Şimdi yavaşça otomatik pilotunu devre dışı bırak ve yavaşla

YAZI BOYUTU
Abone Ol Google News

Bugünlerde hayatımıza dair sık duyduğumuz önerilerin başında geliyor sanırım “Yavaşla” önerisi.

Biz insanların müthiş bir yeteneği var, aynı anda pek çok şey düşünebiliyoruz. 

Daha da ötesi, bedenen bir şey yaparken, yaptığımız şeyden bağımsız olarak değişik kategorilerde düşünce geliştirebiliyoruz.

Örneğin, araba kullanırken, gecemizi planlayıp, aynı anda bir kulağımız da radyoda olabiliyor.

Yıkanırken, öğleden sonraki toplantıda sunumumuzu gözden geçirebiliyoruz.

Tüm gün görmediğimiz ailemizle akşam yemeği yerken ve onlarla sohbet ederken, içimizden iş yerinde canımızı sıkan iş arkadaşımıza saydırabiliyoruz.

Pek çoğumuz için aynı anda pek çok şey düşünmek ve yapmak, hayatın hızlı temposunun bir gereği. İş ilanlarının neredeyse hepsinde 'multi functional' olmak aranan en önemli özellik.

Öyleyse neden yavaşlayalım? 

Yavaşlamak ya iş hayatında bizi geride bırakırsa?

İsterseniz önce “yavaşlamak” ile ne kast ediyoruz, ona bakalım.

Yavaşlamak aslında “otomatik pilot”larımızdan özgürleşmek, hayata canlı bir biçimde katılmak demek.

Otomatik pilot, bir eylemi, adı üstünde, otomatik bir biçimde, üstünde hiç düşünmeden, ezbere, o andaki fiziksel şartları hiç fark etmeden, her zaman, aynı şekilde yapmaktır. 

Zihnimizde bir şeyler düşünürken, bedenen başka şeyler yapmak gibi…

Mekanik ve öğrenilmiş becerileri kolaylıkla otomatik pilotumuz sayesinde yaparız. Öğrendiklerimizi unutmama, biriktirebilme becerisi, biz Homo Sapiens’lerin önemli bir becerisidir. 

Otomatik pilot mekanik becerilerde çok işimize yarar gibi görünse de, hayatı devamlı otomatik pilotumuz aracılığı ile yaşamak bir süre sonra her günü aynı şekilde yaşamamıza neden olur.

Uyan, yüzünü yıka, kahveni/çayı iç, işe gel, işten eve dön.

Tüm bu işleyişi her gün aynı şekilde… Otomatik pilot cansızdır, değişiklikleri, hisleri, duyguları algılayamaz. Sadece teknik olarak söz konusu işi yapar. Gerisi ile ilgilenmez. 

Peki yavaşlamak neden önemli?

Neden önemli söyleyelim mi? Yaşadığımızı hissedebilmek için.

Yaşadığımızı hissedebilmek için deneyimlere ihtiyacımız var.

Hızlı bir tempoda, otomatik pilotta, ezbere, aynı anda pek çok şey düşünerek ve yaparak geçirilen günler, haftalar sonrasında “elde var sıfır” duygusu içimize bir yerlere yerleşir.

Sık sık “Hafta ne zaman başladı, ne zaman bitti, anlamadım” deriz. Şaşkınlık içinde bir bakmışız ki sene sonu gelmiş. 

Hatta çoğu insan “Yirmilerim, otuzlarım nasıl geçti, fark etmedim bile” der.

Otomatik pilot ve yavaşlamak bir sopanın iki farklı ucu.

Bir şeyi yapmayı öğrenebilmek ve bir kere öğrendikten sonra da üstünde pek de durmadan yapabilmek dünyanın en pratik şeyi. Araba kullanmayı öğreniyorsun ve bir süre sonra üstünde çok durmadan, çok düşünmeden araba kullanıyorsun…

Ortada bir mekanizma, bir düzenek var, bir teknik var, belli bir bilgiye sahip olup, bir süre emek harcadıktan sonra o mekanizmayı rahatlıkla yürütebiliyorsun. Ya da fiziksel bir ihtiyacın var, onu gidermen gerekiyor ve öğrendiğin/ezberinde olan tarzda ihtiyacını gideriyorsun. 

Her seferinde, her gün yeni baştan öğrenmek zorunda kalmıyorsun, üstünde çok durmadan hemen yapıveriyorsun. Ve bu yapılan şey her neyse zamanla devamlı yapıldığı için de belli bir deneyim sonucu çok iyi yapılmaya başlanıyor; Bakınız, anne yapımı dolmalar, otellerdeki yataklar v.s.

Bizim sistemimiz bir taraftan otomatik pilota bağlanmaya çok uygun. Aklınıza gelecek her türlü eylemi otomatik pilota bağlanarak yapabiliriz ve evet zevk aldığımız eylemleri bile... Hissetmeden, görmeden, tatmadan, duymadan…

Bir insanla tanışıyorsun, sevmek ya da sevmemek için nedenlerin oluyor, ya da aşık oluyorsun, nefret ediyorsun vs. Aşık olduğun insana mesela her gün devamlı yeniden, sil baştan aşık olabilirsin ama burada biz bizeyiz, bir süre sonra da o insana alışıyoruz, tanıyoruz hatta ciğerini bilir hale geliyoruz, o pek güzel film ’50 İlk Öpücük’deki gibi her gün bir önceki gün birinden çok hoşlandığımızı unutup ertesi gün tekrar tanışıp tekrar aşık olmuyoruz. E bunlar hayatı pratik hale getiren özellikler tabii…

Hayatımızı kolaylaştıran bu ‘öğrenme, öğrendiklerini kaydetme becerimiz’ bir otomatik pilota dönüşüyor. Sözlük anlamı ‘mekanik, elektrik ve hidrolik sistemleri kullanarak herhangi bir insan komutu gerekmeden aracın kumanda edilmesini sağlayan alet’ olan otomatik pilotun aslında olağanüstü durumlarda devreye girmesi için tasarlanmış. 

İşte işin tuhaflığı burada, olağanüstü durumlarda devreye girmesi için tasarlanmış bir düzenek adeta hayatımızı işgal ediyor.

Yavaşlamak ise, an ve an canlı, gözlemci ve katılımcı olarak hayatın bir parçası olmak demek.

Hayatın ve insanın devamlı değişen doğasını ise otomatik pilotla yakalamanın imkanı yok. Hayatımızı otomatik pilotla geçirebiliriz ama hayatımızı otomatik pilotla sürdüremeyiz, hayatımızdan otomatik pilotla zevk alamayız.

Otomatik pilot ‘o an’a dair ‘gerçek hislerimizi’ görmemizi, yaşamamızı, hissetmemizi engelleyebilir. Otomatik pilotla yaşanan bir hayat ‘daha’sını ister, çünkü her şey onun için çok rutin, çok sıradandır. Oysa deneyimlediğimiz şey değil, deneyimleme tarzımız rutin ve sıradan.

Yavaşladığımızda ve kendimizi tüm duyularımızla “şimdiye ve buraya” getirdiğimizde içinde bulunduğumuz o ana dair, yaptığımız o işe dair biricik ve özel ayrıntıları fark edebileceğiz.

Kendi otomatik pilotunuzu tanımak ister misiniz?

Aşağıdaki sorulara otomatik pilota özel bir antipatikliğimin olmadığını bilerek cevap verin;

  • Bir gününüzün ne kadarını otomatik pilotta geçiriyorsunuz? 
  • Bu saatleri otomatik pilotta geçirmenin size pratik bir faydası var mı?
  • Gün içinde otomatik pilotunuzun gerçekleştirdiği eylemleri ‘siz’ devralsanız hayatınızda neler değişiklikler olur mu? Evetse neler olur?
  • Otomatik pilotla hayata devam etmek size ne kazandırıyor?
  • Bir günümüzü acaba nasıl en sağlıklı bir biçimde ‘otomatik pilot’ ve ‘siz’ arasında paylaştırırsınız?
  • Otomatik pilotla sizin aranızda bir fark var mı? Varsa neler?
  • Sizce otomatik pilotunuz kim? 
  • Otomatik pilotunuz devredeyken “hayatı” hissedebiliyor musunuz?
  • Otomatik pilotunuz devredeyken “bedeninizi” hissedebiliyor musunuz? 
  • Otomatik pilotunuzu devre dışı bıraksak geriye sizden ne kalır?

İşte o sizin canlı kısmınız.

Yazarlarımızdan

Sıradaki haber yükleniyor...
holder