresyondan Çıkmak

Depresyondan çıktığınızı nasıl anlarsınız? Hiç o anı/anları fark ettiniz mi? Yoksa üzerinden birkaç hafta geçti ve bir gün neşeli bir şekilde evde kendinizi dans edip yemek yaparken mi buldunuz? Ve saniyenin yarısı kadar “Sanki daha iyi hissediyorum.” diye düşünüp çorbayı karıştırmaya devam mı ettiniz? Bir sonraki hafta yine mi düşüş başladı? Peki bunu ne kadar net fark edebildiniz? Yoksa “içimde bir sıkıntı var” deyip durdunuz mu ya da adlı adınca “Depresyondayım” dediniz ama sesinizi kendinize bile duyuramadınız mı? Sonra bir bakmışsınız yaz gelmiş, depresyon yarına kalmış… Günler içinde yuvarlanıp savrulup gitmişiz.

Depresyonu Ertelemeyin

Şu kendini dinleme ve dillendirme meselesi önemlidir. Yoga kelimesinin anlamlarında biri, bir araya getirmek, bütünleştirmektir. Neyle neyi bir araya getiriyor peki? Zihinle bedeni, duyguyla zihni ve bunun en önemli köprülerinden biri nefestir. Nefes, zihnin karmaşasını sakinleştirir. 

Demiyorum ki nefes sizi depresyondan çıkarıverir, diyorum ki, çok etkili bir destektir. Yoga da aynı şekilde;bedeninize, nefesinize ve zihninize yaklaştırır sizi. Şunu diyebilir hale gelirsiniz “Böyle durumlarda kendimi iyi hissetmiyorum, içimdeki sıkıntının nedeni meğer buymuş”. Bu bir keşif yolculuğudur, sabır işidir. Diğer yandan bunları saptamak önemli bir adım iken bulgularımızla, elimizdeki verilerle ne yapacağız peki? 

Yoga, nefes, meditasyon çalışmaları kadar psikanaliz de kişinin kendiyle buluşması için oldukça verimli bir deneyimdir.

Günün sonunda bize neyin iyi geleceği ise önceden kestirmek zor. Yukarıda belirttiğim gibi herkes kendine iyi gelecek çözümü içine sindire sindire bulmalı, ite kaka olmamalı. Yeter ki şu “Tek seansta travma temizleme” gibi reklamlara kapılmamak. Keşke temizleyebilsek tek seansa tüm sıkıntılarımızı ama kendilik işçiliği emek yoğun bir mesele.

Kendilik İşçiliğinin En Kadim Öğretisi: Yoga

Yoga felsefesi, kendinden önce varlık gösteren Samkhya felsefesinden çokça etkilenmiştir ve her iki kadim öğreti de zihnimiz üzerine çok derinlikli öğretileri insanlığa kazandırmıştır. Bir Yoga bilgesi olan Patanjali Yoga Sutralar’da Yogayı “Chitta vritti nirodha-zihin dalgalanmalarının geri çekilmesi” olarak tanımlar. Chitta, zihin, hafıza, bilinçdışı anlamlarına geliyor. Bir başka Yoga bilgini Vyasa da chitta’yı 5 halde açıklar:

1. Zihnin düşünemez, dinleyemez, sessizleşemeyen hali.

2. Zihnin cansız hali. Bu halde zihin neden-sonuç ilişkisi kuramaz.

3. Zihnin dağınık/dikkatsiz hali. Zihnin burada ayırt etmeye başladığını ama harekete geçmek için yetersiz olduğunu vurgular. Yani depresyondayım ama neden depresyondayım ve ne yapabilirim diye düşünüyorum ama harekete geçemiyorum.

4. Zihnin odaklanmış hali. Yoga felsefesinde “ekagrata” tek bir noktaya demektir. Zihin tek bir noktaya odaklanarak konsantre hale getirilir. Meditasyon ve yoga için konsantrasyon gereklidir. Yoga ve meditasyon iç sesimizi duymak için en etkili yollardandırlar.

5. Odaklanmış zihin, sınırlanmış zihne dönüşmüştür. Sınır burada olumsuz anlaşılmamalı. Düşünemez, cansız, dağınık zihin bir noktaya odaklandıktan, konsantre hale geldikten sonra artık Patanjali’nin tanımındaki “nirodha” haline gelir. Zihin hiçbir şekilde odağının dışına çıkmaz denir burada.

Zihnin dalgalanmasını düşünce kalabalıkları olduğu kadar duygusal modumuz; kaygılarımız, endişelerimiz, mutluluklarımız da etkiler. Bu dalgalanmalara kapılıp gitmesine izin vermeden dingin bir zihin haline ulaşmak için deneyim paylaşımı olarak önerim; yoga, meditasyon ve mesleğini olması gerektiği gibi yerine getiren bir uzmandan konuşma terapisi desteği. Bunlara ek olarak okumak, dinlemek, izlemek. Hayatı okumaktan kitap okumaya, karşınızdakini dinlemekten bilgi aktarımlarını ve müzik dinlemeye, hayatınızda olan biten gelişmelere düşünmeden telaşla karışmak yerine sakince izlemekten film izlemeye… İşte bunlar bana iyi geliyor. Kimine mantra, şarkı söylemek, kimine dans etmek, kimine mandala ya da resim çizmek iyi geliyor… Size ne iyi geldiğini en iyi siz bilirsiniz…

Yogabiz.pro

Nilüfer Eyiişleyen

Yazarlarımızdan

06 Mayıs 2021, Perşembe 07:02
06 Mayıs 2021, Perşembe 07:00
06 Mayıs 2021, Perşembe 07:00
06 Mayıs 2021, Perşembe 07:00
Sıradaki haber yükleniyor...
holder